--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sayın Başbakan Lütfen Bu Yazıyı Okuyun!

28 Şubat tutanaklarını okuyunca, dönemin hükümetinin başına neler geldiğini daha iyi anlamış olduk.
Hükümetin başına gelenler, bizlerin de başına geldi.
Masum insanlar hiçbir gerekçe gösterilmeden, ordudan ve diğer kamu kurumlarından birilerinin kafalarında türettiği “sanal bir irtica yutturması” ile kazınmak istendi.
Ve bu amaçla, ne kıyımlar yapıldı.
Evine ekmek getiremeyen “küçük düşürülmüş” babalar, evlerine elleri boş döndüler, kahroldular.
Çok şükür o kâbus dolu günlerden bu günlere ulaştık.
12 Eylül referandumunun hâkim ve savcılara verdiği yetkilerle, sorgu sandalyesine 28 Şubatçıların elebaşıları oturtuldu. Bunların arasında TSK mensupları, Üniversiteliler ve diğer kesimler de yer alıyor.
Ancak, burada gözden kaçan bir husus var.
Bazı insanlar vardır. Onların tuzu daima kurudur.
Her zaman kedi gibi dört ayak üstüne düşerler. Muhalefet sıralarında onları hiç göremezsiniz. Her dönemde kolaylıkla iktidarın bir yerlerine yamanırlar.
Ve bunlara toplum asalak veya uyanıklar gözü ile bakar, ama değiller.
Bunlar aslında ne uyanık ne de asalaktır. Bunlar tam olarak birer çıkarcıdır.
28 Şubatta kurumlarda “irticacıdır” diyerek muhafazakâr insanları suçlu ilan eden kesimlere, bu bilgileri aktaran “çıkarcı ispiyoncular” unutuldu. Örneğin o dönemdeki rektöre birkaç akademisyen ile birlikte, “niçin kadromuzu vermiyorsunuz, Ahrette bunun hesabını nasıl vereceksiniz?” dediğimizde, “Ben de sizin hakkınızdaki bilgileri o kurumlara (BÇG, Jitem vb. kast ediliyor) aktaranlardan şikâyetçi olacağım” demişti.
Evet, bizleri jurnalleyen bu bukalemun ulaklar, aynı zamanda “Ordu göreve” pankartı da açılan mitinglerin müdavimi idiler.
Yani bizi jurnalleyenler, bizim aramızda görünenlerdi.
İşte Sayın Başbakan dikkatinizi çekmek istediğim husus budur.
Bu jurnalciler, AK Parti iktidara geldikten ve Cumhurbaşkanı değiştikten sonra, akşamdan sabaha tekrar 28 Şubat’tan önceki konumlarına dönüverdiler. Ve son birkaç yıldan beridir, 28 Şubat’ta bıraktıkları kirli izlerini silme çabasına girdiler. 2003’te hükümete küfreden bu ikbal avcıları, şimdilerde, o gün botlarını yaladıkları 28 Şubatçılara koro halinde sövmekle meşguller.
Yani, O dönemde 28 Şubatçılardan daha kralcı olan bu jurnalciler, bugünlerde AK Partililerden daha AK Partili kesilmiştir.
Bunun için kullandıkları yegâne yöntem, bir yerlere aday olmak ve bir şekilde bürokrasiye sokularak tekrar eski konumlarına geri dönmektir. Bunu 2011 seçimlerinde denediler. Önümüzdeki yıl yapılacak yerel ve 2015 genel seçimlerini de, bu amaçla kullanacakları muhakkak.
Sayın Başbakan,
Önümüzde iki seçim var. Bu ulak bukalemunlar bu seçimleri fırsat bilerek, AK Parti teşkilatındaki akraba ve tanıdıkları vasıtası ile bir şekilde AK Parti’ye yanaşarak, en azından bir belediye başkanlığı veya milletvekili aday adaylığı payesini kapacaklar. Sonra da bu payeyi kullanarak kamuda veya üniversitelerde tepe yöneticiliklere yerleşeceklerdir.
İspiyoncuların bu yükselişleri ile 28 Şubat’ta jurnalledikleri mazlumların insanlık onurları bir kere daha çiğnenmiş olacaktır.
Lütfen bunlara müsaade etmeyiniz.
2003’ten beri devletin milleti ile el ele vermesi sonucu 28 Şubat’ta aldığımız yaralar daha yeni kapanırken, bu ispiyoncular yüzünden tekrar derinleşerek depreşmesin.
Ve ne olur, kahrolan yine “biz” olmayalım..

Prof. Dr. İbrahim Bektaş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle