--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Niye şaşırdınız ki! Papa papalığını (!) yaptı

Bakıyorum da Türkiye ziyaretine methiyeler dizenler, Ermenistan çıkarmasından sonra papa hazretlerine (!) kin kusuyorlar.

Nedeni de hayranı oldukları çok sevgili papalarının Ermeniler aşkına düzenlediği ayinde, “Son yüzyılda insanlık 3 büyük trajedi yaşamıştır. Bunların ilki, genel olarak 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak görülen ve siz Ermeni halkına karşı yapılmış olandır. Piskoposlar, rahipler, dindarlar, kadınlar, erkekler, yaşlılar ve hatta savunmasız çocuklar ve hastalar bile öldürülmüştür” demesi imiş. 

Peh! Peh! Ve yine de Peh! 

Geçtiği bağlarından aldıkları üzümlerin parasını salkımların yerine asan atalarımız, ne kadar cani imiş ki, hasta ve çocukları bile öldürmüş. Bu iddialar dayanaktan yoksun olduğuna ve arşivler tam aksini gösterdiğine göre, koskoca Katoliklerin başı bir avuç Ermeni’nin yalanlarına resmen alet oluyor!

Üstelik de Türkiye’nin gösterdiği sert tepkilere rağmen yukarıdaki açıklamalarının arkasında aslanlar gibi de durarak, “soykırım” yoktur demiyorsa. Söylenecek tek şey:

Helal sana papa baba!

Öte yandan, Avrupa Parlamentosu da vakit geçirmeden önceki gün papalarından aldığı işaret ve güçle, Ermenilere yaltaklanmak için Ermeni safsatasını Türkiye’ye dayatan “soykırım” karar tasarısını kabul etti. Bu sayede 24 Nisan’da Ermenilere yaranmış olacaklar.

Ey aklı nerelerinde dolaşan “papaseverler” anlaşılan o ki, papa babanız sizi fena faka bastırdı.

Hani geçen yıl kasım ayının sonlarında Türkiye’yi ziyaret eden Papa hazretlerine (!) Papaseverler medya aracılığı ile en “insancıl” methiyelerini döktürmüştü. O da bunların üzerine “Gülücükler dağıtarak” Türkiye’yi terk etmişti. 

Bu gülücüklerin sahte olduğunu, bizim “davul kafalılar” dışında herkes anlamıştı. 

Nihayetinde ben tanımasam da “bir devleti” olduğu için, resmi protokol uygulanmak durumunda idi. Ve öyle de oldu, geleneksel misafirperverliğimiz gösterildi. Burası anlaşılabilir. Bana göre, Diyanet İşleri Başkanlığı seviyesinde bir karşılama yapılmalıydı, o ayrı bir husus.

Ancak, bir kısım medya ve İslam karşıtları nerede ise papa hazretlerine (!) “biat” edeceklerdi. Kâinatın hürmetine yaratıldığı Zat (sav)’a “çöl bedevisi” diyecek kadar azılı din karşıtı aynı çevreler, papa babalarına her türlü ihtiramı göstermekten geri durmadılar. Nedeni basit: Papa hazretleri (!) de azılı bir İslam ve esaslı bir Türk düşmanı idi.

Hilafetin adına bile tahammül edemeyenlerin, papanın eteklerini öpmeleri, bunların dertlerinin İslamiyet’le olduğunu açıkça gösteriyor.

Bu papasever dostlarımızın, din adamı olan papanın, aynı zamanda bir devletin başkanı olmasında bir beis görmezken, Hilafet söz konusu olunca, hak ve hukuku teferruat olarak saymaları nasıl izah edilecek?

Bilindiği gibi, papa hazretleri (!) Katolik Dünyası’nın lideri ve Vatikan Devleti’nin de başkanı. Yani, laikliği bize zorla dayatan Avrupalı münafıklar, kendilerine asla uygulamıyor. Bizim eblehler de bunların yutturmalarına dayanarak, Türkiye’nin İslam Dünyası’nın liderliğini üstlenmesinde önemli bir basamak teşkil edecek hilafete, laikliğe aykırıdır diyerek canhıraş bir şekilde karşı çıkıyor.

Neyse bu hamur çok su kaldırır, sadede gelelim.

Papa hazretlerinin “soykırım” türetmesinden sonra, en sert açıklama Dışişleri Bakanı’ndan geldi: Bakan Çavuşoğlu, “Papa’nın tarihi ve hukuki gerçeklerden uzak beyanı kabul edilemez. Dini makamlar mesnetsiz ithamlarla kin ve nefreti körükleme yeri değildir” dedi.

İyi de, bu adamın ne tıynette olduğu malum değil mi idi ki, Türkiye ziyaretinde dağıttığı “sahte gülücüklere” prim verildi. Bu köhne fikirlerini çürütecek argümanlar Ankara’da neden kör gözüne sokulmadı? Zaten Ankara’ya gelmeden önce Ermenilerle kaş-göz işaretleri yapıyordu. Bir cümle ile de olsa Ermeni mezalimi bu herife anlatılabilirdi. Ortak açıklamalarda dile getirilebilirdi. Gelinen sonuç değişir miydi, sanmam.

Alışıla geldiği gibi, Avrupalı dostlarımız (!), bizi oldum olası kazıklıyor. Ülkemizi ziyaretlerinde ağzımıza çaldıkları balın tadını bile alamadan, Edirne’yi geçer geçmez zehirlerini kusuyorlar.

En iyisi mi, bu ikiyüzlülerle uğraşmak yerine, gelin biz aslımıza rücu’ edelim ve Yüce Yaratıcımız’ın uyarılarını bir kere daha sindire sindire içimize çekelim.

Bakın Yüce Allah (cc) ne kadar açık olarak bu sahte dostlar hakkında bizi uyarıyor: “Ey İnananlar! Yahudileri ve Hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır (Maide 51)”.

Ve bundan sonra Batılılarla ilişkilerimizde yol haritamızı sağlam temellere oturtmak için, aşağıda zikredilen Ayet-i Kerimeyi rehber edinelim.

“Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmayacaklardır (Bakara 120).

Şimdi gelin bir muhasebe yapalım. Ve kendimize soralım;

Suçlu kim?

Köklerimizden bir hiç uğruna koparak, ecnebilerin kuyruğuna takılan bizler mi?

Yoksa inandığını hücrelerine kadar yaşayan ve tavizsiz şekilde savunan papa mı?

Not: Kainatın Efendisi (sav)’in Dünyayı teşriflerinin 1444. sene-i devrini tebrik eder, Ümmet-i Muhammed’e kan ve gözyaşı akmadan, birlik şuuru içinde ve Kur’an nuru ışığında bir gelecek Her Şey Elinde Olan Zat (cc)’tan temenni ederim.

Prof. Dr. İbrahim Bektaş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle