--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mina’ya üşüşen leş kargaları!

Ne yazık ki “Bu yıl da Hac ibadeti yine Kurban Bayramına denk geldiği için (!)” yaşanan talihsiz kazalar ve izdihamlarda bin civarında Hacı adayı ve Hacımızı kaybettik. Bir o kadarı da yaralı, Allah şifalar versin.

Geçmiş yıllarda da bazı talihsiz vakalar yüzünden Hacılarımız hayatını mübarek topraklarda kaybetmişti.

Öte yandan, hiçbir kaza olmasa da her yıl ortalama 30-40 kadar Türk Hacımızı mübarek topraklara defnediyoruz. Diğer ülke hacıları da dikkate alındığında doğal yollarla 500 civarında bir vefat söz konusu oluyor.

İlgili ilgisiz çok sayıda kişi Mina izdihamından sonra “organizasyon bozukluğunu” gündeme getirdi.

Tabii ki, Hac organizasyonunda aksaklıklar var ve en aza indirilmelidir. Buna kimsenin bir sözü olamaz.

“Bu organizasyon Müslüman ülkelerce ortaklaşa yapılsın” diyenler seslerini izdihamdan sonra daha da yükseltmekteler.

İyi de, Müslüman ülkeler bu güne kadar “ortaklaşa” hangi işi başardılar ki, bunu da başarsınlar.

Dünyanın en büyük enerji kaynakları ellerinde olduğu halde, Batı’nın kapısından geri gelemeyen sözüm ona bu ülkeler, aynı kafa ile böyle bir işin üstesinden nasıl gelecekler.

Onun için bu istek bana göre hukuki deyimle “kadüktür” ve öyle de kalmaya mahkûmdur.

Gelelim “üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek” babından gösterilen tepkilere;

Türkiye çok şükür birkaç çatlak sesten sonra, Cumhurbaşkanının zamanında müdahalesi ile tepkisinin dozajını-yırtık dondan çıkan birkaç din bezirgânını saymaz isek-normale döndürdü.

İran ise her gün yeni bir iddia ortaya atıyor. Son olarak “dört bin yedi yüz ölü” ile bir yumurta daha yumurtladı.

Zaten İran bunu hep yapıyor. 

Peki, niye yapıyor?

Çünkü, din olarak sadece Şiiliği, Müslüman olarakta sadece Şiileri kabul ediyor.

Yemen’de Suudilere karşı desteklediği Husiler gerilemeye başlayınca, iyice çileden çıkan İran, bulduğu her fırsatı Şiilik adına bir kazanca dönüştürme çabasında.

O zaman Hacılarını mukaddes yolculukta bir kaza sonucu kaybeden, Muhterem Ayetullahlara soralım, Sizin Hacılarınız insan da, Suriye’de gönderdiğiniz katillerinizce şehit edilen on binlerce Müslüman insan değil mi? 

Yoksa onlar Şii olmadıkları için, zaten ölümü hak mı ettiler?

Evet, Mina’da –eğer varsa organizasyon bozuklu nedeni ile-ölen Hacılarınız bizim din kardeşimizdir, Allah rahmet etsin. Üzüntümüz bütün Hacılarımız için eşittir.

Ancak sizin bu olayı kullanarak, Sünni Dünyaya saldırmanız da en az organizasyonda hatası olanlar kadar utanç vericidir.

İslam Dünyası’ndan gelen tepkileri öyle ya da böyle anladık da, ya şu bizim “Leş kargalarının durup durduk yere Mina’da şehit olan hacılarımızın mübarek bedenlerine üşüşmelerine” ne demeli?

Yoksa hiçbir şey dememeli, sadece yüzlerine tükürüp geçmeli mi? 

Mesela onlara sorsak;

Suriye’de son 4 yılda katlettiğiniz 250 bin Müslüman için hiçbir üzüntü duymadığınız halde, Hacda vefat eden bin Hacı için niçin üst perdeden ahkâm kesiyorsunuz?

Ya da, vatanlarını ellerinden zorla aldığınız ve sizin yalancı dünyanıza aldanıp sığınmak zorunda kalan yüzbinlerce Suriyeli Müslüman, Ege ve Akdeniz’in serin sularına gömülürken, göstermelik bir iki kıvırma dışında niye hala bir yerinizi kıpırdatmıyorsunuz?

Ve ya, Libya’da, Mısır’da, Irak’ta, Yemen’de, Afganistan’da ve Türkiye’de kucağınızda büyütüp beslediğiniz terör örgütlerine milyonlarca Müslümanı on yıllardır katlettirdiğiniz halde, niçin Mina’da inşallah Cennetle buluşan bin Hacı için yırtmadık yerinizi bırakmıyorsunuz?

Her şey bir yana, sizin çılgınlıklarınızın eseri olan karnavallar, futbol maçları, konserler ve sinemalar gibi daha birçok saçma sapan rezilliklerde bir hiç uğrana ölen on binlerce insanı umursamazken, niçin kutsal topraklarda vefat eden Hacıların peşine düştünüz?

Bakın! Ey utanmaz ve uslanmaz “Leş kargaları”, derdinizin İslam Dünyasının yeryüzündeki “en mukaddes yolculuğuna” fitne bulaştırmak olduğunu içimizdeki birkaç beyinsizi kala almazsak, artık hepimiz biliyoruz.

Yani anlayacağınız ve ya hiçbir zaman anlayamayacağınız “bu kapıdan size ekmek yok, başka kapıya”.

Eğer hala gidecek bir kapınız ve kızarmayacak bir yüzünüz varsa!

Not: Arzu duyan okurlarıma, Mina’da yaşanan izdihama az da olsa bilimsel bir yaklaşım sergileyen Adam Rogers’in “the hajj stampede is a fluid dynamics problem” başlıklı makalesini okumalarını öneririm. İnternette bu yazının Türkçe tercümesi mevcut.

Prof. Dr. İbrahim Bektaş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle