Koalisyon moalisyon hikâye
8 Haziran’da hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylemiştim.
Bazı dostlarım tebessümle karşıladılar.
Değişen fazla bir şey olmayacağını “nazikçe” ifade ettiler.
Onlara hak vermek isterdim ama ne yazık ki yanıldıklarından emindim.
7 Haziran’dan tam 30 gün sonra seçilen vekillerin başkanını seçerek başkanlık divanını oluşturabildiği bir ülkede yaşayan biri olarak, koalisyon çalışmalarının epeyce bir süre gündemi işgal edeceğini söylemek kehanet olmasa gerek.
Ancak, biz koalisyonla uğraşmaya hazırlanırken, birilerinin boş durmayacağı benim için sürpriz olmadı.
Bulunduğumuz jeopolitik konum nedeni ile, çevremizde yangın ve fırtınalar birbirini kovalarken, “Vahşi Batının uslanmaz kovboyları”nın güllük gülistanlık bir Türkiye’ye razı olmalarını beklemek biraz fazla safdillik olurdu.
Nitekim öyle de oldu. Ve son iki hafta içinde sözle tehditler yerini icraatlara bıraktı.
Düğmeye basanlar, bu defa sağlam ve kontrollü şekilde hareket ediyor.
Biz her zamanki gibi “paşaları bırakıp maşaların peşine” takıldık.
Yaşananları nasıl değerlendirirsiniz?
Sayın Erdoğan’ı tasfiye süreci diyebilirsiniz.
AK Parti’yi terbiye etme süreci diyebilirsiniz.
Bir adım daha ilerleyerek, Türkiye’yi adam etme süreci de diyebilirsiniz.
Hatta İslam Alemini kontrol altına alma süreci de denebilir.
Adına ne dersiniz deyin, benim için farketmez.
Çünkü, artık kafamı kuma gömerek, “Kaf Dağı’nın” arkasından gelecek “hayali demokrasi” ninnileri ile avunmaya ihtiyacım yok.
Biz demokrasi masalları ile uyutulurken, demokrat olması gerekenlerin, maşaları vasıtası ile ülkemi kan gölüne dönüştürmekte olduklarını göre göre, İNADINA DEMOKRATIM demeyeceğim.
Onun yerine “İNADINA MÜSLÜMANIM” diye eskisinden daha gür haykıracağım.
Ve biliyorum ki, teker raydan çıktığı yerden yatağına dönecek, düzene girecek.
Ve yine biliyorum ki, teker raydan uzaklaştıkça, geriye dönüş zorlaşacaktır.
Geriye dönüşün veya aslına rücu’un gecikmesi, bizim için tam bir felakettir.
O zaman yapılacak şey, tekeri eski yatağına oturtmak için çabalamak ve bu yolda önümüze çıkarılan düzmece engellere aldanmamaktır.
Hükümet bu aşamada adımlarını hızlandırmalı ve bir boşluk oluşmasına imkan vermemelidir.
Mevcut yapı ile veya zoraki bir CHP koalisyonu ile ülke sorunlarına uzun vadeli bir çözüm beklemek büyük bir yanılgıdır.
Yapılacak şey, CHP veya MHP ile bir “seçim koalisyonu” kurarak 45 günü beklemeden Ekim’in ilk haftasında seçime gitmektir.
Ben çoğunluğun aksine, yapılacak seçimden “tek başına iktidar”ın çıkacağına inananlardanım.
Oluşturulacak “seçim koalisyonu” seçime kadar bazı hayati adımlar atmak zorunda olacaktır.
Acilen çözüm süreci gözden geçirilerek, gerçekçi ve uygulanabilir bir zemine oturtulmalıdır.
Suriye politikası, Sayın Abdullah GÜL’ün de dediği gibi “yeniden yapılandırılmalıdır”.
Mevcut politika ile “Suriye Cehenneminden” çıkmak olası görünmüyor.
Suruç katliamının temel amacının “Türkiye’yi Suriye batağına” çekmek olduğu kabul edilirse-bana göre öyledir- mevcut politikalarla bu meselenin hallolmasının çok olası göründüğü söylenemez.
Peki AK Parti’nin uyguladığı Suriye politikası tamamen yanlış mıdır?
Pek tabii hayır. Çünkü insan eksenli bir politikadır ve yardımsever Türk Milletince kabul görmüştür.
Ancak gelinen noktada “yardımseverlik” tek başına sonuca ulaştıracak işlevsel bir yaklaşım olmaktan uzaktır.
Diğer parametrelerin de devreye sokulması gerekir.
Mesela, uçuk bir öneri olarak, “Türkiye’deki iki buçuk milyon Suriyeli’den beş-on bin kişilik bir düzenli ordu oluşturarak, Türkiye’nin güneyini istenmeyen unsurlardan temizlemek” düşünülebilir.
Bu gücün devreye girmesine, içeriden ve dışardan hukuken kimsenin bir diyeceği de olamaz. Çünkü bu kişilerin kendi vatanlarını işgalden temizlemek için savaşmak en temel haklarıdır.
Kritik günlerden geçiyoruz. Uykusuz geceler yaşıyoruz.
Ancak, koalisyon adına da olsa bir iki günde bitmesi gereken görüşmelerin ayları bulmasına da şahit oluyoruz.
Zaten her iki partinin de kırmızı ve diğer çizgileri belli olduğuna göre, koalisyonun bir iki görüşme ile tamamlanması gerekmez mi?
Koalisyon moalisyon hikâye. Hele biraz oyalanın. Belki bir hükümet kurarsınız inşallah...

