IŞİD’i bırak şer üçgenine bak!
Bugünlerde PKK ve DHKP-C içerden, Esed, Putin, İran, PYD ve biraz da IŞİD dışardan Türkiye’yi yok etmek için elinden geleni esirgemiyor.
Durum Sevr anlaşması sonrası dört koldan ülkemize üşüşen emperyalist leş kargalarının çakma bir taklidini andırıyor.
Her biri bir parçamızın peşine düşmüş.
Aynı zamanda bunlar yalnız da değiller.
Arkalarında ikiyüzlü Batılı dostlarımız ve tarihi Müslüman Türk düşmanı Siyonistler var.
Peki, sonuç ne olur dersiniz?
Bir kere Türkiye bölünmez.
İçerdeki bölücüler mağlup olur ve merhametimize sığınırlar.
Biz de tarihten gelen alicenaplığımızı göstererek onları affederiz, bağrımıza basarız.
Uslanırlar mı?
Yeni bir zayıf anımızı yakalayıncaya kadar, evet.
Sonra aynı tiyatronun muhtemelen Alevi versiyonu devreye sokulur.
Olay bu minval üzere sürüp gider.
Dışardaki hainler ve onların Batılı zangoç efendilerine gelince, onlar da emellerine ulaşamazlar.
Lakin bu pis emellerini de asla terk etmezler.
Çünkü onların tıynetlerinde ihanet, ikiyüzlülük ve arkadan vurmak var.
Ne yazık ki bu tepişmede, ezilen, katledilen, aç susuz, per perişan olanlar yine Müslümanlar olacak.
Müslümanlar birkaç parçaya daha bölünecek.
Suçlular yine timsah gözyaşlarını dökecek.
Biz yine onlara kanarak, kapılarını aşındırmaya devam edeceğiz.
Yazının gündemine gelince, zaten PKK, YPG, PYD, DHKP-C ve daha birçok musibet başımızda var.
Bunlara ilaveten bir de Suriye sırtlanı ve Rus ayısı burnumuzun dibinde kaşınıp duruyor.
Siyonist çakallar pusuda, düşmemizi bekliyor.
Batılı yılanlar zehrini kusmak için fırsat kolluyor.
Bu durumda, ne diye bizi doğrudan hedef almayan birisine enerjimizi harcayalım!
Ne diye yeni bir cephe daha açalım!
Hani biz de bir söz vardır “ite dalaşmaktansa çalıyı dolaşmayı tercih ederim” diye.
Şu an ki tablo itibari ile Türkiye, Suriye batağında sivrisinek hükmündeki IŞİD ile değil, bataklığın timsahları Rusya, Esed ve PYD’den müteşekkil şer üçgenini hedef almalıdır.
Bu sayede elleri ile besleyip büyüttükleri IŞİD’i Türkiye’ye sünnet ettirmek isteyen Batı’nın oyunu bozulur.
IŞİD bahanesi ile oluşturulan uluslararası koalisyondaki ülkelerin tamamı PKK’nın dostu ve kadim destekçileridir.
Stratejik ortağımız olduğu söylenen ABD bile, her gün en yetkili ağızdan PYD’nin dostları olduğunu ifade ederek, her türlü desteği vermekte tereddüt etmiyor.
ABD ve dostlarının IŞİD’e karşı kullansın diye YPG’ye verdiği silahlar ya Müslüman Türkmenlere, ya da PKK’nın marifeti ile doğrudan bize çevriliyor.
Türkiye en üst perdeden bu durumu –sözde- dostlarına izah etmeye çalışsa da şu an itibarı ile bir arpa boyu yol alamamıştır.
Bu durumda aklımıza takılan hususlar;
-Türkiye elinde var olan IŞİD ile mücadeleyi savsaklamak ve şer üçgeninin kalbine sorti yapmak gibi kozlarını şimdi değilse ne zaman kullanacak?
-Ya da başkalarının gayri meşru çocuğunu illa da ben sünnet edeceğim diye tutturmaya devam mı edecek?

