Herkes “bir koyup üç almak” istediğine göre!
Merhum Özal’ın Körfez Savaşı’nın yaşandığı dönemde Türkiye’nin Irak politikası için “ABD’nin Irak’a girmeye çalışıyor” eleştirilerine yönelik olarak “Bir koyup üç alacağız” dediği rivayet edilir. Bazıları bu sözü Merhum Özal’ın söylemediğini de belirtir.
Ancak, Türkiye Irak’a girmeyerek, ne bir koyabildi ne de üç alabildi. Tarih sonuçları değerlendirecektir.
Gelelim 8 Haziran sabahına. Seçim sonuçları koalisyonu gösterdiği andan itibaren, ilgili ilgisiz herkes, koalisyon toto oynamaya başladı.
Burada dikkat çeken, olması gereken ortaklıklar değil, çıkar ortaklıkları önerilmesiydi.
Mesela, biri Ak Parti karşıtıysa, Ak Parti dışında bir koalisyon öneriyor.
CHP’li müteahhit ise mutlaka CHP’nin koalisyonda yer alması gerektiğinde ısrar ediyor.
Realitenin ne dediğini ise pek umursayan yok.
Diğer bir hususta siyasi partilerin ikircikli davranışlar sergilemesidir.
HDP, Ak Parti ve MHP’siz koalisyonda ısrar ederken, MHP ise HDP’siz bir koalisyon şartı koşuyordu.
Diğer bir hususta seçim sonuçlarına şaşı bakılmasıdır.
Evet! Ak Parti tek başına iktidarı, % 9 düşüşle kaybetmiştir. Şüphesiz bu Ak Parti gibi hedefleri olan bir parti için “apaçık bir başarısızlıktır”. Bunu Ak Parti yönetimi analiz edecek ve gerekli tedbirleri de muhtemelen Eylül’deki kongrede alacaktır. Bu onların bileceği bir iştir.
Ancak, her şeye rağmen % 41 oy alarak, rakiplerini ikiye katlamıştır ve ipi en önde göğüslemiştir.
Ak Parti, yarım kalan projelerini ve 2023 vizyonunu tamamlamak ve yarışı birinci tamamladığı için koalisyon da olsa hükümet içerisinde ana unsur olarak yer almak arzusundadır. Ayrıca, bugünlerde dillerden düşmeyen, “dört eski bakan hikâyesi” de Ak Parti’nin koalisyona katılma gerekçeleri arasındadır.
Ak Parti ile koalisyona istekli partilerin, “eşit statü” diye diretmeleri, Ak Parti’nin koalisyona bir derece mecbur olduğunu düşünmelerindendir. Ak Parti bu aşamada kartlarını kapalı tutarak, muhtemel ortaklara bu fırsatı vermemelidir.
Ak Parti “eşit statü” dayatmasını, atacağı birkaç dikkatli adımla boşa çıkarabilir.
Bence, koalisyona en muhtaç parti, CHP’dir. 1996’daki DYP koalisyonundan beri hükümette yer almayan CHP, adeta hükümet etmeye susamıştır. Genel yapısı itibari ile müteahhitlerden oluşan CHP’de, koalisyon da olsa hükümette yer alma konusunda yönetime büyük bir baskı söz konusudur.
CHP teşkilatlarınca hükümetten uzak geçen 19 yıldan sonra iyice anlaşılmıştır ki “CHP yakın bir gelecekte muhalefette kalarak bugünkü oy oranının üzerine çıkamayacaktır”. Bu nedenle, hazır Ak Parti iktidardan düşürülmüşken, “bir koyup üç alınmalı”, fırsat iyi değerlendirilmeli, “kaprislerle” ayağa gelen kısmet tepilmemelidir.
MHP içerde kalarak mı, dışarda durarak mı oylarını artırabileceğinin hesapları ile meşguldür. 7 Haziran gecesi Sayın Bahçeli’nin, 2002’deki çıkışına benzer bir çıkışla “hodri meydan buyurun erken seçime” diye attığı nara, gelinen noktada yerini koalisyona daha itidalli yaklaşan bir noktaya bıraktı. MHP’de ki ana tema “kendini ağırdan satma” profili üzerine oturtulmuş “eşit statü eşit koltuk” formülü üzerine kurulmuş görünüyor. Bu plana göre, MHP “bir koyup üç alacakların” başında geliyor.
Emanet oyları ile başı dertte olan HDP’de kafalar da, hesaplar da karışık. Emanet oylar, İmralı ve Kandil üçgenine sıkışan HDP’de durum içinden çıkılmaz bir hale dönüşmek üzere.
Oylarını 0 (2011’e göre) artırma başarısı ile başı dönen HDP, bu süreçte, emanet oyları ve çözüm sürecini korumakla görevlendirilmiş durumda. Bunu başarabilmelerinin yegâne formülü de kendi dışlarında kurulacak “başarısız bir koalisyon hükümeti” kurulmasında yatıyor. Eğer bunu başarırsa, “bir koyup üç almış” olacağı inancı hayli dominant bir seviyede.
Diğer yandan, TÜSİAD, ortakları ile 7 Haziran’da pişirdiği “Ak Parti helvasını” servis yapmak üzere yollara düştü. Ak Partisiz bir koalisyondan kolayca koparacakları ayrıcalıklarla onlar da, “bir koyup üç alma” derdinde.
Köprülerin altından daha çok suların akacağı önümüzdeki bir iki hafta içerisinde, kafalarda çözüm bekleyen denklem ise;
Eğer birileri koalisyonda bir koyup üç alacaksa, ortakların hepsinin de matematiksel olarak “bir koyup üç alması” ihtimal dışı olduğuna göre, bu durumda, üç koyup bir alacak “saf” kim olacak?
Bir fikri olan varsa ve bana da bildirirse memnun olurum.
Not: Demirel vefat etti. Millet yaptıklarını asla unutmayacaktır! Ben de...

