Gözümüz Aydın: “Ateş Topu” Gibi Bir Örgütümüz Daha Oldu(!)
İlk örgüt kelimesini ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum. Ama ismini okuduğum ilk örgüt İran kökenli “Haşhaşiler” idi. 1090 yılında Hasan Sabah tarafından Selçuklulara karşı örgütlenmişti. 1275 yılında dağıldılar. Cumhuriyet tarihinde ilk ismini duyduğum, 1973 ve 1985 yılları arasında,Türkiye dahil 16 farklı ülkede Türk ve diğer mülki ve diplomatik hedeflere karşı terör eylemlerinde bulunan solcu ve aşırı milliyetçi Ermeni terör örgütü ASALA (Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia ) idi. Bu örgüt, ilk okul ve lise çağlarımın kâbusu idi. Sık sık elçilik mensuplarımızın şehit edildiği haberleri ile irkilir, kahrolurdum. Ve “Allah’ım bunlardan kurtar bizi” diye dua ederdim. Nihayet 1983 yılında, Paris Orly Havaalanı saldırısından sonra örgüt küçük gruplara ayrıldı. Zamanla örgüt içi çekişmeler ve anlaşmazlıklar ortaya çıkmış, kurucularından Agop Agopyan öldürülmüş, Ermeni halkından da yeterli destek göremeyince, tarih sahnesinden çekilmiştir. Yine aynı dönemlerde Türkiye’de 1968’lerde başlayan öğrenci hareketleri birçok örgüt oluşturmuştu. Bunların çoğu terörist eylemler gerçekleştiriyordu. Ülke adeta bir korku tüneline dönüştürülmüştü. Kimsenin ne can güvenliği ne de güvenecek bir mercii vardı. Nihayet 1980 askeri darbesi ile belli mihraklar tarafından desteklenen bu örgütsel faaliyetler aniden son buldu.
Bu iki olay sonucu tam da arkamıza yaslanıp bir “oh” demeye hazırlanıyorduk ki, diğer bir örgüt ismi ile sarsıldık: PKK.
Kuruluş yılları 1978’lere uzanan terör örgütü ilk önemli eylemini 1984’te gerçekleştirerek günümüze kadar bilinen seyrini sürdürdü. Bugünlerde PKK sorununun çözümü ile ilgili özellikle hükümetimiz önderliğinde yoğun çabalar sarf edilmektedir. 21 Mart’tan beri ilan edilen ateşkes sonucu her hangi bir şehit vermedik. Milletimizin % 70’e yakın bir çoğunluğu sorunun çözümünü destekliyor ve çözüme olan inancını koruyor. PYD de her halde teşvik primi olarak önümüze kondu.
Yine “Elhamdülillah bu örgütten de kurtuluyoruz” diye içimden geçirmek üzereydim ki Reyhanlı’da 11 Mayıs cumartesi günü o menfur saldırı ile yüreğimiz yerinden hopladı. Olayın dış bağlantıları Suriye üzerine yoğunlaşsa da iç bağlantıları daha önce ufak tefek eylemlerde bulunan bir terör örgütü: DHKP-C.
Gözümüz aydın yeni bir terör örgütümüz daha oldu!
Neler oluyor bize! Bize bu dünyada rahat yok mu? Neden son 50 yıldır sürekli terör örgütleri ile boğuşmak durumundayız. Dünyanın birçok ülkesinde bir terör örgütü ortaya çıkıp, belli bir süre sonra da esamesi okunmadığı halde (ETA, IRA vb.), biz de neden biri bitip biri başlıyor? Soru manidar. Ancak tatminkâr bir cevap yok. Yüzlerce yorum yapılabilir, kitaplar dolusu nedenler yazılabilir. Sonuç: aynı. Her seferinde kâbus geri döndü filmini seyretmek zorundayız.
Hep kendi kendime sorarım: Yanlış ülkede miyim, yanlış zamanda mı geldim, yanlış yerlerde mi bulunuyorum?
Cevap net olarak: Hayır. Ama sonuç: Aynı, terörle devam.
Acaba ülkemizin üzerinde birinin laneti mi var? Yoksa birilerinin bedduaları mı? Birilerinin ahlarının vahlarının üzerine mi geldik? Cevapsız onlarca soru, sonuç: Çıkış yok.
Dünyanın neresinde, hangi dinden ve ırktan olursa olsun daima yardım elini uzatan bu âlicenap ve necip millet neden sürekli sıkıntılar içinde? Neden analarımızın gözleri hep yaşlı ve neden çocuklarımız yetim ve boynu bükük? Kader’in bize bir mesajı mı var da okuyamadık? Mukaddes emanetlere sahip çıkamadık mı? Ecdadın yadigârına ihanet mi ettik veya çiğnetmeyecektik namusumuzu da sözümüzü tutamadık mı? Yahut Allah (cc) bizlerin derecesini yükseltmek için çetin ve zorlu sınavlardan mı geçiriyor? Nedir?
Yoksa duası kabul birilerinin, “Allah sizi terörsüz bırakmasın” diye bedduasına mı mazhar olduk?
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir (Şûra 30) buyuran Allah’ım, yoksa “İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak edecek misin (A’raf 155)?”
Lütfen birileri söylesin bu örgütlerden çektiğimiz NEDİR ya da NEDENDİR?
Bu iki olay sonucu tam da arkamıza yaslanıp bir “oh” demeye hazırlanıyorduk ki, diğer bir örgüt ismi ile sarsıldık: PKK.
Kuruluş yılları 1978’lere uzanan terör örgütü ilk önemli eylemini 1984’te gerçekleştirerek günümüze kadar bilinen seyrini sürdürdü. Bugünlerde PKK sorununun çözümü ile ilgili özellikle hükümetimiz önderliğinde yoğun çabalar sarf edilmektedir. 21 Mart’tan beri ilan edilen ateşkes sonucu her hangi bir şehit vermedik. Milletimizin % 70’e yakın bir çoğunluğu sorunun çözümünü destekliyor ve çözüme olan inancını koruyor. PYD de her halde teşvik primi olarak önümüze kondu.
Yine “Elhamdülillah bu örgütten de kurtuluyoruz” diye içimden geçirmek üzereydim ki Reyhanlı’da 11 Mayıs cumartesi günü o menfur saldırı ile yüreğimiz yerinden hopladı. Olayın dış bağlantıları Suriye üzerine yoğunlaşsa da iç bağlantıları daha önce ufak tefek eylemlerde bulunan bir terör örgütü: DHKP-C.
Gözümüz aydın yeni bir terör örgütümüz daha oldu!
Neler oluyor bize! Bize bu dünyada rahat yok mu? Neden son 50 yıldır sürekli terör örgütleri ile boğuşmak durumundayız. Dünyanın birçok ülkesinde bir terör örgütü ortaya çıkıp, belli bir süre sonra da esamesi okunmadığı halde (ETA, IRA vb.), biz de neden biri bitip biri başlıyor? Soru manidar. Ancak tatminkâr bir cevap yok. Yüzlerce yorum yapılabilir, kitaplar dolusu nedenler yazılabilir. Sonuç: aynı. Her seferinde kâbus geri döndü filmini seyretmek zorundayız.
Hep kendi kendime sorarım: Yanlış ülkede miyim, yanlış zamanda mı geldim, yanlış yerlerde mi bulunuyorum?
Cevap net olarak: Hayır. Ama sonuç: Aynı, terörle devam.
Acaba ülkemizin üzerinde birinin laneti mi var? Yoksa birilerinin bedduaları mı? Birilerinin ahlarının vahlarının üzerine mi geldik? Cevapsız onlarca soru, sonuç: Çıkış yok.
Dünyanın neresinde, hangi dinden ve ırktan olursa olsun daima yardım elini uzatan bu âlicenap ve necip millet neden sürekli sıkıntılar içinde? Neden analarımızın gözleri hep yaşlı ve neden çocuklarımız yetim ve boynu bükük? Kader’in bize bir mesajı mı var da okuyamadık? Mukaddes emanetlere sahip çıkamadık mı? Ecdadın yadigârına ihanet mi ettik veya çiğnetmeyecektik namusumuzu da sözümüzü tutamadık mı? Yahut Allah (cc) bizlerin derecesini yükseltmek için çetin ve zorlu sınavlardan mı geçiriyor? Nedir?
Yoksa duası kabul birilerinin, “Allah sizi terörsüz bırakmasın” diye bedduasına mı mazhar olduk?
Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir (Şûra 30) buyuran Allah’ım, yoksa “İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak edecek misin (A’raf 155)?”
Lütfen birileri söylesin bu örgütlerden çektiğimiz NEDİR ya da NEDENDİR?

