Bir insan, kızının illa da erkeklerin arasında okumasını neden ister?
“Karışık (karma) ve ayrışık (tek cinsiyetli) eğitim” tartışmaları gündemi her geçen gün biraz daha fazla meşgul etmeye başladı.
Bana göre bu tartışmalar hayra alamettir.
Çünkü (çok şükür) son yıllarda tartıştığımız birçok konuyu, hal yoluna koyduk.
Başörtüsü meselesi buna en güzel örnektir.
Örnekleri çoğaltılabilir.
Epeyce bir süredir tartışıldığı halde çözülemeyen konular da var;
Ayasofya’nın ibadete açılması ve Kürt sorunu da bunların en canlı misalleridir.
Onlar da 2019’a kalmadan inşallah çözülecek.
Bir de MHP’nin müzmin liderlik sorunu var ki, o tartışılsa da yakın bir gelecekte çözülecek gibi durmuyor(!).
Neyse geçelim.
Karışık eğitim, İslam’ın ilk mektebi olan “Suffa” da yok.
Hulefa-i raşidinde, Emevilerde ve Abbasilerde de yok.
Oğuzlarda, Selçuklularda ve gerileme dönemine kadar Osmanlılarda da yok.
Peki nerede var?
İslamiyet’le tanışmamış toplumların büyük çoğunluğunda var.
İslam karşıtı toplumların tamamında var.
Hastalanıp Avrupalıların kucağına düşmüş Osmanlılarda var.
Laikliğin Dünya’da en katı şekilde dayatıldığı Türkiye’de var.
Hata yaptığını anlayan ABD geçen on yılda “tek cinsiyetli (ayrışık) eğitimde” hayli yol aldı.
Karışık eğitim konusunda, Kasım ayında yapılacak seçimde Başkanlık koltuğuna oturması muhtemel olan; ki bizim arzumuz da o yönde, Bayan Clinton bakın ne demiş: “Devlet eğitim sisteminde, tek cinsiyetli eğitim seçeneğinin önünde hiçbir engel olmamalı. Tek cinsiyetli okulların başarılarını görmek zorundayız. Bu okullar, öğrencileri ve velileri heveslendiriyor.”
Demek Bayan Başkana göre değerlendirme de kıstas ne imiş?
“Tek cinsiyetli okulların başarısı”.
Şimdi laikler kervanından biri bu söze karşı çıkıp dese; “ABD bize örnek olamaz, çünkü onlar ne laik ne de eğitimde bizden ileri”.
Aklı başında olanlar buna ne der? (…….!).
Boşluğu doldurmayı size havale ediyorum.
Kapıdan kovsa da bacadan girmeye çalıştığımız Avrupa da, karışık eğitim konusunda Amerika’nın yolunda.
Çünkü Avrupa Komisyonunun konu ile ilgili raporunda, “Tek cinsiyet sınıfları, örneğin, kızların soruları cevaplama ve derse katılmalarında daha fazla özgür hissetmelerini, erkeklerin ise öğrenci olarak kendi ‘imajlarıyla ilgili endişelenmeden daha fazla çalışmalarını sağlamaktadır”, diyor.
Avrupalılar da “kadın düşmanı ve geri kafalı” ise bilemem.
O zaman sormak gerekmez mi, durup dururken ABD ve Avrupa bu yola niye girdi?
Pek tabii her konuda olduğu gibi bu konuda da “bilimsel çalışmalar” yaptırdılar.
Ve çalışmalardan elde edilen veriler, Bayan Clinton’ın da dediği gibi, ayrışık eğitimin karışık eğitimden daha başarılı olduğunu gösterdi.
Öyle ise ayrışık eğitimin Türkiye’de de uygulanmasının önündeki engel ne?
“Laiklik”…
Karışık eğitimin savunucularına göre “eğer gençleri karmadan eğitirsek laiklik külliyen elden gidermiş”.
Bu yüzden onlar için, karışık eğitim sistemi laiklikin olmazsa olmazıdır.
Şu ve bu ön yargıdan arınmış olarak şu soruyu kendime defalarca sordum:
Bir insan neden illa da kızının erkeklerin arasında veya oğlunun kızlar arsında okumasını arzular?
Bu tür fikir sahipleri çocuklarının, ailesinin ve hemcinslerinin veremediği neyi karşı cinsinden almasını bekler?
Art niyetsiz olarak düşünüyorum.
Ama beni ikna edecek olumlu tek bir taraf bile bulamıyorum.
Kimseye su-i zan etmek de istemiyorum.
Hükümetin, bir pilot uygulama olarak İmam Hatip orta ve liseleri ile İlahiyat Fakültelerinde 2016-2017 döneminde bütünüyle ayrışık eğitime geçmesi önemli beklentilerimizdendir.
Bu noktadan başlayarak, gelin eğitimi serbest bırakalım.
İsteyen çocuğunu karışık eğitsin, istemeyen de ayrışık eğitsin.
Kim daha başarılı olacak görelim.
Hodri meydan…

