Aynı delikten iki defa sokulursanız, sonunuz böyle olur!
Yıl: 625,
Yer: Medine,
Konu: Uhut Savaşı
Amaç: Bedir Savaşının intikamını almak ve “Tek Allah İnancını” yeryüzünden tamamen silmek.
Olay: 3000’i aşkın tam teçhizatlı müşrik ordusu Müslümanları yok etmek üzere Medine’ye doğru hareket eder.
Efendimiz (sav) Medine’de kalarak savunma harbi yapmak ister. Ancak, genç sahabeler Bedir’de olduğu gibi meydan savaşından yana iştiyak gösterince, görüşlerine uyulur.
Yola çıkan ordu 950 kişiden ibarettir. Az sayıda tam teçhizatı sahabe vardır.
Uhut Dağının eteğinde düşmanla karşı karşıya gelindiğinde, münafıkların lideri Abdullah bin Übey, “Ey ahali, biz ne diye kendimizi öldürteceğiz” deyip yanına 300 münafığı da alarak geri döner. Böylece İslam Ordusunu üçte birini kaybeder ve 3000 azgın müşrike karşı, sadece 650 inançlı sahabe kalır.
Sonuç: Allah “Bedir’de şu bir avuç topluluğu helak edersen” diyenin hürmetine Müslümanlara ibretlerle dolu bir yenilgi tattırır, ancak tamamen helak etmez.
Alınacak ders: Uhut savaşında anlaşıldı ki, “İkiyüzlülere hiçbir zaman sırtınızı dönmeyeceksiniz”. Emin olunuz ki en zor zamanınızda “sizi bir pula bilatereddüt satarlar”.
Peki ders alınmış mı: Evet. İslam toplumundaki “ikiyüzlüler” daima kontrol altında tutulmuş. Benzer şekilde arkadan hançerleyen Yahudi kabilleri cezalandırılmıştır
Yıl: 2015,
Yer: Türkiye,
Konu: Terörle mücadele,
Amaç: Osmanlı İmparatorluğunu linç ederek Anadolu’ya hapsettikleri “Bir avuç Müslümanı” yeryüzünden tamamen yok etmek.
Olay: Denenen onca desise ve hileye rağmen bir türlü yıkılmayan “Müslüman Türk Milletini”, tamamen çökertebilmek için, maşa oldukları her hallerinden belli hainler aynı anda saldırıya geçer.
Suriye savaşı başladığında, Scud füzelerine karşı sınırlarımızı korumak üzere, kadim dostlarımızdan ABD, Almanya ve Hollanda, NATO sorumluluğunda “Patriotlarını” sınır illerimize yerleştirir. Bu arada dost askerlerinin şımarıklıkları, medyada sık sık dile getirilir.
Ee! Adamlar haklı, elin 8-9 milyonluk Hollandalısına gel beni koru diye yalvarmışsın.
Geçen hafta bu sütunda “Emredersiniz bay Obama” başlıklı yazımda Başkan Obama’nın “Türkiye’nin gerçekleştirdiği operasyonlarda odaklandığı hedefin PKK değil, IŞİD olması gerektiğini” söylediğini yazmıştım. Anlaşılan, Türkiye Obama’ya “Emrin olur” diyerek itaat etmemiş ki, Obama ve şürekâsı Patriotlarını Türkiye’den sökerek daha münasip yerlere dikecekler.
Sonuç: PKK, DAİŞ ve DHKP-C top yekûn saldırıya geçerek, Anadolu’ya sıkıştırılan “Bir avuç Müslümanı” yok etmek için varını yoğunu ortaya koymuşken,
Esed, Türkiye’yi en hassas yerinden hançerlemek üzere sipere yatmışken,
Israil “Vadedilmiş topraklara” ulaşmak için ciğer bekleyen kedi gibi, gözünü Türkiye topraklarına dikmişken,
Tam bu sırada, yıllardır koyun koyuna yaşadığımız, beraber yiyip içtiğimiz, her türlü adet ve geleneklerini “Modernlik” diye sindire sindire özümsediğimiz (Özümsemeyenleri de “gerici” sınıfına ittiğimiz) dostlarımız “Batılı münafıklar”, patriotlarını sınırlarımızdan sökerek en zor günümüzde bizi terk etti.
Çıkarılacak ders: Allah (cc)’nin, “Ey inananlar! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim onları dost edinirse, o onlardandır (Mâide 51)” fermanına sımsıkı sarılmak.
Peki ders alınacak mı: Hayır! Eminim ki onların kuyruğuna bundan sonra daha da sıkı yapışacağız. Ve “Mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz (H.Ş)” buyrulduğu halde, sokulmadık yerimiz kalmayana kadar ısırılmaya devam edeceğiz.

