--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ana sevgisi ‘Anneler günü’ne sığmaz!

Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de “Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik (Ankebut 8)”, diye buyurduğu için bir Müslüman olarak gerçek bir “Ana” olan annemi çok seviyorum ve özlüyorum (Allah rahmet etsin). Yoksa “Hıristiyanlığın Avrupa’ya yayılmasından sonra ruhani bir güç sayılan “Anneler Kilisesi”ni onurlandırmak amacıyla ihdas edilen “Anneler günü”nden dolayı değil.

Öte yandan, inancım o ki, Avrupa’dan nur yağsa, bize zulmet olur.

Bundan dolayı da Avrupa’dan gelenlere hep temkinli yaklaşmak artık benim için bir meleke halini aldı. Bu onların suçu, benim değil.

Gelecek pazar, sözde ‘anneler günü’ olarak biz de de allayışla nümayişle deruhte edilecek. 

Medyanın öncülüğünde, günler öncesinden başlayan “çılgın reklam kampanyaları” gırla gidiyor. 

Bu çılgınlıkta annelere biçilen rol ise, hürmet edilen değil, tüketimi azmettiren olmak.

Yegane emellerinden biri tüketim olan kapitalist Batı, araç ve tarihleri değiştirerek bizlerin bilinç altına enjekte etmektedir. Bizler de robot Asima gibi kulağımıza her üfleneni anında uygulamaya koyuyoruz.

Tüketim aracı olarak, kimi zaman “Anne”, kimi “kokuşmuş sevgili”, kimi de çocuklar seçilebilir.

Bu nedenle, Avrupalının sahnelediği her tiyatroda rol almak hele figüran olmak hiç istemiyorum. Bunun yerine gerçek ana sevgisini, iliklerimize kadar nüfuz ettiren Asrı Saadet’e yönelmek istiyorum.

Meşhur Hadis-i Şerifi hepimiz biliriz. Özetle, Alkama adında bir sahabe son anında kelime-i şehadet getiremeyince, diğer amellerinin yerinde olduğunu öğrenen Allah Resulü (SAV) sahabenin annesini çağırtır ve sorar: 

-Oğlun Alkama’dan memnun musun? Evlatlık vazifesini yerine getiriyor mu idi, yoksa sana karşı itaatsizlikte mi bulunuyordu? 

-Ya Rasulallah, dedi. Oğlum çok iyi, bana karşı itaat ve hürmette kusur etmezdi. Nedense bu saygısı onu evlendirinceye kadar devam etti. Hele son günlerde ailesinin sözüne bakarak bana karşı tutum ve tavrını iyice değiştirdi. Bu yüzden kalbimde oğlum Alkama’ya karşı bir kırıklık vardır. 

Peygamberimiz (SAV) yaşlı kadına; oğlunun ölüm döşeğinde olduğunu, hakkını helâl etmediği takdirde cehennem azabı çekeceğini söylediyse de kadın:

-Hakkımı helâl etmem ey Allah’ın Resûlü, dedi.

Üzgün ve yaşlı annenin bu ifadesinden işin iç yüzünü anlayan Resulü Ekrem Efendimiz, ashabına odun toplayarak bir ateş yakmaları için emir verdi: 

Kadın merakla sordu: 

“- Ateşi ne için yaktırıyorsun ya Resulallah?” 

Efendimiz cevap verdi: 

“-Oğlun Alkama’yı yakmak için.” 

“-Neden yakmak istiyorsun ya Resulallah?” 

“-Çünkü, karısının teşvikiyle anasını darıltıp, ailesinin haksız vesvesesi ile velinimetini küstürenleri Cenab-ı Hak Cehennem’in şiddetli ateşinde uzun müddet yakacaktır. Sen hakkını helal etmezsen Alkama da aynı şiddetteki azaba duçar olacağından, ben burada onu dünya ateşi ile yakayım da Cehennem’in o şiddetli azabından kurtulsun.” 

Bunun üzerine annesi: 

“-Ya Resulallah, ben hakkımı helal ediyorum, ciğer pare yavrumun ne dünyada, ne ahirette ateşte yanmasına, azab çekmesine gönlüm razı değil.” 

Ve Resul-ü Kainat Efendimiz (SAV), Alkama’nın defninde analara hürmetsizliğin bedelinin nelere mal olacağını, “Ana-babaya itaatsizlik, onların gönlünü kırıp bedduâsına maruz kalmak âhiretten önce dünyada karşılığı gelen büyük bir günahtır. İşte Alkama’nın hali bunun en yeni misalidir. Sizi büyütüp besleyen ana-babanızın gönlünü kırmayın, kalbini yaralamayın. Sonra aynı akıbete uğrar, kelime-i şehadetten bile mahrum kalabilirsiniz” diyerek en açık şekilde belirtir.

Anne şefkati, sayısal verilerle ölçülemeyecek kadar derin, sınırları coğrafi bilgi sistemleri ile belirlenemeyecek kadar geniştir. Onu yalnız merhamet duygularına giden kanalları tıkanmamış olan aklıselim evlatlar algılayabilir.

Son söz, “Cennet anaların ayağı altındadır (H. Şerif)”.

Her günü anneler günü olmayanlarımızın vay haline…

Prof. Dr. İbrahim Bektaş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle