--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ABD, Suriye’yi kimin için parçalıyor?

Dünya medeniyetinin başlangıcını ve merkezini teşkil eden Ortadoğu, bir satranç tahtası konumuna dönüşmüş durumda.

Ortadoğu, Hz. Adem’den (as) başlayarak çok sayıda peygamberin (as) yolunun çakıştığı kutsi ve zor yolculukların kavşağıdır.

Bu nedenle, Dünya durdukça Ortadoğu daima medeniyetlerin ve sömürgelerin hedefi olmaya devam edecektir.

Ortadoğu’ya ilişkin en zorba talep, tahrif edilmiş Yahudiliğin ana hedeflerinden olan “arz-ı mev’ud” dur.

Ortadoğu’nun doğal kaynakları da diğer bir mücadele sebebidir.

Suriye’ye bu pencereden bakıldığında, ABD’nin önderliğindeki Batılıların “Arap baharı” adı altında 2011’de başlattıkları Suriye trajedisinin altındaki gerçekler, daha iyi görülebilir.

Artık iyice anlaşılmıştır ki, İslam Âlemine dayatılan İsrail merkezli Yeni Dünya Düzeni (YDD), Ortadoğu üzerine bina edilecektir.

ABD’nin 2004 yılında, Ortadoğu ve Müslüman ülkeleri dizayn etmek için açıkladığı BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), nihayet Irak ve Suriye’nin çözülerek, İsrail’in güdümüne verilmesi sürecine girilerek ilk semerelerini veriyor.

Şimdilerde, projenin geriye kalan hedefleri için son hamleler yapılıyor.

Şu da bir gerçektir ki, Batı ile Doğu (İslam coğrafyası) arasında, bir taraf “mat” olana kadar, mücadele devam edecektir.

Ortadoğu’nun çatısı konumunda olan Türkiye, doğal olarak bu mücadelenin dışında kalamaz.

İstese de istemese de, kapışmanın etki alanına dâhil edilecektir.

Bu nedenle, artık “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” türünden anlamsız sorular yerine, “Türkiye bu arbededen en az hasarla nasıl kurtulur” sorusuna yoğunlaşılması daha akılcı bir yaklaşım olacaktır. 

Çünkü, jeopolitik konumu nedeni ile Türkiye, dostları (!) tarafından çaktırmadan çıkmaza doğru sürüklenmektedir.

15 Temmuz da bunun ayaklarından biridir.

Ve anlayacağımız içinden geçilmekte olan sürecin, “hafife alınır” yanı yoktur.

Hatırlayalım, Suriye savaşı başladığından beri, “Fırat’ın batısına geçilmesini en kalın kırmızıçizgimiz” olarak ilan ettiğimiz halde, sözde dostlarımızın, DAEŞ bahanesi ile gözlerimizin içine baka baka PYD’yi Münbiç’e konuşlandırmasını başka ne ile izah edebiliriz?

Artık dost düşman herkes anlamıştır ki, ABD’nin ve kuyruğundakilerin, DAEŞ’i Suriye’den tamamı ile çıkarmak gibi bir hedefleri yoktur.

Çünkü, DAEŞ Türkiye ve İran’ın başı üzerinde Batılı müttefiklerince (!) Demokles’in kılıcı olarak daima sallanacaktır.

Ta ki, nükleer silah masalı ile Irak’ı işgal ederek, Kuzey Irak’ta Barzani’ye kurdurulan Peşmerge Devletine benzer şekilde, parçalanmış Suriye’de de PKK önderliğinde bir Kürt Devleti kurulabilsin.

Böylece, nihai hedefleri olan Türkiye ve İran’ı “sarsmaya” yönelik ilk adımlara ortam oluşsun.

Bu sayede, İsrail’in yolu biraz daha açılabilsin.

Aslında ABD’nin Suriye’yi parçalamasındaki ana gaye de budur.

Gayet açıktır ki, İsrail’in hedeflerine ulaşmasında, bundan başkaca da çıkar yol yoktur.

Peki, ABD ve Avrupa’nın bu açık ihaneti, bütün taraflarca bilindiğine göre, Türkiye ve İslam coğrafyasındaki dostları ne yapabilir?

Türkiye’nin bu kıskaçtan çıkmak için, gerçek güçlü dostlara ihtiyacı vardır.

İslam coğrafyasındaki dostlarımız ne yazık ki şu an itibari ile yaramıza merhem olacak konumda değil.

İran ise esiri olduğu “Şia ideolojisi” nedeni ile Türkiye için riskli ve kaygan bir zemin teşkil ediyor.

Bu durumda “ehven-i şer” kabilinden dostları dışardan aramaktan başka çare yoktur.

Sanırım bu tanıma uyan tek seçenek Rusya’dır.

Ve biliyorum şu an için akla yakın durmasa da, Rusya ile birlikte atılacak bir sonraki adım Esed’siz (veya Esed’li) rejim güçleri ile ÖSO’yu birleştirmektir. 

ABD’ye rağmen bu seçenek işletilebilirse, Suriye’nin parçalanması bir noktaya kadar engellenebilir.

Belki de o zaman, “Mayınlı Suriye arenası”, Türkiye için dikenli de olsa bir “gül bahçesine” dönebilir.

Artık kimler tarafından kurulup, büyütülerek Suriye arenasına sürüldüğü herkesçe bilinen DAEŞ’in ise Batıdan ve Kürtlerden aldığı teknik destek kesilmeden haritadan silineceğini düşünmüyorum.

Çünkü DAEŞ’in varlığı, en çok Kürtlerin ve İsrail’in bölgedeki emellerine hizmet ediyor.

Netice-i kelam, Suriye savaşı önümüzdeki günlerde ne getirir bilmem ama, bildiğim bu gidişin hiç kimse için iyi olmayacağıdır…

 

Prof. Dr. İbrahim Bektaş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle