6 Haziran’da gemiyi önce kim terk etti: Fareler mi, devşirmeler mi?
Atalar ne güzel söylemiş “gemiyi önce fareler terk eder” diye. Ama bugün için pek de geçerli olduğu söylenemez. Çünkü 6 Haziran’da gemiyi farelerden önce terk edenler oldu.
Son yıllarda, muhafazakâr medyada kaptıkları koltuklarda keyif çatan, ihtiyaç duyulduğunda da sırra kadem basan sahte devşirmelerden bahsediyorum.
Bu devşirmeler, İslam adına ahkâm kesmekte, Müslümanlığın sınırlarını çizmekte, beğenmedikleri Müslümanların da kuyusunu kazmakta çok mahirdir.
Adam karalamak, çamur atmak, iftira bunların en temel karakteridir.
Bunlar ve türevleri, şüphesiz Adem (as)’dan beri o ya da bu isimle, o ya da bu şekilde yer küreden eksik olmamıştır.
Soru şu: Bu devşirmeleri nasıl tanıyacağız?
Bunları tanımakta zorlananlar için birkaç ipucu;
Birincisi, bunların büyük dedeleri Osmanlı’nın son döneminde Devlet-i Ali’yi yıkmaya çalışan isyancıların içerisinde, ittihatçılar da bu devşirmelerin kontrolünde idi.
İkincisi, bu devşirmelerin dedeleri de Merhum Menderes’i ipe gönderen ihtilal komitesinin üyeleri idi.
Üçüncüsü, bunların babaları da 12 Eylül darbesini hazırlayanlar ve yapanların arasında yer aldı.
Dördüncüsü, bu devşirmeler 28 Şubat zulmünün planlayıcıları ve uygulayıcıları ile aynı safta idi.
Beşincisi, ne zaman Müslümanlar bir toparlanma ve birleşme eğilimine girse, bu devşirmeler derhal aralarına nifak sokarak onları bir birine düşürmeye kendilerini adarlar.
Sonuncusu da, kritik dönemlerde ilk hançeri bunlardan yersiniz. En çok ihtiyacınız olduğunda yanınızda beklerken karşınızda bulursunuz.
Bu ipuçlarını biraz daha anlaşılır hale getirelim.
Mesela, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İBB Başkanlığından uydurma gerekçelerle alınıp, “muhtar bile olamaz” denilerek Pınarhisar cezaevine gönderildiğinde, bugün Sayın Cumhurbaşkanına methiyeler dizen ikiyüzlü devşirmeler, o gün işgal ettikleri köşelerinden nasıl küfretmişler? Girin internete araştırın!..
Yine, Refah-yol hükümeti kargaların bile güleceği düzmecelerle iktidardan alaşağı edildiğinde, bugün Merhum Erbakan’ın siyasi varislerini iktidarda oldukları için alkışa boğanlar, o zaman hangi hezeyanları kusmuşlar? Gidin o günkü belgeleri karıştırın!..
Geçen yıl başörtüsü yasağı kaldırıldığında göstermelik tavırlarla taraftar görünen o bukalemun devşirmeler, 28 Şubat’ta milletvekili seçilerek meclise giren başörtülü Merve Kavakçı’yı “Şuna haddini bildirin, atın dışarı” diyen zihniyete, ne tepki vermişler? O günkü gazete sayfalarından ibretle okuyun!..
28 Şubat’ın en şiddetli günlerinde “On başı olamayanların general olduğu” başlığını attığı için hukuk katledilerek rekor bir tazminatla cezalandırılan ve kapanmak zorunda kalan “Vakit gazetesi” için neler söylemişler? Köşelerinde yazdıklarına bir bakın!..
Tanklar Sincan’da “demokrasiye balans” çekerken, bu devşirmeler demokrasiyi korumak adına ne tür bir tepki koymuşlar? Yazdıklarını dikkatle inceleyin!..
411 Milletvekilinin onayı ile yasalaşan başörtüsü kanununa karşı, “kaosa kalkan 411 el” diyerek savaş açanlara karşı, bu sözde devşirmeler ne tür bir karşı duruş sergilemişler? Maskelerini düşürmek için soruşturun!..
Ve son olarak 7 Haziran’da başkanlık için 400 vekil isteyen Ak Parti ve Erdoğan’ı, 6 Haziran’da nasıl yüz üstü bırakıp karşı tarafa tüymüşler. Farelerden bile gemiyi önce nasıl terk etmişler? En canlı misalleri ile tanıyın!..
Örnekler çoğaltılabilir.
Bunlar, Âdem’den (as) beri var olduğu için, aşinayız. Aşina olmadığımız, samimi bir Müslüman entelektüele gelince, TV programlarını ve gazete köşelerini vermemek için bin dereden su getiren muhafazakâr etiketli bazı sermayedarlar, nasıl oluyor da bunca kirli geçmişlerine rağmen bu sahte devşirmelere karşı böyle cömert davranıyor?
Öte yandan, birileri, Hükümet-cemaat kavgası patlak verdikten sonra,cemaate sövmedik söz bırakmayan, 7 Haziran’da sövdükleri ile aynı adreste buluşmakta ise bir an bile tereddüt göstermeyen bu devşirmeleri nasıl hala kucaklarında besleyip sakalımızı yoldurtuyor? Bu da ayrı bir muamma! Ya neyse şimdilik geçelim.
İnanıyorum ki MİT Müsteşarını yargılamak isteyenlerin de, MİT tırlarını durdurtanların da, kaset operasyonlarının da, hükümete karşı tezgâhlanan diğer kirli işlerin de arkasında yine aynı Siyonist uşağı bu devşirmelerden başkası yoktur.
Son çağrım; “Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz (H.Ş.)” diyenin hürmetine, “Ey ehli iman! Sakın aldanmayın, uyanık olun, parçalanıp bölünmeyin (meal)” buyuranın aşkına! Gelin bu sahte devşirmelerin oyununu bozalım ve “bir olalım, iri olalım, diri olalım” ki, bize ümit bağlamış milyarlarca mazlum din kardeşimizin ümidi kırılmasın!
Olur mu?

