Ulu Hakan II. Abdülhamid
Cennet mekân II. Abdülhamid Han’ın vefatının (10 Şubat 1918) 103. sene-i devriyesini idrak ediyoruz.
Rabbim rahmetiyle kuşatsın. Ruhu şerifi için (isteyenlerle birlikte) birer Fatiha okuyalım.
- “Bazı kişiler vardır ki, onlara ‘alçak’ bile diyemem. Çünkü alçaklık; bir seviyedir, onlar çukurdur, çukur”.
Bu ifadenin üstad Necip Fazıl’a ait olduğu söyleniyor ama üstadın üslubuna uygun değil fakat harika bir tespit. Maalesef iyi şeylerin kirletildiği bir çirkinlik çıkmazındayız.
Yalnız bu söze benzer Abdülhamid Han’ın da bir ifadesi var. Kızlarından Ayşe Sultan’ın şöyle anlattığı kaydedilir:
Bir gün kendisine takdim edilen acele bir dilekçeyi dikkatle okuduktan sonra sinirlenen padişah, yerinden kalkıp, asabiyetle ileri geri yürümeye başlar.
Saray edebinin gereği Kadın Efendi, “neler oluyor, nedir bu haliniz” diye sormaz. Kadın Efendinin şaşkınlığını gören Sultan şunları söyler:
- “Bazı kimseler vardır ki, onlara iftira edilemez, hakaret de savrulamaz. Çünkü hiçbir iftira yahut hakaret, onların iç yüzlerini tasvire kâfi değildir. Alçaklık bile onlardan üstündür”.
•••
Belki o alçaklar İngiliz ve Fransızlara uşaklık eden, onlardan aldıkları desteklerle II. Abdülhamid Han’ı tahttan indiren İttihat ve Terakkici devlet-millet düşmanlarıydı. Bilemem.
II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra devlete ait 330 sandık evrak yakılır. Bu evraklar devlete ve millete ait evraklardır.
Abdülhamid Han’ın aleyhinde delil olacak mevkuteler olsaydı, elbette önce İngiliz, Fransız gazetelerinde yayınlanır, bizdeki ihanet şebekeleri de onlardan alıntı yaparak; “Biz yazmadık, onlardan aldık” alçaklığını göstererek şeytani masumiyete bürünürlerdi.
Söz konusu 330 sandık dolusu evrakın akıbetini, İttihat ve Terakkicilere yakınlığıyla bilinen Halit Ziya Uşaklıgil’in hatıralarından okuyalım:
“Evrak denilen kâğıtlar, hükümetin başına bir bela oldu ki, sandıklarla, öküz arabalarıyla Harbiye Nezaretinde taşıtıldı, bir aralık tasnife kalkışıldı, bakıldı ki, bunları meydana çıkarmak bütün memleketin üzerine kürek kürek çamur atmak demek olacaktır. Nihayet hepsini birden yakıp ait oldukları devirle beraber yok etmeye karar verildi”.
Evet, Cumhuriyet döneminde inkılaplar uğruna sınırlarımız ötesine katarlarla gönderilen koca bir tarih gibi, 30 yıllık II. Abdülhamid Han devri de böylece imha edilmiş.
•••
Günümüzde Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a düşman olan çevrelerle, II. Abdülahmid’e düşman olanlar istisnasız sanki hep aynı ürünlerin devamı gibi.
İki lidere de düşman olanların bilinçaltlarında yatan esas sebep, Müslüman halkımıza olan kin ve öfkeleridir.
II. Abdülhamid Han dönemini birazcık okuyanlar, belgesellerden- filmlerden-dizilerden öğrenenler, bugün devlet-millet bütünlüğümüze karşı dıştan-içten hücumların aynı olduğunu görebilirler.
Ezcümle Ulu Hakan’dan:
“Bu memleketi benden sonra 10 sene idare etsinler, 100 sene idare etmiş sayacağım”.
Evet, ne 10 senesi, koca Devlet-i Aliye 27 Nisan 1909’da o gün bitmişti.







