Tövbeler Olsun
Yazının başlığı TRT’de oynayan dizinin adıdır. Senaryosunu Hasan Kaçan’ın yazdığı, yönetmenliğini Serdar Akar’ın yaptığı dizi ismiyle müsemma bir konuyu işliyor.
Hasan Kaçan’ın, Nasrettin Hocanın “güldürürken düşündüren” tarzını günümüze taşıdığı dizinin ilk bölümünü izledim.
Demek ki böyle diziler de çekiliyormuş diye sevindim. Gerçi iyi bir dizi izleyicisi değilim. Hele hususi kanallardaki dizileri hiç izlemiyorum.
Çünkü onlarda bu coğrafyanın, bu milletin kültürüne, tarihine, değer yargılarına dair bir şey bulamıyor, aksine bilerek-isteyerek baltalandığını görüyorum.
Belki denilebilir ki, “madem öyle neden o diziler reyting yapıyor”?
Hiç kimse dizilerde olup biten çirkin entrikaları üzerine alınmıyor da ondan izliyorlar. Oysa bilinçaltlarına öyle düşünceler yerleşiyor ki, bir müddet sonra aynı şeyleri yaşıyorlar.
•
“Tövbeler Olsun” eğer ilk bölümü gibi klasik ismiyle “kul hakkı”, modern adıyla “İnsan hakkı” üzerine kurgulu şekilde sürecekse harika olur ki, bu özelliğin Hasan Kaçan’dan kaçacağını sanmam.
“Tövbeler Olsun” dünya hırsıyla tüm insani değer yargılarını hallaç pamuğu gibi savuran ve nihayet savurduğunu anlayan bir tüccar ile hayatını kararttığı bir başka tüccar üzerinden yürüyor.
Bu ikisi arasına hayatın bütün safhaları oya gibi işlenmiş. Uzun zamandır televizyonun başından hiç kalkmadan bu kadar oturduğum ve dikkatle izlediğim dizi olmamıştı.
TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’e de teşekkür edelim. Reyting kaygısı gütmeden milletimizi kucaklayan böyle dizilere yer vermesi halkımıza ödenmesi gereken vefa borcudur.
“Tövbeler Olsun” dizisinin reyting kaygısı olmamalı. Neyin nerede kimler tarafından nasıl izleneceği ve kime nasıl bir fayda sağlayacağı reytinglerle ölçülmemeli.
Böyle dizilere özellikle Anadolu’da büyük ihtiyaç var. Bu hakikati reytinglere yahut başka gerekçelere kurban vermemeli.
•
“Tövbeler Olsun” dizisini seyredenlerden aldığım ilk izlenim ve ben de aynı kanaatle televizyonun başından kalktım. Verdiği ilk mesaj “Helalleşmekti”.
Menfaatperestlik uğruna yalan, iftira, dedikodu, ikiyüzlülük, insanın yaratılıştan gelen temiz fıtratını sürekli dinamitleyen ve tahrip eden bu hasletlerdir ki, bunlardan kurtulmak, ancak helalleşmekle mümkündür.
Tabi başka bir boyutu da kullar helalleşse bile o haksızlıklardan zarar gören bildiğimiz ve bilmediğimiz nice kişilerin hakları da başka meseledir. Yani helalleşmekle iş bitmez.
Sanırım dizinin ilerleyen bölümlerinde bu hususlar ayrıntılı şekilde işlenecektir.
Hasan Kaçan ürkütmeden, korkutmadan, ötelemeden meseleyi çok güzel anlatmış, çeken de çekmiş, bazı oyuncuların rollerindeki abartılı beden dilleri de biraz normale döndürülürse daha da güzelleşeceğini sanıyorum.
•
Ezcümle:
Sinema ve dizi sektöründe yerli ve milli anlayış maalesef çok zayıf durumdadır. Oysa hem mekân hem hikâye olarak dünyanın en zengin tarihine ve kültürüne sahibiz.
“Tövbeler olsun” diyerek sinema ve dizi sektörüne yeni bir başlangıç yapılabilir.







