Muhammed Emin Saraç
Fıkıh âlimimiz Muhammed Emin Saraç hocamızın ruhu şerifleri, Cenab-ı Hak katında rahmetle buluştu. Amentüsüne sahip çıkan her Mümin böyle inanır.
Çünkü M. Emin Saraç hocamızı tanıyanlar veya tanımayanlar, onun yüzüne baktıklarında “Ne güzel bir mümin” derlerdi ve öyleydi.
Cenaze merasiminde de görüldüğü gibi şahitler aynı şeyi söylediler.
Devletimizin zirvesi oradaydı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan başta olmak üzere neredeyse her birinin üzerinde emeği vardı.
Merhum hocamızı, mahdumları Fatih ve Yekta Saraç’ın Risale Yayınları’nın başındayken tanımıştım.
Muhammed Emin Saraç hocamızın büyük arzularından birisi de Ayasofya’nın ibadete açılmasını görme duasıydı.
1943 yılında İstanbul’a geldiğinde, dini ilimler hususunda sürekli takip ettiği devrin Fatih Camii imamlarından ve daha sonra İstanbul Müftülüğü yapan rahmetli Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı hocamızın, “Fatih Minberinden Mü’minlere Hutbeler” isimli kitabına yazdığı takriz yazısında şöyle bir ifadesi vardır:
“Abdurrahman Şeref Bey, kayınpederim Merhum Ali Yekta Efendi’nin de çok aziz bir dostuydu. Zaman zaman ziyaretleşirlerdi. Hatta kayınpederimden şu sözleri dinlemişimdir.
‘Abdurrahman Şeref Bey’e diyorum ki; “İnşaallah Ayasofya Camii açılır. Açıldığı zaman da sen minberde ben de mihrapta o caminin açılış merasimini yaparız”.
Ayasofya’nın açılışını, Abdurrahman Şeref hoca ve Ali Yekta Efendi göremediyse de kendisi gördü. Hamdolsun.
•
Muhammed Emin Saraç hocamız, “İnsanı, dinin ve dinin gerektirdiği ahlak kurallarının yaşatacağını” söylerdi.
Allah’a kul olma haysiyetinin büyük bir nimet olduğunu, bu nimete mutlak sahip çıkılmalı” derdi.
Muhammed Emin Saraç hocamız da dini ilimler tahsil eden ve ettirenler gibi CHP zulmüne uğramış âlimlerimizdendir.
Halkımızın Müslümanlığını bir türlü bugün de kabullenemeyen aynı zihniyetin, ittifak ettikleri siyaset ambalajlı ortaklarıyla hâlâ millet ve devlet düşmanlıkları devam etmektedir.
Hocamızın o devirlere ait anlattığı zalimliklere dair şu hatıratını paylaşalım:
•
İsmet İnönü devrinde korkunç bir baskı vardı. Öyle bir devir ki, Kur’an hadimi olan babam Mustafa Efendi bize Kur’an okuttuğu için mahkemeye çağrılmış, Hâkim Efendi’nin:
-‘Sen çocuklara Kur’an okutuyormuşsun, doğru mu?’ sorusuna:
-‘Evet, ben çocuklarıma Allah’ın kelâmı olan Kur’an-ı Azimüşşşan’ı okutuyorum’ cevabını verdiği için altı ay hapse mahkûm edilmişti.
Evimizin hemen üst tarafından yukarı doğru orman gidiyor; oralarda, dağlarda hafızlık çalışırdık. Babam hem fevkalade gayret gösterir hem de gözyaşları içinde dua ederdi:
Ya Rabbi, evlatlarımızı din-i mübin-i İslâm’dan ayırma”.
•
Hocamızın defnedildiği kabir hakkında bilgi verelim.
Bu kabir, ilk hocalarından birisi olan Ali Haydar Efendi için hazırlanmış ama 1960 darbecileri müsaade etmemişler.
Kabir o günden bugüne kadar boşmuş. M. Emin Saraç hocamıza nasip oldu. Hocamızın ve tüm geçmişlerinin ruhu şerifleri için el-Fatiha.







