Milletimizin Evindeki Terör
İnsanlıktan zerre kadar nasiplenmiş tüm insanların yüreğini yakan, kalbini acıtan, gözyaşlarını kurutan bu ve nice canilikler karşısında ne söylense azdır, ne yapılsa azdır ve asla tarifi ve yorumu mümkün değildir.
Gelin görün ki bu caniliği destekleyenler, savunanlar, devletin ve milletin evinde “siyaset ve demokrasi” maskesi altında, millete karşı çirkinliklerini sergilemektedirler.
Böyle demokrasiye de siyasete de lanet olsun. Devletin kasasından beslenip, milletin evinden, devlete-millete küfrediyorlar, ihanet ediyorlar.
Bu hainliklere karşı, devleti ve milleti koruyan kanunlarımız, yasamız yok mudur? Demek ki, yok. Olsa bu kadar pervasızca TBMM’de terör savunulup, sahip çıkılır mı?
Devlet devletliğini yapmalıdır. Devletimiz devletliğini yaptığında; milletimiz, “Milli Şuur” bilinciyle gereğini yapacaktır. Milyonlarca sessiz çoğunluk bunu beklemektedir.
•
Milli şuur sahibi sessiz çoğunluğumuz, yani “amentü sahibi” aziz milletimiz; bayrağına, vatanına, devletine, dinine sahip çıkmasını bilir ve bilecektir.
Maalesef demokrasi ve siyasi kamuflaj altında devletimize ve milletimize karşı milli şuurumuz sürekli zarar görmekte ve ihanete uğramaktadır.
Milli şuur sahibi her ferdimiz, şahsi düşüncesi ne olursa olsun, söz konusu devletinin, vatanının, bayrağının, milletinin mukaddesatı olunca derhal bir ve beraber olabilmektedir.
Devletimiz bu şuuru yeşertmek, yüceltmek, korumak ve yaşatmak mecburiyetindedir. Hiçbir devlet, kasasından devletine-milletine ihanet edenleri beslemez.
•
Önceki gün Ak Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu çok aklıselim bir konuşma yaptı.
Devlet-millet olmanın manifestosu o konuşmadan bazı pasajları sumak istiyorum.
“Türkiye haritasına, kâğıt üzerindeki herhangi bir haritaya bakar gibi bakamıyoruz. Ona baktığımızda kalbimizi sızlatan acılar, gönlümüzü titreten hüzünler, yerine göre içimizi tasaya boğan, yerine göre sevince gark eden nice duyguların içinde kalıyoruz ki, o duygular inşa etmiştir bizi.
Birbirimizin gözünün içine bakarak ve çok özel kasıtlarla karşılıklı kurnazlıklar yapmamız müşterek aptallıktır, hepimizi aptallaştırır. Hiç kendimizi kandırmayalım.
Maruz kaldığımız şey terör belasıdır. Evet, terör bir insanlık suçudur. Kim yaparsa yapsın, kime ve niçin yapılırsa yapılsın insanlık suçudur.
Terör taammüden yani tasarlayarak öldürür lakin düşünerek, konuşarak da insan öldürülebilir. Belki biyolojik olarak değil ama zihnen öldürülür ve zihnen ölü olanların sebep oldukları felaketin sonuçları en az terör kadar acıdır.
Zihnî ve fikrî öldürme cinayeti ve caniliği, bir ideoloji veya sapık bir ideal için cinayet işlemek, cinayeti kendi amacının yapı taşı olarak kullanmak demektir ki, dehşet verici olan budur.
Bu hastalıklı zihniyet nazarında her ceset, kendi kurmak istediği inşaatın yapı taşıdır. İşte PKK budur, terör budur.
Bu rezilliğe hiç kimse, hiçbir şekilde, hiçbir gerekçeyle destek olamaz; destek olmamak yetmez kayıtsız da kalamaz, sessiz de kalamaz”.







