Millet devlet kervanının yolunu kesmek isteyenler
Yüzyılda ancak oluşturulan millet-devlet bütünleşmesinin yolunu kesmek için dışarıdan ve içeriden sürekli taarruzlar malumdur.
Tanzimat’tan (1839) bu tarafa, millet ve devlet olarak Haçlı Batının tepemizde boza pişirmesine ve bizi yönetmesine nihayet “Dur!” denilmiştir.
Son 18-19 yıldır, Amerika ve Avrupa’nın ülkemiz ve halkımız üzerindeki emellerine “Yeter!” denildiği için neler yaşandığını sadece işkembelerine kölelik edenler bilmezler.
Bu topraklarda nefes alıp veren vicdan sahibi her insan pekâlâ bilir ki, Batı bizim dostumuz değildir. Ezeli düşmanlıkları -Onlardan olmadıkça- sürecektir.
Batı düşmanlığının temsilciliklerini ve sahipliklerini yürütenler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden başlayarak; siyaset, eğitim, iş, sanat ve benzeri sahaların hemen hepsinde; kimi zaman sırtlanlar, kimi zaman kuzu postuna bürünerek; içleri kin, dışları masum görünümlü şekilde hareket etmektedirler.
•
R. Tayyip Erdoğan’ın sırtında sadece Türkiye’nin yükü yoktur. Balkanlar, Orta Asya, Afrika ve dünyanın neresinde mazlumlar varsa, bunların bütün yükü Erdoğan’ın vicdanında ve aklında bir yüktür.
“Bu kadar yükü almasın” denilebilir. Böyle demek kolay, Cumhurbaşkanı bu kadar yükü almak istemese bile bütün mazlumların güvendiği isimdir.
Yurtiçinde ve dışında, namusluca, ön yargısız ve peşin hükümsüz bir insan evladı gibi gözlem yapanlar, R. Tayyip Erdoğan’ın sırtındaki yükü görebilir, idrak edebilir.
İşin garibi ve acımasız tarafı şu ki, Türkiye kervanının yolunu kesmek isteyenler kadar, kervanda olup da bunlara yamanmayı maharet sayanlar da az değildir.
Hani amiyane tabirle “yüze gülüp arkadan sövenler” sınıfı. Böylelerini irfan ehli insanlarımız şöyle tarif ederler:
“Allah ile olan ilişkisinde daima kendi arzuları doğrultusunda kullukta bulunarak kendilerini akıllı, başkalarını ahmak sanırlar”.
İşte bunlar; Türkiye kervanının yolunu, kervana katılarak yolculuğu aksatanlar, takoz olanlar, dünya azığını ahiret azığına tercih edenler, kervana zarar verdiklerini görememektedirler.
•
Yine kelam ehli zatlardan bir tarif:
“İnsanlar ortak menfaatler için birbirleriyle dost olurlar. Ardından birbirlerinin dedikodusunu yaparlar.
Her biri bir diğerinin gizlisini araştırır, bilinmemesi gereken sırlarının peşine düşer. Kardeşinin sahip olduğu imkânları kıskanır, bedbaht olmasına sevinir.
“Böyle yapma” denilince de böbürlenir, dünya malı için insanları aldatır. Fırsat bulduğunda din kardeşine tuzak kurmaktan çekinmez”.
•
Ezcümle:
Bütün bunlar da maalesef ve ne yazık ki, diğer insanlara nazaran dindar olduklarını, muttaki olduklarını iddia eder ve kendi gözlerinin önündeki saban okunu görmeyip, başkalarının gözündeki saman çöpünü görürler.
Türkiye kervanının yolunu kesmek isteyen ve ahiret gününe iman etmeyenleri anlarız. Çünkü onlar Allah’ın tek yaratıcı olduğunu kavramakta ve bu dünyanın sonlu olduğunu görmemekte ısrar etmektedirler.
Ya bunlarla ortak olan ama ahiret gününe iman edenlere ne demeli?







