Menhus ruhlar
Her yaratılan varlık Hakkın eseri olduğu gibi elbet insanların ruhları da Hakk katındandır. Ve yaratılan her ruh tertemizdir.
Bu fıtratın ilk eğitimi anne karnından itibaren başlar ve çocuğun doğumuyla ailesi, yetiştiği çevresi, eğitimi, çalışması velhasıl kişilerin ruh hali; ailesinden, çevresinden, okulundan aldıklarıyla şekillenir.
Ruh, İslam fıtratı üzerine yaratıldığı için İslam’a mugayyir fikir ve düşünce sahipleri bu ruhun güzelliklerinden istifade edemezler.
Mensuh ruhluların ortak özelliği açık veya gizli şirk içerisinde olmalarıdır.
Bir grup mensuh ruhlar, direkt inkâr eder ve İslam düşmanlığı-Müslüman düşmanlığı üzerine mesai harcayarak ekmeklerini kazanır ve ona göre taraftar bulurlar.
Bir başka mensuh ruhlar da din merkezli değer yargılarını dünyalıkları uğruna kullanarak insanları aldatırlar.
Bizde de olduğu gibi diğer bütün Müslüman ülkelerde her iki sınıftan bolca bulmak mümkündür.
Bir taraf inkâr ederek İslam’a olan kinini kusarken, diğer taraf da dini duyguları sömürerek kazanç sağlamaktadır.
………………….
Din merkezli gündemsiz bir günümüz geçmiyor maalesef. Ya inkârcılar veya din sömürgeni müslim kisveli kimseler gündeme damga vurmak için yarışıyorlar.
Haydi diyelim inkârcıların Allah’tan korkusu yok, kuldan utanması yok, “Ya diğerlerini ne yapacağız?” Diyeceksiniz ki, “Onların hiç affedilecek tarafı yok”. Geçelim.
İnkârcılar için, münafıklar için, din sömürgenleri için, şirk ve isyancılar için ölçü belli. “Senin dinin sana, benim dinim bana”. Bu ölçü mensuh ruhlar için tam yerinde bir tespittir.
Bir de esas mensuh ruhlardan öte görülmesi ve anlaşılması gereken üçüncü kesim var ki, onlar diğer iki mensuh ruhlulardan daha büyük ihanet içerisindeler.
“Habercilik” adı altında din adına yapılan tartışmalarına mikserlik yaparak malum inkârcılardan, şirkçilerden, sömürücülerden daha tehlikeliler.
………………
Burada esas mesele galiba devletimize ve Diyanet İşleri Başkanlığına düşmektedir. Tabii daha çok diyanete düşmektedir.
Sanki bu ifadeler bir kaçış gibi oldu. Oysa asıl vazife; “Elhamdülillah Müslümanım” diyenlere düşmez mi? “Akletmez misiniz”? Hitabına muhatap olanlara düşmez mi?
Kelime-i Şehadeti lafzen ve kalben samimi şekilde yerine getiren her Müslüman, hayatının her anına Allah’ı şahit tutmaktadır.
Demek ki her nefesimize şahitlik edene karşı bir borcumuz var demektir. Dolayısıyla kurtuluşumuz için Allah bizi kimseye muhtaç etmemiştir.
Gerçi bu yaşadıklarımız yeni değildir. Yüzyıllardır her iki mensuh ruhla birlikte, bunları yayan, dağıtan, anlatan üçüncü mensuh ruhlar insanlık tarihiyle yaşıttır.
Tabii böyle deyip sıvışmak da doğru değildir. Esas muhatabımız; “Allah, Kur’an ve Peygamberimiz (s.a.v.)dir”.
……………..
Ezcümle.
Dinin sahibi Allah’tır. İslam’ın varlığını koruyacak Allah’tır. Böyle öğrendik, böyle iman etmekteyiz. Başka yol bilmiyorum. Allah’tan başka hiçbir kurtarıcıya da inanmıyorum.
İslam’ın beş, amentünün altı şartında hakiki kurtuluş anlatılmaktadır.







