--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mehmet Görmez Hoca İle Devam

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

Dünkü yazımızda Mehmet Görmez hocamla yaptığımız sohbette, “Sanal Ekran Uygarlığında Hayâ İle Hayat Bulmak” başlıklı konuşmasından söz etmişti.

O konuşmadan özet aktaralım:

“Zihnimiz, aklımız, kalbimiz, ruhumuz bu süreçte çok derinden etkileniyor. Maddi manevi ilişkilerimiz, dinî hayatımız büyük değişim, dönüşüm geçiriyor.

Sanal bir dünyaya mahkûm olduk. Halen içinden geçtiğimiz koronavirüs süreciyle birlikte bu mahkûmiyet daha da arttı.

Sanatsal etkinliklerimizi, kültürel faaliyetlerimizi, dinî faaliyetlerimizi artık dijital mecralarda icra ediyoruz. Bütün bunları birlikte değerlendirdiğimizde insanlığı kuşatan âdeta yeni bir uygarlık doğdu.

Buna Sanal Ekran Uygarlığı diyebiliriz. Şüphesiz bu uygarlığın insanlığa getirdiği faydaları inkâr edilemez. Ancak bu uygarlığın “getirdikleri” kadar “götürdükleri” de vardır.

Bu uygarlık, bütün mensuplarını pasif birer seyirciye dönüştürüyor. En büyük hareket noktası akıl değil; gözdür.

En büyük eylemi, düşünmek değil; bakmaktır. Müşahede etmek değil; seyretmektir.

Göz, bu uygarlıkta nazar ve müşahede aracı olmaktan çıkıyor; bir arzu, istek ve şehvet aracına dönüşüyor.

Ve maalesef bu da beraberinde; bencilliği getiriyor, doyumsuzluğu getiriyor, duyarsızlığı getiriyor, şiddeti doğuruyor.

Bu uygarlıkta insan hem kendisiyle hem ötekiyle hem âlemle ilişkisini hakikat üzerinden değil; suret ve görüntü üzerinden kuruyor.

Bu uygarlık, insan hayatında görsel idraki egemen kılıyor. Görsel idrakin egemenliği, aklın idrakini zayıflatıyor, kalbin idrakini ölümle karşı karşıya bırakıyor.

İnsandan istenen külli bir idrakle hareket etmektir. Sadece duyularıyla, gözüyle değil; aklıyla, kalbiyle de idrak etmesidir.

İnsan, ancak böyle bir külli idrakle iman edebilir. Böyle bir külli idrakle maddeyi-manayı, fizik ve metafiziği, mülk ve melekût âlemini kavrayabilir.

İnsan idraki üçe ayrılır: “Aklın idraki”. “Kalbin idraki”. -Kur’an bunun üzerinde çok durur- ve “Hissi idrak”.

Akli idrak; tefekkürle, tezekkürle, tedebbürle bir şeye ulaşmaktır.

Kalbi idrak; akli idraki de yanına alarak; basiretle, ferasetle, ibretle bir şeyi anlamak ve kavramaktır.

Hissi idrakse; “medârik-i hamse” dediğimiz beş duyu organımızla, göstergeler marifetiyle bellediğimiz, kavradığımız her şeydir.

Görsel idrak dediğimiz şey aslında hissî idraklerin, yani beş duyumuzun sadece bir çeşididir. Ve sadece surete, şekle, imaja takılıp kalınan bir idrak seviyesidir. Bu nedenle eksik bir idraktir.

Görsel idrak egemen olunca, insan her hakikati ancak suret üzerinden idrak edebiliyor. Seyircinin idrakinde belirleyici olan hakikat değil; suret oluyor.

İşittiğimiz bir kelime, bir konuşma dahi ona eşlik eden suret üzerinden sınırlandırılıyor. İnsan, gözünün gördüğünden başka bir şey işitmiyor.

Kulak, işittiğine değil, gözün gördüğüne tabi oluyor. Görsel idrak bütün bu duyu ve idrakleri âdeta tek başına yönetiyor”.

……………

Evet, görüldüğü gibi aklımızdaki iktidar, ekran iktidarı! Akıl-kalp-his tatilde. 

 

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Türk

24 Aralık 2020 01:22

Mehmet görmez muktedir oldugu zamanda Ilahiyatci sarlatanlara karsi en önlemler almistir, mesala öztürk, bayindir ve okuyana karsi ne yapmistir? 3. yazinizi bu konuda yazin.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle