Meğer kimlere hizmet etmişiz
Otuzbir Mart Vakıasına bir hatıratla devam edelim:
Hadisenin gizli tertipçilerinden olan Selim Sırrı Tarcan ile Rıza Tevfik Beyin aşağıdaki itirafları tarihe ışık tutmaktadır:
“İhtilâlden evvel, İngiliz sefiri başta olmak üzere bizleri Fransız, İtalyan sefirleri de çok teşvik ettiler. Onlardan büyük mikyasta fikri yardım ve teşvik gördük.
Meğer kimlere hizmet etmişiz! Nihayet hürriyeti de -kimlere- ilan ettik! Selim Sırrı ile beraber ben de İstanbul sokaklarında üzerine çıkıp; “Yaşasın Hürriyet” nutukları atacak nice basamak taşları aradık.
Bir gün Talat’a (Talat Paşa) dedim ki:
- “Biz bu ihtilal için ecnebi sefirlerden hayli teşvik gördük. İşte hürriyeti ilan ettik. Gidelim bu süferayı (elçileri) ziyaret edelim, teşekkür edelim.
Evvela İngiliz sefaretine gittik. Galatasaray’daki o muhteşem binayı tam bir ölü sessizliği içinde bulduk.
Ben emindim ki sefir de dâhil olmak üzere bütün sefaret erkânı içerdeydi. Fakat bizi karşılayan sefaret kavası, kimi sorduksa ‘Yok!’ dedi. Çok soğuk bir âdem-i kabul (kabul etmemek) idi bu. Bir mana veremeden dönmüştük”.
•
Aynı şahsın ilerleyen tarihlerde yaşadığı itirafı ise şöyle:
“Oğlum Said İngiltere’de oturuyordu. Onu ziyarete Londra’ya gitmiştim. (1909’da İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi) cenapları hayli yardım etmişti.
Hem bu alâkalarına teşekkür etmek, hem de eski dostluğu bir daha ihya eylemek üzere ziyarete gittim.
Sohbet sırasında İstanbul sefaretinin (İstanbul’daki İngiliz elçiliğinin 1909’daki) bize gösterdiği o soğuk âdem-i kabul hatırıma geldi.
Lord cenaplarından sebebini sordum:
- Dostum Rıza Tevfik Bey! Biz Jön Türkleri teşvik ettik. Onlardan büyük bir netice bekliyorduk. İhtilâl olacak; istibdatla beraber Sultan da temsil ettiği Hilafet müessesesi de alaşağı edilecekti. Fakat aldanmış olduk. Beklediğimiz neticeyi alamadık. Zira ihtilal yaptınız, gerçi Kanun-i Esasi geldi, fakat Sultan da hele Hilafet müessesesi de yerinde baki duruyor.
Lord cenaplarına tekrar sordum:
- “İngiltere devletini, ‘Hilafet’ müessesesi bu derece şiddetle neden alâkadar ediyor”?
- Ha... Dostum Rıza Tevfik Bey! Biz Mısır’da bilhassa Hindistan’da İslam kitlelerini idaremiz altına alabilmek için milyonlarca altın harcadık, muvaffak olamadık.
Hâlbuki Abdülhamid, yılda bir defa bir ‘Selam-ı Şahane’, bir de ‘Hafız Osman Hattı Kur’an-ı Kerim’ gönderiyor, bütün İslâm ümmetini, hudutsuz bir hürmet duygusu içinde, emrinde tutuyor.
İşte biz ihtilalden ve siz Jön Türklerden ihtilal sonunda; Sultanların da, Hilâfetin de, yani bir ‘Selâm-ı Şahane’ ve bir ‘Kur’an’ ile kitleleri avucunda tutan kuvvetin de devrilmesini bekledik, aldandık. İşte bu sebeple soğuk âdem-i kabul gördünüz”.
Temellerin Duruşması. Ahmet Kabaklı.
•
Ezcümle:
Evet, dünün İttihatçılarının bugünkü nesilleri de atalarının yolunda ilerlemekteler. Rabbim devletimizi ve milletimizi şerlerinden korusun!







