--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Lorandolar ve Tubiniler

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

Bu hafta tanıtacağımız eser “Albaraka Yayınları” arasından çıkan, “Lorandolar ve Tubiniler” ismini taşıyor.

Semih Sefer’in kaleme aldığı kitabın alt başlığı, “Osmanlı Devletinde Levanten Banker Aileler ve Faaliyetler”.

Devlet-i Aliye’nin “Aliye’likten çıkıp yahut çıkarılarak dış borçlanmaya ve Galata Bankerlerine muhtaç hale getirilmesine dair “maliye tarihini” iyi bilmeden, bugünleri anlamak mümkün değildir.

Lorandolar ve Tubiniler, Galata Bankerlerinden sadece ikisi. Her iki aile de köken itibariyle tartışmalı da olsa Fransız.

Osmanlı Devleti borçlanmaya başladığı sırada mantar gibi biten bankerler, söz konusu Cihan Devleti’nin borçlanması olunca hepsi bir olmuşlardır.

Lorandolar ve Tubinilerin faaliyetlerini okurken, tarihin aydınlanmayan pek çok karanlık noktasının aydınlandığını görebilirsiniz.

Diğer bankerler gibi Lorandolar ve Tubiniler de “Parayı veren düdüğü çalar” hesabı, sadece borç vermemişlerdir tabii.

Para vermenin yanında siyasi, sosyal ve kültürel anlamda hem devlet hem de tebaası ile alışveriş içinde olmuşlardır.

Lorandolar ve Tubinilerle ilgili hususta kitaptan şu alıntıyı yapalım.

“Lorando ve Tubini aileleri, sahip oldukları Levanten geçmiş ile 19. yüzyıldaki Osmanlı yenileşmesi içerisinde adlarından özellikle mali faaliyetleriyle söz ettirmişlerdir.

Ortak bir geçmişe sahip bu iki aile hem ayrı olarak hem de birlikte gerçekleştirdikleri faaliyetlerle tabi oldukları devletin siyasi, ekonomik ve kültürel çıkarlarının elçisi olmaları ile de ön plana çıkmışlardır.

Dolayısıyla çalışmamızdı Lorando ve Tubini ailelerinin değerlendirilmesi sadece Osmanlı Devleti’nin mali koşulları içerisinde değil, farklı alanların katılımı ile sağlanmıştır.

Lorando ve Tubini ailelerinin iktisadi faaliyetlerinin, Latin Katolik Cemiyeti ve Fransa’nın Doğu’daki çıkarlarına katkılarının değerlendirilmesi için evvela 19. yüzyılın öncesindeki Levanten geçmişlerinin ortaya konması gerekmektedir.

Nitekim çalışmamızın birinci bölümünde iki ailenin Levanten kimliklerini ve onun gereklerini ortaya koymaya çalıştık.

İkinci bölüm, 19. yüzyılda Osmanlı maliyesinin kırılma noktaları baz alınarak Lorando ve Tubinilerin kurdukları kumpanyalar ile iktisadi faaliyetlerini içeren konulara ayrılmıştır.

Dahil oldukları anlaşmazlıklar ve bunların Fransa Sefaretinin devreye girmesiyle siyasi konulara argüman olması ise son bölümü teşkil etmektedir. 

Böylece her iki Levanten ailenin 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’ndeki iktisadi, sosyal, kültürel ve siyasi faaliyetlerinin tek bir şemada göstermeye gayret ettik”.

Ezcümle:

Parayı veren hakikaten de düdüğü öyle bir çalmış ki, İstanbul’un en gözde yerlerine; Rumelihisar’dan Moda’ya, Tepebaşı’ndan Karaköy’e pek çok mülkün sahibi olmuşlar. Halen değiller tabii. 

Mesela Lorando ve Tubinilerin ticari ve siyasi faaliyetlerinin yanı sıra her iki ailenin isimleri rüşvet, yolsuzluk ve anlaşmazlıklara da sebep olmuştur.

Kitabı okuyunca içerideki sermaye sahiplerinden ve IMF’den yakamızı kurtardığı için Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’a dua etmemek mümkün değil.

Kitap hakkında: Albaraka Yayınları; 

www.albarakakultur.com

 

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mustafa

15 Şubat 2021 08:41

Kuresel krizde maliye bakanı Unakitan bankaları korumamiz desteklememiz gerekli demiş ti. Küresel kriz de Bankalar %72 kar açıkladı buyilda en karlı yıllarımız olacak dediler. Türkiye in silah için yatırıma ihtiyacı yok ama türkiye de hiç bir holding istisna hariç ağır sanayide yok savunma sanayisinde yok. Devlet onun için yatırım yapiyor. En az politikacılar kadar holding lerde dışarı  dan emir alıyor. Türkiye de dünyanın en zengileri arasına gir ne ağır sanayide nede savunma sanayisinde olma!!! Beton yığınları yapan inşaat firmaları bırakın betonu küçük şirketlere siz artık ağır sanayi ve savunma sanayi geçin. Türkiye'nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan, uçak ve planörlerin planını çizdi. Böylece 1936'da ilk tek motorlu uçak üretildi: “Nu.D-36”. 1938'de ise “Nu.D-38” adıyla Türkiye'nin ilk yolcu uçağı üretildi.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle