Kapitalizmin Tufanına Dur Diyemezsek
Kendisini sınırsız isteklerine kaptıran insan, yeryüzünü Cennet’ten daha çok Cehenneme çevirmektedir. İnsanın kendine ettiğini başka varlıklar etmemiştir. Her iyiliğin ve kötülüğün başı da sonu insandır ve kendi cinsimizin dışında bütün canlılara; ya iyiliğimiz veya kötülüğümüz dokunmaktadır.
Kapitalizm; kötülüğü üretmek, pazarlamak, pazarlattırmak ve kullandırmak üzere insanın boynunda idam hükmü gibi durmakta ve tehdit etmektedir.
İnsanlarımız, isteyerek veya istemeyerek, “yapay ihtiyaçların, hakiki ihtiyaç haline getirilme tuzağına düşürülerek” kapitalizmin dişlileri arasında ömrünü öğütmektedir.
Şehrimizin, kasabamızın, köyümüzün, işimizin, evimizin, mahallemizin, sokağımızın, ailemizin bir ferdi değil, sanki kapitalizmin bir üyesi olarak güne uyanmaktayız.
Bu vakıayı görmek için bir akşam veya sabah, evlerimizde aile ilişkilerimizi sezdirmeden izleyelim. Pek çoğumuz şöyle bir manzara ile karşılaşacağız.
Birbirimizin sözünü ve yüzünü unuttuğumuzu göreceğiz. Sözlerin dinlenilse de anlaşılmadığı, gözlerimize bakarak konuşulmadığı ve yüzlerimize bakmaya çekinildiğine şahit edeceğiz.
………………
Bu noktada öncelikle kendimize soracağımız soru şu olmalı diye düşünüyorum:
Kapitalizme ve ihtiyaç dışı tüketime, (gerçi sınırsız ihtiyaçlı hale geldik) dur diyerek kendimizi denetim altına alamaz mıyız?
Soruya yürekten cevap verebilir ve “alabiliriz” dediğimizde, en azından önce kendimize iyilik etmiş oluruz ki, bu bile özümüze yolculuğun ilk adımıdır.
Yapay ihtiyaçlar insanları doyumsuz, tatminsiz ve mutsuz etmektedir. Bunların başında da sosyal medya araçlarındaki reklamlarla televizyon reklamları gelmektedir.
Tüketim çılgınlığı geleceğe umut vermiyor. İnsana tükettirirken, insanı tükettiğini görmezlikten geliyor.
Sadece insanın değil, kâinattaki her canlının ihtiyacını silip süpüren bir hırs ve tüketim tsunamisi yaşanıyor.
Kapitalizmin ağına düşmüş insanlar, vahşi hayvanlardan daha beter hale gelmişlerdir. Yeryüzünü tahrip ederek, ormanları, canlıları öldürerek, yeraltı ve üstü kaynakları sorumsuzca tüketerek, gelecek kuşaklara yaşanmaz bir dünya bırakılıyor.
…………….
İşin tuhafı yine dünyanın çeşitli yerlerinden çeşitli kurumlar, kuruluşlar, resmi ve sivil dernekler ve benzeri çevreler, “Bu gidişi durduralım” dedikçe daha da batırıyorlar.
Çünkü kapitalizmin babaları hemen devreye girerek, derhal onları paraya ve imkânlara boğarak susturuyor ve üstü örtülü tüketime hizmet ettiriyorlar.
Kapitalizm, insanı asla ruhu olan bir varlık olarak görmez, tüketen bir varlık olarak görür. İnsanın cüzdanından önce ruhuna saldırır. Ruhu teslim alınca gerisi gelir.
İhtiyaç fazlası tüketim iştahı; insanda insaf, vicdan ve inanç adına tüm değerleri ayaklar altına aldırır ve tüketim kölesi haline getirir.
………………
Ezcümle:
İnsan olduğuna inananlar bu gidişe dur derler ve kapitalizmin uşağı olmazlar.
Hz. Ali (r.a.) efendimizin tam da bugünler için söylediği şu ifadesini aktaralım:
“Derman sende, fakat senin haberin yok; derdin senden, fakat sen görmüyorsun” tam da bu halde değil miyiz?







