Kâbe’ye hürmeten
Müslümanların dirisinin de ölüsünün de yüzü Kâbe’ye dönüktür. Bu manada Kâbe’ye olan saygı ve hürmet, inanç değerlerimizin başında gelmektedir.
Müslüman mezarlıklarında yahut farklı inançlara ait mezarlıklarda da Müslümanların yüzü Kâbe’ye dönüktür. Diğer inanç sahipleri sapkın değilse bu duruma saygı gösterirler.
Dirilerimizin Kâbe’ye, dolayısıyla kıbleye olan hürmetlerine dair aklıma gelenleri sıralamaya çalışayım.
Müslüman evlerde yatak odalarının ayak kısmı, kesinlikle kıbleye doğru gelmez. Her Müslüman bu ayrıntıya dikkat eder.
Ayrıca evlerde veya başka mekânlarda kıbleye doğru ayak uzatılarak yahut bacak bacak üstüne atılarak oturulmaz.
İstanbul gibi büyük şehirlerde bu tür dikkatler kaybolmaya yüz tutsa da halen Anadolu’nun pek çok yerinde evlerin kapısı kıbleye doğru açılır.
Evlerde kıble tarafındaki duvarlara resimler asılmaz, insan yahut hayvan şekillerinden ibaret olan halılar, kilimler, süs eşyaları asılmaz. Tuvaletlerin yönü kıbleye dönük değildir.
Kâbe’ye dolayısıyla kıbleye hürmet, Müslüman ahlakının bir gereğidir. Kişiye hem kendisine hem inancına hem başkasına karşı saygılı olmayı öğretir.
•
Kâbe’ye muhabbetin en değerli olanını Osmanlı asırlarında Surre Alaylarında görürüz.
Mesela Üsküdar’ın toprağı Kâbe toprağı olarak bilinir ve Kâbe’nin sınırının buradan başladığını saymak, kıblemize olan hürmetimizin bir gereğidir.
Meramımızı anlatması bakımından Surre Alaylarına kısaca değinelim:
Devlet-i aliye zamanında Haremeyn’e ilk Surre Alayının Yıldırım Bayezid tarafından Edirne’den gönderildiği bilinmektedir.
Daha kapsamlı Surre Alayının ise Çelebi Sultan Mehmet devrinde, 1413-1421 tarihleri arasında iki defa düzenlendiğidir.
Surre Alayı geleneği II. Murad döneminde yeni yol ve güzergâhların tespitiyle genişleyerek devam eder.
II. Mehmed zamanında süren ve gittikçe büyüyen geleneği, II. Bayezid devam ettirir.
1517’den Mekke ve Medine’nin Devlet-i Aliye’nin hadimliğine geçmesiyle, Surre Alayları pek çok açıdan daha düzenli ve sistemli hale getirilir.
O yıllarda tüm dünya Müslümanları için Hac mevsimleri büyük coşkularla başlar ve biter. Hatta bu dönemde farklı Surre Alayları da oluşturulur.
Yavuz Sultan Selim Han, Kahire’den, Yemen’den ve Halep’ten Surre Alayı gönderir. Surre Alaylarını önemli kılan bir husus da babasından bir adım öne çıkan Kanuni Sultan Süleyman’dır. Kâbe örtülerinin yenisini Surre ile gönderip diğerini İstanbul’a getirtir.
Mekke ve Medine’ye Surre gönderme geleneği, Vehhabilerin iki kutlu şehirde çıkardıkları kargaşalar yüzünden zorluklar çıksa da 1915’e kadar sürer.
Son Surre Alayını 1916 yılında V. Mehmed Reşad gönderir. Maalesef Şerif Hüseyin’in isyanı sebebiyle alay Medine’de kalır.
Birinci Dünya Savaşına rağmen, 1917-1918 senelerinde gönderilen Surre Alayı ise Şam’a kadar ancak gidebilir.
•
Ezcümle:
Şimdi kalkmış, kimlik ve kişiliklerini inkâr ve şirkle donatmış cahiller, böylesine muhteşem bir medeniyetin sahibi toplumumuzun inancıyla oynamaktalar.







