--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul’un İşgal Yılları

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
6

Bu haftaki kitabımız, İstanbul Edebiyat Derneği yayınlarından. Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan’ın editörlüğünü yaptığı eserde sahasında uzman beş ayrı isim var.

İstanbul’un işgal yıllarını resmi tarih yazıcıları ile İstanbul’a ait olmadıkları halde, işgal zihniyetiyle aitlermiş gibi hareket ederek, İstanbul’un esas sahiplerini eğreti görenlerin yazdığı seneler, bugüne kadar derli toplu ve adil şekilde yazılmadı.

İşgal yılları, İstanbul Edebiyat Derneği’nin çalışmasında objektif olarak anlatılmış. Tarih yazımı, namus kavramına inanan bir kimsenin namusu kadar önemlidir.

Bu açıdan baktığımızda maalesef ne Osmanlı tarihimiz ne Cumhuriyet tarihimiz ne de İstiklal Mücadelemiz, yerli ve milli düşünce ekseninde tüm teferruatıyla yazılamamıştır.

İşte bu yüzdendir ki, milletimizin genelinde ve eğitim öğretim alanında, tarih pek sevilmez, sevilmeyen şeyler de kolay reddedilir ve umursanmaz. Geçelim.

……………

Kitabın ilk sayfalarında Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan hoca, “Sultan Vahdettin ve Mustafa Kemal ilişkisini yazmış.

Vahdettin ile Mustafa Kemal’in arasında geçen vakıaları belgelere dayanarak yazan Beyhan hoca, resmi tarihçilerin görmediği karanlık sayfaları aydınlatmış.

Bu hususta kim yalan, kim gerçek yazıyor, hocanın yazısından kısa bir örnek verelim.

“Bir zamanlar 19 Mayıs 1919 bahsinde, Mustafa Kemal’in ‘kırık dökük pusulası bozuk bir gemi ile Samsun’a ayak bastığı” yazılır, söylenirdi.

Ders programlarının tarih kısımlarında dahi böyle işlenirdi. Zaman, gemi meselesini çözdü. Bandırma Vapurunun, tüketilen bir devletin envanterinde bulunan, devrin imkânları ölçüsünde hatırı sayılır bir gemi olduğu kabul görmeye başladı”.

………………

İşte bu örnek bile kendi kendilerine “aydın” yaftası vuranların, zihinlerini karanlık ihanet tünellerinden çıkarmayarak, ne kadar cehalet yüklü katarlarda yolculuk ettiklerini göstermektedir.

Bugün aynı zihniyet, yüzyıl önce İstanbul’u işgal eden Avrupalı canilere övgüler yağdırmakta ve bir işgal daha beklemekteler.

Böyle kimselerin nasıl tarih yazacakların varın siz hesap edin. Aynı çevreler, Doğu Akdeniz meselesinde bile Avrupa’nın kobayı Yunanistan’a ses çıkarmamaktalar.

Doğu Akdeniz’de Haçlıların nasıl birlik oluşturduklarına dair yine geçmişten bir örnek vererek dostu düşmanı iyi bellememiz gerektiğini unutmayalım.

İstanbul, 13 Kasım 1918 sabahı; İngiliz, Fransız ve İtalyan savaş gemilerinden oluşan 60 parçalık İtilaf donanması tarafından abluka altına alındığında, bunlara kobaylık eden gemiler hangileri dersiniz? Elbette Yunanlılar.

…………………

Kitaptaki diğer isimlerden de söz edelim:

“Devrin Yazarlarının Kalemiyle İstanbul’un İşgalini”, Prof. Dr. Abdullah Uçman yazmış.

“İstanbul İşgalinin İslam Dünyasına Yansımasını”, Prof. Dr. Ali Satan kaleme almış.

“İstanbul’un Resmen İşgal Süresini” Doç. Dr. Abdurrahman Bozkurt yazmış.

“Mütareke ve Milli Mücadele Dönemlerinde Gayrimüslim Kurumlarının Tutum Ve Faaliyetlerini”  ise Doç. Dr. Ramazan Erhan Güllü kaleme almış.

……………….

Eser hakkında: İSEDER; 0212-514 81 94

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ömer Faruk

7 Eylül 2020 22:20

Düşmanı düşmanlık yaptığından dolayı suçlamak basitliğinden kurtulmamız gerekir. Kaptanın dalgaları suçlaması gibi bir şey

Var

7 Eylül 2020 21:58

Mert yorumu ile yazan kişi Ali İhsan karahasan oğluna kim gülüyormuş hangi millet sizin gurubun adamlarimi nice yazarlar gördük kimi babadan kimi dosttun ki ide müdedeyin insanlara hakaret edenleri yazar yaptılar acaba o göbeğini Kayişyanlara bir lafiniz oldumu ki ali ihsanı bey eleştırıtorsun

mert

7 Eylül 2020 15:41

Sayin yazar sizden ricam meslektasiniz Ali Karahasanogluna biraz akil verinde sacma sapan yazmasin millet Ona gülüyor  

yarih sahnesinin garip tecellisi

7 Eylül 2020 14:30

Bizim tarihimizde; 'helal be, yunanı yendik!' diye bir övünme olamaz; çünkü yunan bize 400 yıl kölelik yapmış olan köpeğimiz bir millettir.  

bir dev nasıl devrildi ve devredildi!

7 Eylül 2020 06:25

Kendisi monarşik krallıkla yönetilen ingiltere, yeni heyete laik cumhuriyet modelini dayattı, (no padişah, no halife, no din) ve oldu! Türklerin saf olanları cumhuriyet rejiminin hâlâ atatürk tarafından icad edilmiş bir yönetim sistemi olduğunu sanarak yaşarlar ve öylece de ölürler..

bir kahraman nasıl doğdu

7 Eylül 2020 06:12

mkamal, önce padişahın emir ve himayesinde Samsun' a çıktı. Durumu bilen İngilizler kendisini takip etmekteydiler. Sivas Kongresinde pazarlıklar tamamlanmış herşey bitmişti. İngilizin Anadolu' ya soktuğu yunan, yine İngilizler tarafından Anadoludan çıkarıldı. Artık ne padişah ve ne de halife kalacaktı arkada çünkü..

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle