İslam kardeşliğinden ne anlaşıldığını anlayamıyorum
Yazının başlığında herhangi bir eksiklik ve yanlışlık yok. Söylediğim gibi İslam kardeşliğinden ne anlaşıldığını ömrümce bir türlü anlayamadım.
Anlayanlara ve tatbik edenlere ne mutlu! Yalnız ister ülkemizde ister dünya genelinde İslam kardeşliğinden ne anlaşıldığını idrak edenler, “bugünkü gibidir” diyorlarsa eyvallah!
Fazla kafa göz yarmadan şunu hatırlatayım da “saban okunu görmeyip, saman çöpüyle uğraşanları” üzmeyelim.
Elbette her yerde küçük çapta ve kendi içinde İslam kardeşliğinin gereğini yerine getirenler bulunmaktadır fakat mevzumuz onlar değildir.
•
İslam âleminin hali ortada! Her şeye rağmen ayakta duran ve İslam’ı hakkıyla temsil eden tek ülke biziz. Bu sebeple hem içten hem dıştan bir sürü ihanetle karşı karşıyayız.
İnsanın en çok zoruna giden de İslam düşmanlarının yaptıkları değil, onlarla birlikte olan Müslim kisveli zındıkların, İslam kardeşliğine karşı işledikleri cürümlerdir.
İslam kardeşliğinden ne anlaşıldığını anlamak için aklıselimler şöyle diyor:
“İslam kardeşliğinin siyaset ve çıkar hesaplarının üzerinde tutulmalı. Sadece manevi birlik bakımından değil, Müslüman coğrafyası üstündeki bütün müstakil devletlerin istiklalleri ve istikballeri bakımından son derece hayatidir.
Başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerin, “Batılılar tarafından yönetilen yönetici taifesi”, çıkarları uğruna gözlerini karartıp, zümre ve şahsi menfaatleri için fitne, fesat yayarak ve yaşayarak, İslam kardeşliğinin önüne set çekmekteler.
Oysa Batıda bir Fransız, bir Alman, bir Avusturya, bir İtalyan medeniyeti yoktur. Haçlı bir Avrupa medeniyeti vardır.
Irki hususiyetler bir yana, eskiden İslam coğrafyası da tek medeniyet çatısının müşterek esas ve prensiplerine sahip bulunmaktaydı.
•
Eğer hakikaten önce ülkemizde sonra da dünyada İslam kardeşliği tesis edilebilirse ki, -o günler çok uzak değildir diyelim- ama bu tesisi kuracak olan Cumhurbaşkanımız Erdoğan karşıtları, Haçlılardan çok maalesef Müslüman kisveli kimse ve kesimlerdir.
Batılılar esaretleri altına aldıkları ve yönettikleri Müslüman ülkelerdeki “yönetilenlerin” en büyük açmazları, İslam kardeşliğini kişisel menfaatlerine üstün tutarak siyasi ayrılıklar sergileyip, kendilerini ve avanelerini halkın sırtından beslemeleridir.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın hem Haçlı dünyaya hem İslam dünyasına seslenirken altını ısrarla çizdiği İslam kardeşliğine karşı bu yüzden direnilmektedir.
Oysa hepimiz Allah’ın kulu, Muhammedin (s.a.v) ümmeti değil miyiz?
Hangi ırk, renk, milletten olursak olalım; birbirimize destek, yardımcı, koruyucu olup, omuz omuza diz dize vererek birlik sağlayamazsak, başka türlü nasıl sağlayabiliriz ki?
•
Ezcümle:
İslam âlemi dediğimizde karşımıza Batı tarafından didik didik edilmiş ve birbiriyle maddi-manevi irtibatı kesilmiş bir coğrafya çıkmaktadır.
İslam birliğini ancak Türkiye olarak biz kurabiliriz ama önce “Ben” yerine “Biz” diyebilirsek içimizdeki İslam kardeşliğini tesis edebiliriz vesselam.







