Dünü unutmak yarına köle olarak uyanmaktır
Dünya üzerinde sömürmeyen ve sömürülmeyen tek devlet-millet biziz.
Çünkü bu dünyanın geçici bir istasyon olduğunu ve esas ebedi olan âleme göçüleceğini tüm hakikatiyle bilen bir inanca sahibiz.
Bu sebeple tarih sahnesine çıktığımız yüzyıllar ötesinden bu yana ne sömürmüşüz ne de sömürge olmuşuz.
Bugün dünyayı yaşanmaz kılan ve “zenginliklerini”; gasp, işgal, savaş, terör ve hırsızlıklarla elde ederek, mazlum milletlerin başına musallat olan Batılı ülkelerin tarihleri, bizim gibi “insan ve bağımsızlık” üzere değildir.
Bize olan düşmanlıkları da yine dünyanın en stratejik coğrafyasının sahibi oluşumuz ve asla onlara teslim olmamamız sebebiyledir.
Günümüzdeki muhalefet kanadının sürdürdüğü iç ve dış siyaset, milletimizin ve devletimizin başına getirilmek istenen musibetlere davetiye çıkararak; bağımsızlığımızı, istiklalimizi onlara teslim etme amaçlıdır.
Bu nedenle, yüz altı yıl önce et ve tırnakla kazandığımız zaferin ne demek olduğunu bilmek ve bağımsızlığımıza halel getirmemek için amentüsü sağlam her ferdimiz, dünü unutmadan yarınını inşa etmekle yükümlüdür.
Dünü unuttuğumuzda, yarına bağımsızlığımızı kaybetmiş köle millet olarak uyanmamız işten bile değildir. Batılıların ne kadar dost olup olmadıkları ortadadır!
•
Dünü hatırlatma adına, Çanakkale zaferinin nasıl kazanıldığına dair resmi kayıtlarda bulunan bir yemek listesi sunmak istiyorum.
Tabi bu listeye günümüzde çöplere giden tonlarca ekmek ve yemeği de düşünerek bakmalıyız. Çöpe giden meyve-sebze-ekmek ve diğer yiyecekler, böyle bir Türkiye’yi daha doyuracak zenginliktedir.
43. Alay Yemek Listesi:
15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı. Öğle: Yok. Akşam: Yağlı Buğday çorbası, ekmek!
16 Haziran Sabah: Yok. Öğle: Yok. Akşam: Üzüm Hoşafı, ekmek!
17 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı. Öğle: Yok. Akşam: Yarım ekmek!
18 Haziran Sabah: Yarım ekmek. Öğle: Yok. Akşam: Şekersiz üzüm hoşafı!
19 Haziran ordu emri ile ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir”.
•
Şimdi de cepheden bir hatırat:
Yüzbaşı Mehmet Hilmi, 3 Mart 1915 tarihinde, Mecidiye Tabyasında yaşananlarla ilgili şunları anlatmaktadır:
“Bataryada yüksek sesle tekbir alınıyor idi. Üzerimize doğru her beş-on dakikada bir mermi düşüyordu. Fakat fena patlıyor, birçok parçaya bölünüyordu.
Büyük parçaların iki bin-üç bin metreye kadar gittikleri görülüyordu. Bir mermi isabet ettiği kabloyu kopardı. Yedek Subay adaylarından Sadi Efendiyi göndererek tamir ettirdim.
Bir müddet sonra bir mermi koğuşa isabet etti. Ot minderleri tutuşturdu. 4 er göndererek yangını söndürmelerini söyledim.
Dönüşlerinde garip bir olay oldu. Henüz talimhanenin ortasına gelmemişlerdi ki aralarına bir mermi düştü. Hepsi ortadan kayboldular.
Patlamanın tesiri geçince birer birer toprak altından çıktılar. Hiçbirine bir şey olmamıştı. Mucize kabilinden olan bu durum, erlerin maneviyatını yükseltmiştir”.
Gayrı söze hacet var mı?







