Din soslu aldanma ve aldatma
Aslında yazının başlığı şöyle olacaktı.
“Neden hep İslam’ı önceleyenler aldanıyor ve aldatıyor” diyecektim ama önyargı ve peşin hükümlülerin tansiyonu yükselsin istemedim.
Mecburen daha munis bir başlık bulayım da öyle mevzuya devam edeyim dedim. Evet, “Din soslu aldanma ve aldatma” olaylarını yıllardır görüyoruz.
Lafı Bitcoin meselesine getireceğim fakat biraz gerilere giderek, başka örnekleri hatırlamakta fayda vardır.
Kolay para kadar harcanan ve zevk alınan bir para yoktur. Nereden gelip nereye gittiği belli olmayan “emeksiz-bedelsiz para”, insanı şaşırtır ve yoldan çıkarır.
Kolay para kazanma arzusu, öncelikle haram ile helal arasındaki dengeyi haram yönüne çevirerek; tamah ve hırsın sevk ettiği her yolu “mubah” saydırır.
•
Hâlâ var mı bilmiyorum ama hatırlarsanız, 90’lı ve 2000’li yılların başında, Amerikan menşeili temizlik ürünleri evden eve pazarlanırdı.
Nedense bu Amerikalılar bu ürünleri, hep mütedeyyin ailelere pazarlattırır, mütedeyyin aileler de diğer mütedeyyin ailelere satış yapar ve yaptırırlardı.
Satışlar öyle ulu orta olmaz, ev toplantıları yapılır veya çeşitli salonlarda coşkulu seminerler şeklinde icra edilirdi.
Pazarlamanın başına her zaman fakir bir kadın seçilir ve bunlar hem anne hem ev hanımı olurdu. Ailece ekonomik olarak zor durumda iken, birden lüks imkânlara kavuşurlardı. Tabii hepsi hayaldi.
Özellikle ev hanımlarından seçilen anneler, babaanneler, anneanneler inanır ve o ürünleri önce alır, sonra onlar da pazarlardı. Sonuçta sadece Amerikalılar kazanırdı.
•
Baktılar ki, dini değerleri önceleyen kesimlerle bu işler iyi gidiyor, ardından “saadet zincirleri” çıktı. “Al parayı bul karayı” kumarından farklı olmayan işler yapılmaya başlandı.
Cenneti garantileyenlerden tutun da dünyanın ve ülkemizin her yerinde yazlıklar, villalar, katlar vaat edildi. Hayalen tabii.
Evet, kabaca bu kadarı aklıma geldi. O yılları hatırlayanlar nice “aldanma ve aldatma” şekillerini biliyorlardır eminim.
İnsanın zoruna giden neydi biliyor musunuz? Ne paraları ne pullarıydı. Amerikalılar hizmet etmeleriydi. Ve tabii hiç kimseye bir şey söylenmiyordu.
Evlerine Cola almıyorlardı ama Amerikan temizlik malzemelerini ev ev satıyor ve kullanıyorlardı.
•
Bitcion meselesine gelince! Hiç ilgilenmedim. Ne yaşım ne kazancım ne aklım bu işlere yatmıyordu ama bir gün patlayacağı kesindi.
Yanlış anlaşılmasın kimsenin parasının kâhyası değiliz fakat geçmişteki bankerlerin farklı bir çeşidiydi. Saadet zincirlerinin değişik bir uygulamasıydı.
Ezcümle:
Sanırım hak ve hakikati bilen hiçbir fıkıhçımız bu işe “helal” diyemez.
Eğer yanlış hatırlamıyorsam Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir hadisi şerifi vardır:
“Aldatan bizden değildir” buyurur. Bir rivayette de; “Aldatan benden değildir” dediği bilinir. Ve bu ifade şöyle açıklanır. “Ben onun peygamberi değilim”.
Aldanmaktan yorulmadık mı?







