Bugünü Anlamak İçin II. Abdülhamid Han
Bugünü anlamak için düne müracaat etmek lazımdır. Dünü bilmeden bugünü çözmeye çalışmak, küllükte iğne aramaya benzer.
Yedi düvele karşı İstiklal Mücadelesi veren devletimize ve milletimize karşı, Avrupalılar, komşularımız ve onların içimizdeki siyaset maskeli köklü köleleri, aynı noktada buluşmaktalar.
Bu maskelilerin zihniyetini, düne bakmadan günümüzde olup bitenler çerçevesinde ararsak, futboldan hiç anlamayan oyuncuların oynadığı maça hakemlik etmiş oluruz.
Sara nöbeti gibi düşmanlıklarını sürdüren bu kesimlerin kin ve öfkeleri, devlet ve millet olarak kalkınmaya başladığımızda nüksetmektedir.
Şükür ki, millet iradesinin hâkim olduğu bir Cumhurbaşkanı ve hükümete sahibiz de sıcak soğuk her türlü müdahaleye karşı direncimiz sağlam.
Bunların istediği Türkiye modeli, CHP’siyle, İP’iyle, HDP’siyle ve Ak Parti’den beslenip, sonra da gerçek kimliklerine dönerek düşman kesilen GP’si, DP’si gibi levha örgütleriyle ittifak kurdurarak, yüzyıl önce olduğu gibi Türkiye’yi işgal ettirmek.
İçte Batıyı, dışta bunları izleyenler, o işgal yıllarının yeniden provası olduğunu görürler. Oysa bu topraklarda hiçbir şekilde uzun soluklu ihanet barınmamıştır.
Bunların ittifak arayışlarının gerçekleşme imkânı, mahşere kalmış senaryolardan ibarettir. Dua edelim: Rabbim mahşerde hepsini birlikte haşreylesin. Âmin.
Neyse bugünü anlamak için tanıtacağımız kitaba geçelim.
•
Bu haftaki eser,Ötüken Neşriyat’tan çıkan Ziya Nur Aksun’un “II. Abdülhamid” isimli kitabı.
Erol Kılınç’ın yayına hazırladığı eser, Ulu Hakan II. Abdülhamid’i tüm yönleriyle anlatıyor. Kitabın sunuş kısmı şu ifadelerle başlıyor:
“Sultan II. Abdülhamid Han’ın bir darbe sonucunda, son derece uyduruk bir suçlama ve utanç verici bir üslupla tahtından indirilişinin üzerinden 100 yıl geçti.
Onun zamanındaki Balkanlar, Kafkaslar, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu ile İslam dünyası üzerindeki emperyalist emellerin şekillendirdiği siyasi entrikalar, bugünlere kadar sürüp geldi ve biteceğe de benzemiyor.
Dünyada, bu çetrefilleşmiş problemlerin kökenlerinin anlaşılması, çözüm çabalarının bir sonuca ulaşabilmesi için o dönemlerin gerçek tarihlerinin, o dönemdeki aktörlerin gerçek kişiliklerinin ve niyetlerinin hiçbir ideolojik ve zihni saplantıya kapılmaksızın ele alınması lazımdır.
Bu işleri değerlendirenlerin inanç ve anlayış bakımından yerli, samimi ve kompleksiz olmaları, bölgenin kültürel yapısı hakkında sağlam bilgilere dayanmadan, bunlara istinad eden hükümler çıkarabilecek kapasiteye, hukuki formasyona ve siyasi ufka sahip bulunmaları lazımdır”.
•
Evet, rahmetli Ziya Nur Aksun’u tanımayan yahut az tanıyanlar için tarihimize bakışı son derece adildir.
“Ziya Nur Aksun, propaganda tahribatına karşı zihni ‘şerbetlenmiş’ müstesna bir şahsiyettir. O samimiyeti, inancı, zihni istiklali, Osmanlı Devlet yapısını iyi bilmesiyle de seçkin bir mütefekkirdir.
Ezcümle:
Görüldüğü gibi devletimize ve milletimize düşmanlığın temeli hiç değişmiyor. Değişen sadece aktörler.
Eser hakkında Ötüken Neşriyat; 0212-251 03 50 [email protected]







