Bu ülkenin kefereleri
Türkiye olarak en güçlü devlet-millet olmamıza rağmen, maalesef içimizdeki ve dışımızdaki keferelerin bu gücü zayıflatmak için tüm ihanetlerini sergiledikleri zor zamanlar yaşamaktayız.
Bundan 15 yıl önce olsaydı, çoktan teslim bayrağını çekmiş, Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi İtilaf devletlerinin oyuncağı olmuştuk.
Yüzyıl önceki hesap yine sahneye konulmaya çalışılıyor.
Terör başta olmak üzere orman yangınları, asayiş olayları, sınırlarımızdaki Haçlı ittifakları ve tabii yeniden hortlayan ve hortlatılan Ermenistan meselesi ve ekonomik hususlar, birbirinden bağımsız hadiseler değildir.
Gerçi bu toprakların ve milletin, iki bin yıldır keferelerle hiç başı halas bulmadı. Belki de bu yüzden tüm harp ve darbelere rağmen ayakta kalmasını bilmekteyiz. Hamdolsun!
………………
Kefere sözünden neyin kastedildiğini izah edelim. Şahsım ilk defa yedi yaşında duymuştum ve keferelerin kimler olduğunu o zaman öğrenmiştim. Şimdi oraya girmeyeyim.
Kefere, sözlükte “perdelemek, örtmek, gizlemek, yalanlamak” anlamlarına gelir.
Şimdi bu manalardan sonra devlet-millet bütünlüğümüze karşı sosyal medya, medya, siyaset, ekonomi ve belli akademik kesimlerin ülkemiz aleyhine ittifaklarını değerlendirelim.
Ülkemiz gerçeklerini görmezden gelerek, mayalarının gereği ihtirasları uğruna hareket eden ve böylece kendilerine yatırım yaptıklarını zannedenleri tarih not etmektedir.
Malum kişi yahut kişilerin ortak özelliği; Hak ve adalet duygusunu kaybetmeleri, doğruyu aramak yerine kendi düşünce, saplantı, hırs ve menfaatlerine uymayan her şeyi ortadan kaldırmaya çalışmalarıdır.
……………….
Bunlar güneşi balçıkla sıvamaya kalkan biçarelerdir.
Önleri, arkaları, sağları, solları öyle bir bataklıktır ki, canlı-cansız her varlığa düşman kesilir ve hiçbir kutsalları olmadığı gibi hiçbir şeye aidiyet duygusu beslemezler.
Nitekim hakikatlere karşı durmakta ve menfaatlerini her şeyin üstünde tutmakta direnir ve İngilizler gibidirler. Her deliğe, kılığa girerler.
Bazen kendilerini iman ehli, hatta dindar gibi gösterirler veya böylelerini içlerine alarak toplumu aldatmaya çalışırlar ve aldatırlar da. Nice örneklerini siyasette görmekteyiz.
Yaratana saygı ve her türlü yaratılmışlara iyi davranma, sahip çıkma, koruma ve kollama erdeminden yoksun malum kesimlerin, sadece bize değil, nefes alıp veren hiçbir canlıya saygıları ve sahiplenmeleri yoktur. İşte halleri ortadadır.
Bu noktada devlet-millet bütünlüğünden yana olan her insanımızın, ciddi sorumluluklar alarak, birliğimizin-beraberliğimizin devamı için çalışma mecburiyeti vardır.
…………………
Ezcümle:
Dünya bir sınav salonudur ve bu âlemde yapıp ettiklerimizin hesabını, ilahi adaletin huzuruna çıktığımızda tek tek vereceğimizi elbet her mümin bilir ve iman eder.
Sözümüz, nefislerine taparak devlete ve millete ihanet edenlere değildir. Sözümüz, bu ülkeyi seven ve sahiplenenleredir.
Hangi sebeple olursa olsun, devlet-millet kucaklaşmasından yana olan tüm insanlarımız, ihanet edenleri bilmeli, tanımalı ve oyuna gelmemelidir.
Hesap gününe iman edenler, kimleri dost edineceklerini bilirler.







