--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir İnsan, Ekmeğini Yediği Topluma Nasıl İhanet Edebilir

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

Başlıktaki sorunun cevabı kolay! Gizlisi, saklısı, bilinmeyeni yok. İhanet edenlerin bütün söylem ve eylemleri apaçık ortada!

İşin başını muhalefet adı altında konuşlanmış siyasi parti tabelalı örgütlerle, çeşitli isimler altında yuvalanan terör destekçisi sözde sivil toplum örgütleri çekmekte.

Hal böyle olunca ekmeğini yediği topluma, devlete ihanet eden ve kendilerini milletten sıyırarak “aydın” yaftası içinde ayrı bir yere koyup, devlet-millet kalkınmasına karşı mücadele edenleri herkes görmekte!

Peki, “aydın” kimlere denilir? Bu sorunun cevabını ehli irfan sahiplerine bırakalım:

“Memleketinin tarihinden, medeniyetinden, medeniyetinin yoğurduğu irfandan, bu irfanın şekillendirdiği insanından kopuk kimselere günümüzde ‘aydın’ denilmektedir”.

Allah aşkına bu nasıl bir “aydın” olmaktır ki, kendi memleketinin gerçeklerine sırt çevirmiş, görmemek ve bilmemek için direnip durmakta ve hatta kötülemektedir.

Cemil Meriç, kendilerini “aydın” diye yaftalayan ama zihniyet itibariyle, halkına ve vatanına karşı beyni düşmanlık üreten kimseleri şöyle tarif eder:

“Bunların başlıca derdi, bir düşünce geleneğinden mahrum olmaktır. Sevgi düşünmenin ilk ve vazgeçilmez şartıdır.

Batı tarihindeki her kepazeliği yüceltirken, kendi geçmişimizde karşımıza çıkan minnacık kusurlara takılıp kalırlar.

Bu ne şuursuzluktur! İslamiyet bir yerde insaftır. İnsafını kaybedenler, hiçbir hakikati bütünüyle kavrayamazlar”.

Öte yandan; kimliğiyle, kişiliğiyle, kültürüyle kendisini bu topraklara ait hisseden “Münevverleri” ise Cemil Meriç şöyle anlatır:

“İnanmış münevverlerden beklediğimiz; Mevlanalara, Yunuslara, Hacı Bektaş Velilere yakışan bir anlayış yüceliği ve bütünü kucaklayan bir sevgidir.

Kendi içimizdeki güzeli, İlahiyi sırf kendimizindir diye küçümsemeyelim. İlahi nur her yerde ve herkeste takdir ve takdis edilmeli. Bilgiyi beşikten mezara kadar aramak her Müslümanın başlıca vazifesi değil midir”?

Yeri gelmişken bir ayrıntıya değinerek sözü sürdürelim.

“Aydın” kelimesinin günümüzde anlam olarak kapsadığı saha; otun, böceğin, suyun olmadığı çorak bir alandır.

Bu benzetme, topraklarımıza ve medeniyetimize yabancılaşmış kimseleri çağrıştırmaktadır ve yapıp ettikleriyle kendilerini deklare etmektedirler.

“Aydın” kelimesinin medeniyetimizdeki ve kültürümüzdeki karşılığı “Münevverdir”. Hangisi insana daha sıcak gelmektedir? Takdiri mizacı sağlam olanlara bırakalım.

Mevzuyu farklı bir yana getirecektim ama hafızalarını Batı’nın çıkmaz sokaklarında yitirmiş ve bu hallerini “aydın” diye pazarlayan kimseleri, Cemil Meriç üzerinden anlatalım.

Merhum Cemil Meriç’e; “Aydın” yaftasıyla yaşayanların, toplumun inanç merkezli değer yargılarına karşı neden düşmanca tavır aldıklarını sorarlar. O da şöyle der:

- “Bu aydınların pisliği ve rezilliğidir. Bunlar sahte aydınlardır. Pısırık insanlardır. Hayatlarında hiçbir şeye inanmamışlardır. Sahtekârdırlar. İnançsızdırlar.

Her şeyin negatifi var onlarda. Tam bir yokluk içindedirler. Örnek yok önlerinde, benzeyecekleri kimse yok”.

Meraklısına not. Alıntılar, “Cemil Meriç Konuşuyor” kitabından. Ketebe Yayınları.

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

eyüp yılmaz

8 Ekim 2020 20:29

yıllardır yazıp uyarıyoruz! bahse konu hainlerin bilhassa üst yönetici bürokrat, öğretim üyesi, hakim savcı avukat siyasetçilerin tamamının seceresi soy kütükleri açıklanmalı.. son 150 yılı tamamı.. vesselâm

Muhammed Genç

8 Ekim 2020 18:05

Çok teşekkür ederiz  

bbh

8 Ekim 2020 17:44

Kimse kimsenin ekmegini yemiyor yeter artik yaaaa

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle