--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aşk İle Ânı Seyretmek

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Bu haftaki eserimiz, radyo sohbetlerinden oluşan nehir söyleşileri tarzında. İnsanı hem ruhen hem bedenen tedavi eden konuşmaların kitaplaşmış hali.

Turkuvaz Yayınlarından çıkan eserin hem konuşanı hem soranı Kemal Sayar, cevaplayanı da Sadettin Ökten.

“Aşk İle Ânı Seyretmek” üst başlıklı eserin alt başlığı “Gönül sedasından Akisler” ismini taşıyor. Kitaptaki konuşmalar Erkam Radyodan yapılan programlardan.

Kemal Sayar hoca, Sadettin hoca ile yaptığı sohbeti, sözden kayda geçirerek yazıya dökülmesini şu ifadelerle anlatmış:

“Bu kitap, yalnızca kelimelerin ölümüne karşı koymak için değil, aynı zamanda bir ruhun aramızdan çekilmesine direnmek için de tarihe not düşürmek arzusundadır.

Yaşanmışlıklar arasından sızan manevi bir lezzetin, bir hayat ışığının, varoluş neşesinin hatıra getirilmesi gayretidir.

Büyüklerimiz konuşurken kendi benliklerini aradan çekerek bizi yüzyılların hikmetiyle baş başa bırakıyorlar.

Onlar üzerinden bizler birçok büyük ruha temas ediyor, kadim bilgeliğin ziyafet sofrasına oturmuş oluyoruz.

Çok değil yarım asır önce, bu topraklar üzerinde bir masal âleminden fırlamış gibi yaşayan ahlak ve aşk abidesi şahsiyetler vardı, belki izlerine eskisi gibi kolay rastlayamıyoruz ama bugün de mutlaka vardır”.

Eserin yayına hazırlanma zamanı koronavirüs günlerine denk gelmiş, salgının dünyayı, insandaki manasız büyüklenmeyi hizaya çektiği günlere tevafuk etmiş.

Haliyle kitabın muhtevası da sanki bugünleri ihtiva etmekte ve insanımızın ruhuna bilgelik üflemektedir. Sözü yine kitabın sayfalarından sürdürelim:

“Aşk ile Ânı Seyretmek” hiç bu kadar anlamlı olmamıştı! Ağır aksak ilerleyen zamanda her bir ânın varlığını hissederek, dünyayı bütün güzelliği için idrak ederek yaşamamız mümkün.

Bugünler, neyi kaybetmiş olduğumuzu hatırlamak için bize verilmiş bir mühlettir.

Elimizde güçlü bir anahtar var, her kapıyı bize açar: “Bu da geçer ya Hu”! anahtarı. Istırap geçer ama bize öğretmesine izin vermeliyiz.

Yaşadığımız zorluklar bize hayatımız üzerine düşünme fırsatı sunar. Böyle bir düşünme sürecinden geçiyoruz. Ruhumuzdaki düğümleri tek tek çözme zamanı.

Evden ayrılalı bir hayli vakit geçti, geriye dönmek için çok mu geç oldu? Dönmeye niyet etsek acaba yolu bulabilecek miyiz?

Yaşanmışlığın bıraktığı tortuları ve göğün işaretlerini izleyerek yolumuzu bulabiliriz. Kelimeleri diri tutmalıyız; bizi biz kılan, varlığa neşe katan o şevki diri tutmalıyız”.

Kitaptaki karşılıklı konuşmalar, evinizde ailenizle yaptığınız sohbet tadında.

Okuyanlar yahut dinleyenler, eğer her söze kendilerini muhatap sayarlarsa, başkasına nakletmeden önce kendilerini inşa edebilirler.

Hepimizin farkında olduğu fakat bir türlü tedavi etmek istemediğimiz garip bir huyumuz var. Nedir o?

Bildiklerimizi, duyduklarımızı, okuduklarımızı; başkalarını imar etmek için aktarma istasyonluğu yapmak. Kitabı okuyunca bu huydan vazgeçiyorsunuz.

Eser hakkında: www.turkuvazkitap.com.tr

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle