--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aileyi Konuşmayı Gericilik Sanıyorum

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

Sizleri bilmem ama şahsen “aile” üzerine yazmaya ve konuşmaya artık çekiniyorum. Sanki Taş Devrinden söz ediyorum gibime geliyor. 

Çünkü görevi kamuoyunu aydınlatmak olan medyanın büyük kısmı, yaptıkları işi cüzdanlarına, lüks yaşam hırslarına ve kapitalizme hibe etmiş vaziyetteler.

Televizyon ve gazetelerin internet sayfalarında her türden cinayet ve benzeri haberlere bakınca, bu ülkede “aile” mefhumundan söz etmenin ayıp sayılacağı hissine kapılıyorum.

Günde onlarca cinayet, hırsızlık, gasp, taciz ve benzeri haberlerle ortalık çalkalanıyor. Ayrıca çalkalanmayı sosyal medya da binlerce garip yorumlarla ayyuka çıkarıyor.

Bu arada meselenin daha da vahimi, olup bitenlere ısrarla tek taraflı bakılıyor! Haberlerin gerçek yönü sorgulanamıyor.

Kazara sorgulayanlar olunca, kişisel ve cinsel özgürlüklerden dem vurularak hakikatlerin üzeri örtülüyor!

…………… 

Bu sebeple aile üzerine yazmak, milattan önceye dayanan mitler gibi geliyor ve çağ dışı bir hususmuş gibi değerlendiriliyor.

Aileyi koruyan bütün mefhumlar, kriterler, medyanın insanı esir aldığı hız ve haz çağının silahıyla vuruluyor.

Bu silahın en tehlikelisi ise “sürekli daha çok harca” baskısıdır. Maalesef aklı başında ekonomistler, sosyologlar, psikologlar da çıkıp:

- “Ey insanlar! Yapmayın-etmeyin, bu gidiş hayra alamet değil, hepimiz aynı gemideyiz, hız ve hazzın sonu gemiyi batırır” demiyorlar.

Bunları söylerken içimden bir ses “Sana ne be adam. Var git işine bak” diyor.

Bu sese kulak vermem gerekirken, işte böyle boşboğazlık ediyorum. Madem başladım, bari biraz daha boşboğazlık edeyim.

………………

Haz ve hız çağının en önemli hastalıklarından birisi hatta tedavisi bile tüketime hizmet eden rahatsızlıklardan birisi, “emanet ve ehliyet” inancının çökmesidir.

Hangi inanç, ideoloji ve siyasi yelpazeden kim olursa olsun, sorulsa ki; “Varlığınız size emanet değil mi” denilse, sevecen ve sahiplenen bir şekilde “Elbette emanet” diyeceklerdir.

Tabi her can-ruh sahibine emanettir. “Peki, bu emanete sahip çıkma ehliyeti, bizim ihtiyarımızda mıdır, yoksa dış etkenlerin esareti altında mıdır” denilse, acaba nasıl cevaplar verilir?

Azizler! Tüketim ve kaygı çağındayız. Kaygı tüketimin hızını sürekli katlayan bir hastalıktır. Kişi kaygılandıkça maddi-manevi birçok şeyini tüketir ve ne emanete ne ehliyete sahip çıkabilir.

Gelin, “emanetlerimizi ve ehliyetlerimizi”, haz ve hız çağının sürüklediği bataklığa armağan etmeyelim. Bu bataklığa girenleri medyada görüp durmaktayız.

Bunun için yine “aile” diyeceğim. Çünkü “aile olma” inanç ve bilincinin muhafaza edemediği hiçbir kaybı, başka hiçbir güç koruyamaz.

………………

Ezcümle:

“Fert ve aile birliğini hıfzeden en önemli temel değer, birbirimize emanet olduğumuzu bilmek ve birliğimizi ehliyetli eller vasıtasıyla devam ettirmektir.

Ehliyet ve emanet yoksulluğu, aileyi parçaladığı gibi aklı ve ruhu da parçalar.”

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali rıza

16 Ekim 2020 23:53

Geç oldu lakin olsun bu kadar mühim bir konuda bir kişi yorum yapma lütfunda bulunmuş , aslında yüzlerce yorum olması lazım , çünkü en hayati noktaya işaret etmişsiniz , hani beka diyor ya sayın Bahçeli , esas beka meselesi bu aile durumu , bu ancak eğitimle olur , ilk okuldan , özel okulları , orta okuldan veya liseden başlatmak lazım , yani ilk okulun özeli olmamalı , devlet okulu olmalı , köy okullarının kesinlikle açılması gerekir , köyün isminin önüne mahalle yazmakla ,köy mahalle olmaz , sevgi dilinin en yukardan en aşağıdaki vatandaşa kadar nasıl kullanılması gerektiği öğretilmeli , başta diyanet , siyasiler , yöneticiler , polisler , öğretmenler , umutsuzluk , kin ve nefret , insanı ilkelleştirir , her gün her gün , bu acı dil , gençleri hırçınlaştırır , yazık hemi çok yazık , bunu sosyoloğlar , psikoloğlar neden ,dile getirmiyor ? bu gidişat hayra alamet değil , Allah sonumuzu hayretsin ,

6284 Mağduru

16 Ekim 2020 22:54

Bir ironi de benden: Gerçekten çağ dışı bir yazı olmuş sayın yazar. Aile dediğin taş devrinin taşlarında gömülü. Modern insan bireyselleştikçe toplum, topluluk olma şuurundan uzaklaştı. Bencillik artık aile bile olamama noktasına ulaştırdı bireyleri. Geçmiş olsun. Bu enkaz, şimdi uyanıp önlemler alsak bile birkaç yüzyıla ancak kaldırılır. Ahlaki temeller üzerine bir aile mefhumunun yeniden inşası için ise bin yıla ihtiyaç var. Geçmiş olsun dedim ama başımız sağ olsun mu demeliydim acaba? Aile ha! Güldürmeyin insanı.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle