• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dinimizin muhakkak bir disiplini vardır

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, "Dinimizin muhakkak bir disiplini vardır" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Yeniakit Publisher
2020-05-08 10:13:00 -
Dinimizin muhakkak bir disiplini vardır

İşlerin en hayırlısı orta olanıdır. (Keşfü’l Hafa, C.1. S. 391)

Tamamen fıtrî olan son din İslam, kelime anlamı itibariyle barış demek iken aşırılık kavramıyla telaffuz edilmesi öteden beri söz konusu edile gelmiştir. Ancak bu durum bizatihi dinden değil de, ama dindarlardan, ama dinin karşısında olanlardan kaynaklanmaktaydı. Dinin Peygamberi (s.a.v.) Efendimiz: “Din işlerinde aşırı gidenler yok olmuştur.”(Müslim, İlim, 4) Bir başka hadis-i şerif de şöyledir: “Dinde aşırı gitmekten sakının, sizden öncekiler dindeki aşırılıkları yüzünden helâk olmuşlardır.”(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 125)

 Hayatın her safhasında olduğu gibi, din işlerinde de arzu edilen konum; orta halli/vasat/itidalli başka bir ifadeyle mutedil olmaktır. İşte tam da bu normal olandır. Normalin altına tefrit, üstüne de ifrat denilir ki, dinimiz her iki hali de tasvip etmez.

Zaten İslam’ı diğer muharref dinlerden ayıran özellik de, bu orta olma vasfı yani mutedil oluşudur. Bakara 143. Ayette ifade edilen mana da budur: “Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık...”

İtidal kelimesinin adaletle aynı kökten türemesi hasebiyle itidalli/mutedil olmak demek adaletli olmak demektir elbette. Bundan dolayı İslam ümmeti adaletli bir ümmettir. Adalet ise hukukun teminatıdır. Adil insanlar, hak tevziine ve hukuka şahitlik etmeye ehliyet kazanırlar.

İslam ümmeti orta, itidalli ve adil olduğu için en hayırlı ve üstün ümmet olmuştur. Nitekim yüce Rabbimiz: “Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz...” (Âl-i İmran, 110) buyurmuştur. Bu ayet ile yukarıdaki ‘sizi orta bir ümmet yaptık’ ayeti birbirini tamamlamaktadır. Müfessir âlimlerimiz: “Allah bu ümmeti, dinde orta yolu takip ettikleri için hayırlı diye nitelemiştir” demektedirler.

İslam dini kolayca yaşanabilen fıtrî bir din iken onu çeşitli sebeplerle ifrat ve tefrit noktalarına götürenler haddini aşanlardır ki, Allah haddini aşanları sevmez. (Bakara, 190; Maide, 87; A’raf, 55) Arapçada; fırt, ğuluvv, tatarruf, ifrat, israf, taassup, tuğyan gibi birçok kelime haddi aşmak anlamına gelmektedir.          

Dinde aşırılığa iten sebepleri kısaca şu şekilde sıralamak mümkündür:

1- Dine inanmadıkları halde ilgiliymiş gibi görünmek yani aslında dine inanmamak.

2- Dini bilmemek; dini bilmeden ahkâm kesmek.

3- Gelenek, görenek ve adetleri din sanmak.

4- Yanlış veya eksik din eğitim ve öğretimi vermek.

5- Arkadaş, çevre ve cemaatlerin yanlış telkinlerde bulunması.

6- Psikolojik bozukluktan ötürü sıkılıp kural tanımamak.

7- Haksızlığa uğradığını düşünerek haddini aşmak.

8- Katli, cihad ile karıştırmak gibi kavram kargaşası.

9- Şia’nın Hz. Ali’yi peygamber derecesine çıkarması gibi aşırı sevgi beslemek.

10- Yıkıcı olan kin gütme ve buğzetmek.

11- Dikkat çekmek veya şöhret bulmak için gerçeğin tersini söylemek.

12- Güçlü ve cesur olduğunu kanıtlamak için haddini aşmak.

13- Emellerine ulaşmak için aceleci davranıp kural tanımamak.

14- Sünnetullahı beğenmeyip alternatif düzen arayışına girmek.

15- Yapmaktan çok yıkmak isteyen hasta ruhlu kişiler.

16- Azıp kudurarak tuğyan etmek.

17- Hadlerini aşıp ifrat-tefrite kaçmak.

18- Islah ediyoruz diyerek ortamı ifsat etmek.

19- Allah’ın koyduğu sınırları (hududullah) aşmak.

20- Hak dinlerinde Ğuluvv (aşırılık) yaparak sapmak. (Bkz! Dinde Ölçülü Olmak, Abdurrahman b. El- Luveyhik, Trc. Abdulhalık Duran)

“De ki: Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.” (Maide, 77)

Dini, Yüce Allah’ın biz kullarından istediği şekilde Hz. Peygamber (a.s.)’ın da örnekliğiyle yaşamak hiçbir zaman aşırılık değildir olamaz, bilakis olması gerekendir. Ancak mesela, kimi sünnetleri hafife alıp veya farzmış gibi davranmak nasıl ki aşırılıksa aynı şekilde mekruh olan şeyleri hafife almak veya haram derecesine çıkarmak da aşırılıktır. Böyle bir durum dinen tasvip edilemez.

Dinimizin muhakkak bir disiplini vardır; kulun gücü nispetince ameller işlemesi, laubali veya aksine katı kuralcı davranması doğru değildir. Son söz olarak konumuzu Efendimiz (s.a.v.)’in iki hadisiyle noktalayalım:

 “Din kolaylıktır. Dini aşmak isteyen kimse, ona yenik düşer. O halde, orta yolu tutunuz, en iyiyi yapmaya çalışınız, o zaman size müjdeler olsun; günün başlangıcından, sonundan ve bir miktar da geceden faydalanınız.” (Buhârî, Îmân 29)

“Orta yolu tutunuz, amellerinizi mükemmelleştirmeye ve Allah’a yakın olmaya gayret ediniz. Sabahleyin, öğle ile akşam arası çalışınız. Bir parça da geceden faydalanınız. Aman acelesiz gidin, telaşsız gidin ki, menzilinize, varacağınız hedefe ulaşasınız.”

(Buhârî, Rikâk 18)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23