• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
12
Yeniakit Publisher
Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Metal sanayii için önemli bir yere sahip olan ve uzun yıllardır Türki­ye’de açılması beklenen Lond­ra Metal Borsası ile ilgili kötü gelişme yaşandı. İşte detaylar...

#1
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Dünya'da yer alan habere göre, metal sanayii için ha­yati önem taşıyan ve uzun yıllardır Türki­ye’de açılması beklenen Lond­ra Metal Borsası (LME) lisanslı deposu ile ilgili belirsizlik Tür­kiye tarafında devam ediyor. Son olarak Suudi Arabistan Cid­de’de 30 Ocak 2025 itibarıyla fa­aliyete geçen bakır ve çinko de­poları, Türkiye’nin bu alandaki yıllık minimum 1 milyar dolar­lık fırsat maliyetini bir kez da­ha gündeme getirdi.

#2
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Türkiye’de LME deposu açılamamasının temelinde yıllardır çözüleme­yen KDV sorununun yattığına dikkat çeken sektör temsilcile­ri, bu stratejik kaybın önüne ge­çilmesi çağrısında bulunuyor. Suudi Arabistan’ın bu onayı al­masında ise, ülkenin artan me­tal ticaretindeki rolü ve “Vizyon 2030” programı çerçevesinde­ki stratejik hedefleri etkili olur­ken, Türkiye’nin önünde geç­mişten gelen vergi ve lojistik so­runları gibi engeller bulunuyor. Türkiye’nin bir kez daha fırsatı kaçırdığına işaret eden İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, “Türkiye’de de arz güvenliği so­runu var.

#3
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Özellikle alüminyum, bakır gibi ürünler olmadan üre­tim olmuyor. Eğer bu malzeme­ler Türkiye’de stratejik olarak kolay ulaşabilir olmazsa dünya­da ya da ülkemizde yaşanacak sorunlarda işletmelerimizi de­vam ettiremeyiz. LME depoları ile arz güvenliği sorunu ortadan kaldırılıp, milyarlarca dolarlık üretim ve ihracat gerçekleştiren tüm sektörlerin de ihtiyaçları garanti altına alınıyor” dedi.

#4
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Sektör temsilcileri, Türki­ye’nin Avrupa ile Asya arasında­ki köprü konumu ve güçlü sana­yi altyapısı ile LME gibi küresel bir metal ticaret platformuna ev sahipliği yapabileceğini söyler­ken, Türkiye’nin LME lisanslı depolara sahip olamaması yeni bir durum değil. Geçmişte Te­kirdağ ve Gebze’de LME onay­lı depolar bulunsa da, Türkiye, özellikle KDV mevzuatındaki pürüzler nedeniyle bu depoları sürdürülebilir kılamadı.

#5
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Ulusla­rarası LME uygulamalarının ak­sine, Türkiye’deki mevcut vergi düzenlemelerinin, transit tica­ret amaçlı metallerde dahi KDV yükü getirdiğine dikkat çeken sektör temsilcilerine göre, bu da ülkeyi cazip olmaktan çıkarıyor. Bunun sonucunda, LME Orta­doğu’daki varlığını güçlendirme kararı aldığında tercihini Suudi Arabistan’dan yana kullandı. Bu durum da Türkiye’nin bölgesel bir metal ticaret üssü olma ha­yallerine darbe vurdu.

#6
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

LME deposunun Türkiye’de olmamasının en somut ve ölçü­lebilir maliyeti, metal ithalatın­daki ek prim ödemeleri olarak gösteriliyor. Çünkü Türk sana­yicisi, LME depolarına kolay eri­şimi olan ülkelere kıyasla, ihti­yaç duydukları metalleri alırken ton başına ekstra 300-400 do­lar prim ödemek zorunda kalı­yor. Yapılan hesaplamalara gö­re, sadece alüminyum ithalatın­da ödenen ek primler bile yıllık 1 milyar doları buluyor. Bakır, ni­kel, çinko gibi diğer stratejik me­tallerin ithalatındaki prim ka­yıpları da eklendiğinde, toplam fatura çok daha yüksek meblağ­lara ulaşıyor. Bu ek maliyetler de Türk sanayicilerinin üretim ma­liyetlerini artırarak küresel ra­kiplerine karşı dezavantajlı du­ruma düşmelerine neden oluyor.

#7
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Sektör temsilcilerinin vurgu­suna göre, LME deposu olma­masının maliyeti sadece prim­lerle sınırlı kalmıyor. Bu kalem­lerden biri de yüksek finansman maliyetleri olarak gösteriliyor. Çünkü LME sertifikalı ürünler, finansman için daha uygun ko­şullar sunarken, Türkiye’deki firmalar daha yüksek faiz oran­larıyla karşılaşıyor. Mevcut ko­şullara göre faiz maliyetlerin­de yüzde 2-4 arasında bir düşüş sağlanabiliyor. 100 milyonlar­ca dolarlık hammadde alımla­rı düşünüldüğünde, bu kalem­den sağlanacak tasarruf da 10 milyon dolarları buluyor.

#8
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Risk yönetimi eksikliği de bir baş­ka maliyet kalemi. Fiyat dalga­lanmalarına karşı hedging (ris­kten korunma) imkanlarından tam olarak faydalanılamaması, firmaları piyasa risklerine daha açık hale getiriyor. Metallerin yurt dışından uzun ve maliyetli lojistik süreçlerle getirilmesi de tedarik güvenliği ve operasyonel verimliliği olumsuz etkiliyor.

#9
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

En az bu kalemler kadar önemli olan başka bir kayıp ise Türkiye’nin bölgesel bir me­tal ticaret ve lojistik üssü olma potansiyelini kaçırmış olması. Çünkü Türkiye, LME deposu açılmasıyla Ortadoğu, Kafkas­ya ve Doğu Avrupa gibi bölgele­rin ticaret ve lojistik üssü olabi­lir. Böylece Türkiye’deki lojistik, depoculuk, sigortacılık ve finans firmaları için yeni bir iş hacmi ve gelir kaynağı yaratılır. Bu ekosis­temin yaratacağı ekonomik de­ğerin de yıllık 100 milyonlarca doları bulacağı belirtiliyor.

#10
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

Türkiye’nin bu önemli ekono­mik kaybın önüne geçebilmesi için, başta KDV mevzuatı olmak üzere ilgili yasal düzenleme­lerde değişiklikleri bir an önce yapması gerektiğini vurgulayan sektör temsilcileri, “Aksi tak­dirde, milyar dolarlık kayıp ha­nesi büyümeye devam edecek” uyarısı yapıyor. İstanbul Tica­ret Odası (İTO), İDDMİB gibi iş dünyası örgütlerinin, yeniden LME lisanslı depoların açılma­sı için ilgili bakanlıklar nezdin­de girişimlerde bulunduğu bili­niyor. Ancak güncel durumda, Türkiye’nin bu konuda somut bir ilerleme kaydettiğine veya LME’ye yapılmış yeni bir res­mi başvurunun LME tarafından reddedildiğine dair resmi bir açıklama bulunmuyor. Mevcut durum, bir başvurudan çok, o başvurunun başarılı olabilmesi için zemin hazırlama ve lobi faa­liyeti şeklinde yürüyor. Sürecin öncülüğünü, başta İTO olmak üzere iş dünyası örgütleri yapı­yor. Bu kurumların bu konudaki yoğun girişimleri, özellikle de­poların kapandığı dönemin ar­dından, 2010’lu yılların ortala­rından itibaren gündemde ve son yıllarda daha da hızlanmış durumda. Bilindiği gibi Türkiye, geçmişte LME’ye başvuruda bu­lunmuş ve 2008 yılında Gebze ve Tekirdağ’da LME lisanslı de­polar faaliyete geçmişti.

#11
Foto - Türkiye yerine Suudi Arabistan'ı seçtiler: Yıllık kayıp maalesef en az 1 milyar dolar

ektör temsilcilerinin tahmin­lerine göre, LME deposu açılma­sıyla yıllık kazancın 100 milyon­larca doları bulması, hatta tüm dolaylı etkilerle birlikte 1 milyar doları aşması bekleniyor. Basit bir hesaplama ile Türkiye’nin yıl­lık alüminyum tüketimi yaklaşık 1.2 milyon ton. Bunun da önemli bir kısmı ithal ediliyor. Bir meta­li Avrupa’daki bir LME deposun­dan Türkiye’ye getirmenin ton başına maliyeti, 50-80 dolar ara­sında. Lokasyon primi de ortala­ma ton başına 40-60 dolar. Sade­ce bu iki kalemde 1 milyon tonda edilecek yıllık tasarruf, navlun­da 50 milyon doları, primde 40 milyon doları aşıyor. Sadece alü­minyumda Türkiye’nin doğru­dan yıllık tasarrufu 100 milyon doları geçiyor. Bu rakamlara Tür­kiye’nin ithal ettiği yıllık 500 bin ton bakır, 250 bin ton çinko ile ni­kel ve diğer metaller de eklendi­ğinde tasarrufun yıllık 400 mil­yon dolara rahatlıkla ulaşabi­leceğine işaret ediliyor. Sektör temsilcilerine göre, LME depo­larının Türkiye’ye getireceği ka­zanç sadece ithalatçı sanayicinin cebinde kalacak bir paradan iba­ret değil. Bu, ihracatçının reka­bet gücünü artıran ve Türkiye’yi stratejik bir emtia ticaret mer­kezine dönüştürerek yeni gelir alanları yaratan çok yönlü ve bü­yük ölçekli bir ekonomik kazanç.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Murat

Bi kadar kritik b8r konuda ticaret bakanligi neden uyuuor.

ali canbal

KOMÜNİST devletler sadece kendini düşünür, halkı 2 veya 3. plana atar. münafık zihniyetli sahte müslümanların namaz kılması kimseyi aldatmasın, çünkü onlar siyonizme hizmet eder!!!!!!!!!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23