Tarihlendirmesi yapılamayan kafataslarından en az birinde, bir takım tuhaf iz bırakan el testeresine uygun işaretler yer alıyordu. Araştırmacılar, "(Kafatasının) incelenmesi, kesimdeki sayısız yanlışlık göz önüne alındığında, onun diseksiyon uygulamasına maruz kaldığı hipotezine yol açıyor" dedi. Araştırmacılar bir kafatasının aynı zamanda birçok sayıda pastel ve kurşun kalem işareti içerdiği bilgisini de verdi. Yerel bir tıp fakültesinin mezarlıktan alınan bu iskelet kalıntılarını bu tür prosedürler için kullanmış olması da mümkün. Bir yeraltı şapelinde ahşap kutuda bulunan başka bir kafatasının ise birkaç yüzyıl öncesine ait olduğu belirlendi. 17’inci ve 19’uncu yüzyıllar arasında gömülen bu eserin, kısmen minimal invaziv tekniklerin belirgin kullanımına dayalı olarak otopsiye tabi tutulduğu düşünülüyor. Araştırmacılar, geçmişteki tıbbi uygulamaların gizemini tam olarak ortaya çıkarmak ve otopsi ile diseksiyon arasındaki farkı daha iyi ortaya koymak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulacağını söyledi.