Beklenmedik son! Genellikle bir türün yok oluşu, nesiller boyu süren akraba evlilikleri ve genetik çeşitliliğin azalmasıyla birlikte gelen yavaş bir süreç olarak görülüyor. Ancak bu gergedandan elde edilen veriler, popülasyonun hala güçlü ve genetik açıdan çeşitliliğini koruduğunu gösteriyor. Bu durum, yünlü gergedanların fosil kayıtlarından silinmesinden sadece 400 yıl önce bile durumlarının pek de kötü olmadığını kanıtlıyor. Uzmanlar, yaklaşık 35 bin yıl önce yaşam alanları daralmaya başlayan bu türün, Kuzeydoğu Sibirya’da son kalesini kurduğunu ve orada dengeli bir şekilde yaşamaya devam ettiğini belirtiyor. Peki, genetik olarak bu kadar sağlıklı bir popülasyon nasıl oldu da bu kadar hızlı yok oldu? Araştırmacılara göre bunun sebebi genetik bozulmadan ziyade, “Bølling–Allerød” olarak bilinen ani ve şiddetli iklim ısınması dönemiydi. Buzul Çağı’nın o derin dondurucu etkisinin kırıldığı bu kısa sıcaklık artışı, buzulların çökmesine ve deniz seviyelerinin yükselmesine neden oldu. Yünlü gergedanların dünyası o kadar hızlı değişti ki, bu değişim gen haritalarında bir iz bırakmaya vakit kalmadan türün sonunu getirdi. Bu antik keşif, sadece geçmişe ışık tutmakla kalmıyor, günümüzde insan eliyle tetiklenen iklim değişikliğiyle karşı karşıya kalan modern türler için de ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Yünlü gergedanların hikayesi, bir türün genetik sağlığı yerinde olsa bile, çevre koşullarının hızı karşısında ne kadar savunmasız kalabileceğini acı bir şekilde gösteriyor.