Cem Küçük'e beklenmedik tepki: Ne sevindin be
Sabah yazarı Salih Tuna, ABD tarafından alıkonan Nicolas Maduro için sarf ettiği sözler nedeniyle gündem olan Cem Küçük'le ilgili 'Ne sevindin be' başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
Sabah yazarı Salih Tuna, ABD tarafından alıkonan Nicolas Maduro için sarf ettiği sözler nedeniyle gündem olan Cem Küçük'le ilgili 'Ne sevindin be' başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
Cem Küçük adlı gazeteci arkadaşımız, ABD'nin Venezuela'ya tecavüzü sonrası zafer sarhoşluğuyla coşmuş. O kadar ki, "Bütün oklar Maduro yanlısı Tucker Carlson'a döndü, ağzını açmıyor..." diyor. Her şeyden evvel Carlson'ın bu dönemdeki dominant özelliği Maduro yanlısı olmak değil, Netanyahu karşıtı olmaktı. ABD'nin İsrail'e yardımlarını kıyasıya eleştirip siyonistleri fena hâlde rahatsız ediyordu.
Küçük arkadaşımızın rahatsızlığı nedir ki, Carlson'la fırsat bulmuşçasına ödeşmeye çalışıyor? Bu neyin hıncıdır? Bir de acayip bir iştiyakla, "İsrailli devlet görevlileri İran'a, 'Sıra sende' diyorlar..." şeklinde paylaşım yapıyor. "İsrailli devlet görevlileri" he mi?
O soykırımcı görevliler Türkiye'ye de çok şey diyorlar, onları ne yapacağız peki? Üstü "çizilmiş" kesimler üzerinden sörf yapmak tam bir kurnazlık. Ne demek, "Bizdeki Avrasyacılar, Rusçular şaşkın, adamları indirildi..." Hazır kaptırmışken, Maduro'nun her daim arkaladığı Filistinliler ve Hamas da şaşkın deseymiş ya!
Zira, Hamas yönetimi Maduro'nun kaçırılmasını güçlü bir şekilde kınadı. Cem Küçük dostumuz madem Maduro'nun esir alınmasına bu kadar sevindi; "Maduro da demokrat değilmiş, otoritermiş..." diyen İmamoğlu gibi biraz daha usturuplu sevinseydi bari.
Yahut eski cumhurbaşkanımız Abdullah Gül gibi, "Maduro muteber adam değildi ama bu yöntemle indirilmesi meşru olmayan yollara kapı aralar..." demeye getirmekle yetinseydi. (AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in tepkisi ne kadar yerindeyse, Dışişleri Bakanlığımızın "taraflara itidal çağrısı" da o kadar yersizdi. Ortada "taraflar" diye bir şey yok. Tecavüz eden ve edilen var. Nokta.) Gelgelelim...
Herkes biliyor ki Maduro'nun "muteber" olmasına engel olan tek "suçu" siyonizme karşı direnişi alabildiğine savunmasıdır. Her fırsatta müstevlilere "Bizi neden desteklemiyorsunuz" diye sitem eden Özgür Özel de lagaluga ediyor. ABD'nin Venezuela'ya yaptığı haydutluğuna onay vermişçesine açıklama yapan (üyesi olmakla övündüğü) Sosyalist Enternasyonal ne ki kendisi ne olsun! Neyse...
Washington'un kaynak odaklı haydutluğu, ülkelerin egemenlik haklarını hiçe sayan bir mülkiyet iddiasına dönüştü. Kaldı ki, mafya bile kadınlara dokunmaz. ABD, mafyadan bile daha gayrimeşru bir yöntemle bağımsız bir devletin başkanını ve eşini yatak odasından "kaldırdı".
Satın alınmış bürokratlar ve ekonomik sabotajlar üzerinden yürütülen bu kuşatma, Latin Amerika gibi direnç geleneği köklü coğrafyalarda sert bir duvara çarparsa kimse şaşırmasın.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23