Yükselişin ardındaki gerçekler Bazıları burada “balon” kelimesini kullanabilir. Ancak veriye dayalı analizleriyle tanınan Ilmanen daha temkinli: “ABD piyasasındaki üstün performansın neredeyse tamamı değerleme değişikliklerinden kaynaklandı. Evet, büyüme avantajı vardı ama başka faktörler bu farkı dengeledi. Piyasalar uzun vadeli hafızaya sahip değildir ve mevcut durumun hep böyle süreceğini varsayarlar.” Rapor, ABD borsalarının 1990’lardan ve 2024’e kadar süren yaklaşık 15 yıllık dönemde dünyanın geri kalanını nasıl geride bıraktığını anlatıyor. Ancak yatırımcıların aklında kalan hep ABD borsalarının yüksek performans gösterdiği bu parlak dönemler oldu. Oysa 2000’lerde, 1980’lerde ve 1970’lerde ABD borsaları zaman zaman geri planda da kalmıştı. ABD’nin başarı hikâyesi; benzersiz girişimcilik kültürü, piyasa dostu kurumları ve güçlü büyüme beklentileri gibi anlatılarla şekillendi. ABD’de şirket bilançoları gerçekten güçlüydü. Ancak değerlemeler daha da yüksekti. Buna, endekslere birebir bağlı yatırım yapan ve kazanan şirketlere yönelen pasif yatırımcıları da eklemek gerekiyor. Üstüne bir de aktif yatırımcıların yine aynı büyük teknoloji hisselerini ödüllendirmesi eklenirse istikrarlı performans da kaçınılmaz oldu. Martin’e göre sonraki süreçte de yatırımcılar bu ivmeyi devam ettirdi: “Yatırımcılar kazanan hisseleri sever, iyi performans gösteren hisselere daha fazla yatırım yaparlar. ABD’de güçlü dolar da bu süreci destekledi.” Tüm bu unsurların bir araya gelmesiyle, temel ekonomik verilerin çok ötesine geçen bir ivme ortaya çıktı. Sonuç olaraksa, 2023 sonunda ABD’nin büyük teknoloji şirketlerinin piyasa değeri, tüm Avrupa borsalarının toplamını geçti.