Başkanlık sistemi nedir, ne değildir?
Cumhurbaşkanımızın Başdanışmanı, memleketin önde gelen hukuk adamlarından Sayın Şeref Malkoç’un Birlik Vakfı tarafından basılan çalışması; Soru: Anayasa nedir, Anayasa olmazsa olmaz mıdır?
Cumhurbaşkanımızın Başdanışmanı, memleketin önde gelen hukuk adamlarından Sayın Şeref Malkoç’un Birlik Vakfı tarafından basılan çalışması; Soru: Anayasa nedir, Anayasa olmazsa olmaz mıdır?
Cevap: Bir devletin temel hukuk metni ve yol haritasıdır. Devletin nasıl yönetileceğini belirleyen, kişi hak ve özgürlüklerini düzenleyen yasalar bütünüdür. Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan ‘temel hukuk kurallarıdır.’
-Yasama organı (TBMM) Anayasa’ya uygun yasalar yapmak zorundadır. Yasama organı gibi yürütme organı da anayasa ile bağlıdır. Yargı, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlerken aynı zamanda idarenin anayasaya uygun hareket etmesini sağlar. Devlet organları dışındaki tüm özel ve tüzel kişiler de anayasanın üstünlüğü ilkesine saygı göstermek zorundadır.
-Anayasalar temel hak ve özgürlükleri güvence altına alır, bireyleri devlete ve diğer bireylere karşı koruyan hukuki bir kalkan işlevi görür. Anayasa, yaşama hakkından düşünce özgürlüğüne, mülkiyet hakkından çalışma özgürlüğüne, insan onuruna yaraşır bir yaşamın teminatıdır.
Soru: 1982 Anayasası’nın en temel problemleri nelerdir? -Yürürlükteki olan Anayasa’nın en temel problemi bir ‘darbe anayasası’ olmasıdır.
-Mevcut anayasa “yüzkarası askeri bir darbe sonrası” oluşan olağanüstü koşullarda ve antidemokratik yöntemlerle hazırlanmıştır.
-İçeriği itibarı ile otoriter ve vesayetçi ve devletçi anlayışı yansıtan bir anayasadır.
-Baskıcı siyasi yapılanmayı kurmayı ve korumayı amaçlayan bir anayasadır. -Temel hak ve özgürlükleri kısıtlayarak vesayetçi kurumlara önem veren bir anayasadır.
-82 Anayasası ile güçlendirilen vesayet sisteminin amacı, seçimle gelen hükümetin yerleşik devlet iktidarı tarafından denetlenerek gerektiğinde “hizaya çekilmesi”dir.
-Mevcut anayasanın bir diğer problemi de seçilmişlerin yasama ve yürütmeye etkilerini azaltarak, ‘bürokratik oligarşi”nin kök salmasına zemin hazırlamasıdır.
-82 Anayasasının kurduğu vesayet organları aracılığı ile halkın doğrudan seçtiği temsilcilerinin ve hükümetin temsil ve iktidar yeteneğini kısıtlamaktadır.
Soru: 82 Anayasası ıslah edilemez mi? -1982 Anayasası 21 kez değişikliğe uğramıştır. Evet. Bu değişikliklerle demokratikleşme ve sivilleşme yönünde önemli adımlar atılmıştır ancak 1982 Anayasasının ‘otoriter, vesayetçi’ hükümlerinin bütününün tasfiye edildiği söylenemez. Anayasanın bütününe sinmiş 82 ruhu olarak adlandırılan vesayetçilik ve otoriterliği temizlemek mümkün gözükmemektedir.
-1982 Anayasasında yapılan değişiklikleri yüzüne sürekli olarak estetik yaptıran ama kafasının içindeki kötülüklere dokunulamayan bir insana benzetebiliriz. Yapılan değişikliklerin hepsi kozmetik değişikliklerdir. Özünde yaşayan otoriter ve vesayetçi ruh aynen orada durmaktadır. -Ayrıca 1982 Anayasasında yapılan değişikliklerle anayasanın dengesi ve işleyişi iyice bozulmuştur.
Soru: Yeni Anayasa revizyonist mi, reformcu mu olmalı? - Bugüne kadar hazırlanan anayasalar hep olağanüstü şartlarda bürokratik elitler tarafından hazırlanmıştır.
-Toplumumuzun talebi ve beklentisi özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik ilkeleri esas alan, vesayet kurumlarını kaldırmış, hukukun üstünlüğüne göre düzenlenmiş bir anayasadır. -Bu yeni Anayasa, aksayan parlamenter sistem yerine ülkeyi 2023 ve 2071 hedeflerine hazırlayacak, demokrasiyi güçlendirecek olan “Türkiye Modeli Başkanlık Sistemi”ni özümsemiş bir sivil anayasa olmalıdır.
-Ayrıca yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayacak, temel hak ve hürriyetleri çoğaltarak güvence altına alacak, hükümet istikrarını temin edecek ve toplumu bütünleştirecek bir anayasa olmalıdır. -Bu da mevcut olanı değiştirerek değil, köklü ve kalıcı bir reform ile yenisi hazırlanarak mümkündür.
Soru-Yeni Anayasa hangi usulle yapılabilir? -“Usul esasa mukaddemdir” yani “Usul esastan önce gelir.” Elbette ne yapıldığı önemlidir ama nasıl, hangi yöntemle yapıldığı da en az bunun kadar önemlidir.
-Anayasa değişiklikleri üç aşamadan oluşur: Teklif, karar ve onay. Özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı bir anayasa ancak tüm yurttaşların katılımını bu üç aşamada sağlayacak bir yöntemle yapılabilir. Yeni bir anayasa üç farklı yöntemle hazırlanmalıdır.
A- Geniş katılımla hazırlanmış ve tartışılmış bir anayasa metni, mevcut anayasanın 175. Maddesindeki usulle, en az 367 milletvekilinin evet oyu alındıktan sonra yasalaşır veya en az 330 milletvekilinin evet oyunu aldıktan sonra zorunlu halkoyuna sunularak yapılabilir.
B-Yeni Anayasa “Yapıcı Meclis Usulü’yle de hazırlanabilir. Buna göre tek maddelik bir değişiklikle Anayasa’nın 175. Maddesi değiştirilerek (veya Meclis’in alacağı kararla) tek görevi yeni anayasayı hazırlamak olan –mesela 6 ay görev yapacak- ‘Anayasa Yapıcı Meclis’ oluşturulabilir. Bu meclis, tek dereceli, dar bölge seçim sistemi ile oluşturulabilir. Anayasa Yapıcı Meclis’in hazırladığı yeni Anayasa doğrudan halk oyuna sunulabilir.
C-Bir diğer usül olarak “Kurucu Referandum” düşünülebilir. Eğer yeni anayasa için TBMM’de 175. Madde’de belirtilen yöntem veya “Anayasa Yapıcı Meclis” yöntemi tercih edilmez ise 1962 yılında Fransa’da Charles de Gaulle’un yaptığı gibi Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan halk oyuna sunulması düşünülebilir. Charles de Gaulle, 1962’de cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesine ilişkin değişikliği parlamentoda çoğunluk karşı çıkmasına rağmen doğrudan halk oyuna sundu. (Bunun uygulanması mümkün görünmüyor.)
Soru: Başkanlık sistemi nedir? -Başkanlık sistemi kısaca devlet yönetiminin doğrudan halk tarafından seçilen bir kişiye verilmesidir. Bu sistemde yürütme ve yasama arasında katı bir ayrım vardır ve her ikisi de birbirinden bağımsızdır.
-Başkanlık sisteminin asli özellikleri şunlardır: Devlet başkanı doğrudan halk tarafından seçilir. Yürütme organı tek kişiden meydana gelir. Yürütme, parlamentonun güvenoyuna dayanmaz. -Yasama organı ile yürütme, görevleri itibarıyla kesin bir şekilde ayrılmıştır. Her ikisi de ayrı seçimlerle oluşur.
-Yasama, yürütme yargı arasında karşılıklı bir denge ve kontrol mekanizması çalışır. Yani birbirlerini dengede tutarken, olumsuzluklara karşı fren görevi görürler. -Sabit bir başkanlık süresi vardır. Seçimler belirlenmiş tarihlerde yapılır. Başkan görevden alınarak erken seçime gidilemez.
-Başkan halk tarafından doğrudan belirli bir süre için seçilir. Bu süre hiçbir biçimde parlamento tarafından kısaltılamaz. -Başkan parlamentoyu feshedemez, parlamento da başkanın görev süresini kısaltamaz, onu görevden alamaz.
-Başkanlık sisteminde güvenoyu ve gensoru yoktur. -Parlamentoda yer alan bir kişi aynı zamanda yürütmede yer alamaz. Başkan parlamentonun çalışmalarına katılamaz.
-Devlet başkanı, hükümet başkanı ayrımı yoktur. Yürütme erki tektir. Hükümet üyeleri doğrudan başkan tarafından belirlenir ve görevden alınır. -Başkanın görevi ile ilgili işlerden dolayı siyasi olarak sorumluluğu yoktur.
-Bakanların tamamı başkan tarafından atanır. Başkanın uygun görmesi durumunda görevden alınır. -Bakanların partide bir görevi yoktur. Parlamento içerisinden atanmazlar.
Soru: Başkanlık sisteminin faydaları hakkında neler söylenebilir? -İstikrarlı ve güçlü bir yönetim: (Sistemde kısa süreli koalisyon, hükümetleri basit siyasi sebeplerden dolayı güvensizlik oyuyla düşürmek, milletvekilleri pazarları kurmak gibi olumsuzluklar yoktur. Başkan çalışacağı ekibini seçer. Parlamento tarafından düşürülme endişesi yaşamadan icraatına odaklanır. )
-Doğrudan temsil mekanizması: (Başkan doğrudan halk tarafından ve çoğunluk oyuyla seçileceği için gücünü halktan alır. Milletvekillerinin ve parti içi delege hesaplarının esiri olmaz.)
-Hızlı karar alma ve etkili icraat: (Başkan karar alacağı zaman yasama meclisinin desteğine ihtiyaç duyar fakat başkan parlamentodan bağımsız olduğundan daha hızlı karar alır. İdare doğrudan başkana bağlı olduğu için karar ve uygulama süreçleri kısalır.)
-Parlamento verimliliğinin artması: (Milletvekilleri sadece yasama ve denetleme faaliyetleri ile ilgilenir. Bakanlık beklentisi içine girmezler. İş, tayin vs. takip mevzuları azalır.)
Soru- Yarı Başkanlık Sistemi nedir? -Yarı başkanlık sistemi, başkanlık sistemi ile parlamenter sistemin karışımı olan bir hükümet sistemidir.
-Bu sistemde yürütme, halk tarafından doğrudan seçilen cumhurbaşkanı ile parlamentodan güvenoyu alan hükümet arasında paylaşılır. -Yarı başkanlıkta yürütme çift başlıdır. Devletin başında halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanı vardır. Ayrıca parlamentodan güvenoyu alan bir hükümet de cumhurbaşkanı ile uyum içerisine çalışır.
-Cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Hükümet parlamentoya karşı sorumludur, parlamento isterse hükümeti görevden alabilir. -Bu sistemde ulusal savunma ve dış politika konularında tek yetkili cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı aynı zamanda diğer konulara da etkin ve etkilidir.
-Bu sistemde cumhurbaşkanının tek imza ile kullanabildiği yetkilerden bazıları şunlardır: Gerekirse parlamentodaki eğilime de bağlı kalmadan istediği ismi başbakan olarak atamak, istediği zaman istifaya zorlamak, çekildiğini bildiren hükümetin istifasını kabul etmek, belirli yasa tasarılarını referanduma götürmek.
-Yarı başkanlık sisteminin klasik örneği olan Fransa Anayasası’nın ilgili maddesinde başkana çok özel bir yetki tanınmıştır. Maddenin birinci fıkrası “Cumhuriyet kurumları, milli bağımsızlık ve ülkenin bütünlüğü ya da milletlerarası anlaşmaların yerine getirilmesi vahim ve yakın bir biçimde tehlikeye düştüğü ve anayasaya dayanan kamu otoritelerinin düzenli bir şekilde kesintiye uğradığında cumhurbaşkanı, başbakan, meclis başkanı ve anayasa konseyi ile resmen görüştükten sonra durumun gerektirdiği bütün önlemleri alır.” hükmünü taşımaktadır.
-Yarı başkanlıkta cumhurbaşkanını tek başına kullandığı önemli yetkilerden bir diğeri de başbakan ile meclis başkanına danışarak millet meclisini feshetme (seçimleri yenileme) yetkisidir. -Fransa cumhurbaşkanının tek başına kullandığı bir diğer yetki de dokuz üyeli Anayasa Konseyi’nin (Anayasa Mahkemesi’nin) üç üyesini atamak ve Konsey’in başkanını belirlemektir.
-Bu sistemde cumhurbaşkanı, bazı yetkilerini hükümetle beraber kullanmaktadır. Af, parlamentoyu olağanüstü toplantıya çağırmak, yasaları tekrar görüşmek üzere parlamentoya geri göndermek bunlar arasında bulunmaktadır.
Soru: ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Nedir?’ Cevap: Parlamenter Sistem’in gelişiminde parlamentolar, kralların ve imparatorların yetkilerini kısıtlamak ve parlamentonun yetkilerini artırmak için ciddi mücadeleler vermişlerdir. Sonuçta bu mücadeleyi krallar ve imparatorlar kaybetmiştir. Parlamenter sistemde devlet başkanı olarak sembolik rolde herhangi bir partiye üye olmayan kral (İspanya, İngiltere, Hollanda) veya imparator (Japonya) vardır. Başlarında kral olmayan parlamenter cumhuriyetler ise devlet başkanı olarak sınırlı görevleri olan tarafsız cumhurbaşkanı sistemini öngörmüşlerdir.
-Devleti temsil eden cumhurbaşkanının bir partiye mensup olup olmaması, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarından itibaren tartışılan bir husustur.
-Bizde 1961 Anayasası ile beraber “Tarafsız Cumhurbaşkanlığı Modeli” öngörülmüştür. Ancak Türkiye siyasi tarihi incelendiğinde cumhurbaşkanlarının tarafsız olmadıkları görülecektir. 1982 Anayasası, cumhurbaşkanı seçilen kişinin partiden istifa etmesini ‘tarafsızlık için’ şart koşar. Fakat bu anayasa döneminde cumhurbaşkanı seçilen Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer’in tarafsızlıkları sıklıkla sorgulanmıştır. Birçok kararı belli bir tarafı tutarak aldıkları görülmüştür.
-Cumhurbaşkanlığına seçilen önemli bir siyasi aktörün birden tarafsız kalmasını beklemek hayaldir. Cumhuriyetin kuruluşuna baktığımızda 1923’ten 1961’e kadar devletin başı olan cumhurbaşkanları aynı zamanda partilerinin de genel başkanıydı. (Atatürk, İnönü, Bayar.) Dolayısıyla siyasi tarihimize baktığımızda cumhurbaşkanlarının tarafsız olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Soru -Başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olduğunu söyleyenlerin üzerinde durdukları gerekçeler nelerdir? Cevap: Başkanlık sisteminde yasama ve yürütme birbirinden tam anlamıyla ayrı ve bağımsızdır. Yasama ve yürütmenin birbirlerini denetleme noktasında parlamenter sisteme göre çok daha fazla imkânları bulunmaktadır.
-Başkanlık sistemi siyaset dışı güçlerin Meclis’i kullanarak milletin iradesini yansıtan hükümetlere operasyon yapmasını engelleyen mekanizmalara sahiptir. Türkiye’de başkanlık sistemi olsaydı, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan gibi darbeler ve darbe teşebbüsleri yaşanmayacaktı.
-Parti disiplini üzerine kurulmuş olan parlamenter sistemde, milletvekillerinin iradeleri genel merkezlerin arzu ve stratejileri ile birebir uyum sağlamak zorundadır. Bu da yürütmenin yasama faaliyeti içinde olması gibi bir sonucu getirmektedir. -Özellikle dar bölgeli seçim sistemi ile beraber uygulanırsa, başkanlık sistemi Türkiye için ideal bir yapı olacaktır.
-Başkanlık sistemi koalisyon hükümetleri ile yönetilmenin yol açtığı siyasi ve ekonomik darboğazları engelleyecektir. -Bizim siyasal kültürümüzde öteden beri güçlü liderler olmuştur. Cumhuriyet tarihimiz boyunca da Türkiye’nin başarı sağladığı dönemler hep güçlü liderlerin iş başında olduğu dönemler olmuştur.
-Türkiye Modeli Başkanlık Sistemi ile ülkemizin siyasi ve sosyal istikrarı güçlenecektir. -Ekonomik kalkınma ve refah artacaktır.
-Uzlaşma kültürü yerleşecektir. -Tüm kurumların alanlarındaki işlevsellikleri artacaktır.
-Hukuk devleti kökleşecektir. Soru: Başkanlık sistemi bölünmeye yol açar mı?
-Bu soruya sebep olan korkuların en önemli sebebi başkanlık sisteminin sadece eyalet sistemini temel alan bir federal devlette mümkün olduğu yönündeki yanlış düşüncedir. Eyalet veya vilayet sistemi ülkelerin siyasi kültürüne ve tarihi geçmişine bağlı olarak gelişir.
-Avrupa’da parlamenter sistemle yönetilip federal yapıya sahip olan devletler vardır. Almanya, Avusturya, Belçika, İspanya ve Britanya bu yapıdadır.
-Başkanlık sistemi bölünmeye yol açmaz. Bölünmeye yol açacak olan istikrarsızlıktır.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23