Yavuz Sultan Selim gerçeği

11 Ocak 2017 Çarşamba

Timur Han’ın Ankara Savaşı sonrasında oluşturduğu boşluklardan birine Safeviler yerleşmiş, Osmanlı’nın on birsene sürenkanlı ve kaotik ortamından yararlanarak büyümüş, güçlenmişti. Güçlenmiş de gözünü Anadolu’ya dikmişti.

Şah İsmail’in “mürit” görüntülü müfritleri Anadolu’da cirit atıyor, yer yer ayaklanmalar çıkarıyor, merkezin gücü Anadolu’nun özellikle bazı bölgelerinde etkisiz kalıyordu.

Osmanlı bir kere daha “varlık”la, “yokluk” arasına sıkışmıştı: O kadar ki, devlet hayatının devamı, Şah İsmail’in bertaraf edilmesine bağlı hale gelmişti. Bu durumda, sadece Yavuz değil, dün ve bugün, sorumluluğunun idraki içinde bulunan hiçbir yönetici “nemelâzım” diyemez.

Şah’ın üzerine hışımla yürümek zorundaydı. Şeyhülislamın “fetva”sını aldı ve Çaldıran yoluna düştü.

Çaldıran yolu meşakkatli bir yoldu. Üstelik Şah, çocukluğundan gelen “kaçma” güdüsüyle (babası öldürüldükten sonra, bir süre zindanda kalmış, kaçtıktan sonra da yıllarca saklanmıştı) sürekli çekiliyor, çekilirken de ekinleri ateşe veriyor, evleri yakıyor, su kuyularını zehirliyordu. Osmanlı Ordusu bozkırda aç-susuz yol almak durumunda kalmıştı.

Zorlu yolculuğa Şah’ın casuslarının kışkırtmaları da eklenince, yeniçeri ayaklanıp Yavuz’un çadırına ok ve kurşun yağdırmaya başladı.

Yavuz atına atladı ve kışkırtılmış kalabalığın arasına daldı. 

“Biz henüz kastettiğimiz yere varmadık” diye hitap etti isyancı yeniçerilere, “düşmanla karşılaşmadık, dönmek ihtimali yoktur, hattâ bunu düşünmek bile hayaldir. Teessüf olunur ki, Şah’ın maiyeti kendi efendileri yoluna can verdikleri halde, biz şerîat-ı Ahmediyye’ye muhalif hareket eden bunları yola getirmek için bu serhatlara kadar gelmişken, birtakım gayretsizler, bizi yolumuzdan geri çevirmek isterler…

“Biz, katiyen yolumuzdan dönmeyeceğiz. Ülülemre itaat edenlerle, kastettiğimiz yere kadar gideriz. Kalpleri zayıf olanlar, ehlü iyâllerini düşünenler ve yol zahmetini bahane edenler, kendileri bilirler. Dönerlerse dîn-i mübîn yolundan dönerler. Eğer bahane, ‘düşman gelmedi’ ise, düşman daha ileridedir. Er iseniz benimle beraber gelin ve illâ ben tek başıma da giderim!” 

Cesarete âşık olan yeniçeriler bu cesaret gösterisinden sonra, Padişah’ı takip etmeye başladılar. Nihayet ordular Çaldıran Meydanı’nda karşılaştı. Kanlı bir savaş sonucu Yavuz Padişah, Çaldıran Zaferi’ni (23 Ağustos 1514) kazandı. 

Bu zafer sadece Anadolu’yu değil, İstanbul’u da kurtardı. Daha da önemlisi, hilafetin yolunu Osmanlı’ya açtı.

Bazıları bu yüzden Yavuz Padişah’ı sevmez, hakkında iftiralar üretir, “Kırk bin Alevi’yi kesti” şeklinde algı operasyonu yaparlar.

Aşağıdaki sözler Yavuz Padişah’a aittir:.

“Ben bu saltanatı, ümmete hizmet içün pederumun elinden aldum ve ıslâh-ı âlem (insanların ıslahı ile mutluluğu) uğruna birader ve biraderzadelerimi (kardeşlerimi ve çocuklarını) feda eyledum... 

“Ben uykularımı, rahat ve huzurumu terk ile din-i mübînin te’yidine uğraşıyorum. Eğer İslâmı ihyâ etmek (geliştirmek, hayata geçirmek, yaşamak ve yaşatmak) maksudunuz (isteğimiz, niyetiniz) değilse, benum de nefs-ül emirde saltanata kat’a hevesum yoktur.” (eğer bu yoldan hedefe gidemeyeceksem, sizin de böyle bir amacınız bulunmuyorsa, padişahlıkta gözüm yoktur)…

Kalıcı hedefi olan ve merhameti elden bırakmadan hedefine yürüyen yöneticilere selam olsun! 

 

  • SalihSalih6 ay önce
    Ne güzelde övüne övüne anlatiyorsunuz .Peygamberimizin savaslari nasildi
  • alex denito alex denito 6 ay önce
    yavuz bey tekrar selamlar EFENDIM dun Aksum YORUM GONDERDIM CIKMADI ELINIZE GECTIMI EFENDIMSAYGILAR
  • yavuz bahadıroğluyavuz bahadıroğlu6 ay önce
    Bana tarih dersi vermeye kalkışan tüm cahil cühelaya: Meşhur tarihçimiz Kemâl Paşa-zâde III. defterde, Murad Hüdâvendigâr'ın emrindeki Osmanlı ordusunun 1360 (H. 762)'de Çorlu'ya düzenlenen seferde küffâr ordusuyla çarpıştığı ânı tasvir ederken; "Savâş kumâşı satıldı, top-u tüfeng çatıldı, sapandan at-u âdem biri-birine katıldı" diyerek, Osmanlı ordusunda daha o tarihte tüfeğin bilindiğini ve kullanıldığını kaydeder.Kusura bakmayın, ama tarih bilginiz, bir nutkunda, "Osmanlı tek tüfek bile yapamadı" diyen Kılıçdaroğlu kadardır!
  • Ahmet diyapoğluAhmet diyapoğlu6 ay önce
    Rıfkı kardeş tüfeğin atası "Arkebuz" 1400 lü yıllarda daha gelişmişi olan tüfekte 1500 lü yıllarda icad edildi. Okuyalım öğrenelim.işkembeden sallamayalım lütfen.
  • Azmi DeğirmenciAzmi Değirmenci6 ay önce
    Rıfkı bey guya ukalık yapıp dalga geçiyor... Kurşun o zaman yokmuşmuş... O zaman mecazda mı yokmuş muş? Kafayın da basmıyacağını biliyorum.
  • tosuncantosuncan6 ay önce
    Fatih sultan mehmet istanbula girerken yanında tüfek kullanan askerler vardı. hadi kitap okunuyorsunuz resimlerine bakın bari
  • veli kayabaşveli kayabaş6 ay önce
    selam ustad.bugunku deas pkk pyd gibi gulati sia olan iran farisi cehennem les kopekleri halki soyup malini canini namusunu payimal eden o gunku terorist eskiyalari yok etti.
  • Mehmet BAKIRMehmet BAKIR6 ay önce
    Yazarimiz bu yazisinda Yavuz s selimin ne kadar dirayetli sabirli meseleleri kolayca çozümleyen bir mümtaz kişilik olduğunu vurguluyor.
  • RıfkıRıfkı6 ay önce
    Tüfek icat edilmeden kurşun yağdırmak! Neyse canım yazarımız galeyana gelmiş, bu kadarcık hata olabilir. Aslolan yazının mesajıdır. Bu tarihi gerçeği bilmiyorduk, gururla öğrenmiş olduk. Yavuz gibi cennetmekan bir padişah olmasaydı şimdi bu memleket İran gibi Şia olurdu.
  • MRSELMRSEL6 ay önce
    HOCAM BİR DE FATİH SULTAN MEHMED HAN'DAN BAHSETSENİZ? KENDİNE OSMANLI EVLADI DİYEN GÜRUHUN BUNA ÇOK İHTİYACI VAR,AMA SEVMEZLER DİYE YAZMAZMISINIZ?OKUYAN ADAM,KUR'AN ÜZERİNE DÜŞÜNEN ADAM,AKTİF MÜSLÜMAN SEVMEYİZ DİYETEPKİLER Mİ GELİRDİ ACABA? EĞER OSMANLICILIĞIN YENİDEN ANLAŞILMASINI İSTİYORSANIN FATİH SULTAN HANI ANLATIN. OSMANLI YENİDEN FATİH HANI ANLAMAK ONUN GİBİ YAŞAMAK ÜZERİNE İNŞA EDİLECEKSE BEN VARIM,HA SADECE OSMANLI GÜÇLÜYDÜ DİYE İSTENİYORSA BANA EYVALLAH.OSMANLININ BATIPTA ÇIKAMADIĞI TARİKATLAR BATAKLIĞINA ÖYLE BİR SAPLANIRIZ Kİ IŞIDE DUYULAN SEMPATİ %7 LERDEYKEN HALİMİZ NİCE OLUR.
Daha fazla yorum göster (1/10)