• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

Eski anayasa referandumları

10 Şubat 2017
A


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

27 Mayıs darbesi olmuş, Türkiye’ye çağ atlatan Demokrat Parti kadroları Yassıada’da kurulan uyduruk “Adalet Divanı”nda. “Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” mantığıyla güya yargılanmaya başlanmış, bu arada yapılan anayasa, halkoyuna sunulma aşamasına gelmişti.

Medya ihtilal şakşakçısı, bürokrasi “gelen paşam, giden ağam”cı, üniversite “darbe fetvacısı”, halk korku tutuğu, siyaset “ürkek”ti.

Çocuk yaştaydım. Doğu Karadeniz’in sahil şeridine sere serpe uzanmış köyümde yaşıyordum. Her hafta sonu ilçeden memurlar geliyor, darbecileri övüp demokratlara sövüyorlardı.

Eski Demokratlar seslerini çıkaramıyor, öfkeden kızaran yüzlerini ya da acıdan buğulanan gözlerini göstermemek için başlarını başka tarafa çeviriyorlardı.

Kemalist solcuların bayıldığı 1961 Anayasası bu havada referanduma (halkoylaması) sunuldu. Anayasa taslağı aleyhinde küçücük bir imada bulunmak bile şiddetle yasaktı, ama isteyen istediği kadar övebilirdi… Övgücülerin başını, İsmet İnönü’nün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) çekiyordu. Demokrat oyları şaşırtmak için darbecilerin Ekrem Alican’a kurdurdukları Yeni Türkiye Partisi (YTP) şaşkınları oynuyor, Demokrat Parti’nin takipçisi olarak kurulan Adalet Partisi (AP) ise açıkça “hayır” diyemediğinden “hayır” diliyordu.

9 Temmuz 1961 sabahı sandık her zamanki gibi köy camiine kuruldu. Milli Birlik Komitesi’nin seçtiği “Kurucu Meclis” marifetiyle yapılıp Komite’nin denetiminden geçen 1961 Anayasası halkoylamasına sunulacaktı. Oylar kırmızı ve beyazdı: Kırmızı oylar “anayasaya hayır”, beyaz oylar “evet” anlamına geliyordu.

Seçim Kurulu’ndan gelen torba açıldı. Fakat içinden bir tane bile “kırmızı” oy çıkmadı. Bu durumda halk “evet” demeye mahkûmdu. Maalesef “katı demokrat” bildiğimiz yaşlı amcalar da seslerini çıkarmıyorlardı. İçimden gelen bir dürtüyle isyan ettim: Bu durumda sandığın açılamayacağını, seçimin başlatılamayacağını söyledim. Köyün eski demokratları bile, başıma bir iş gelir korkusundan bana kızıp köpürürken, öğretmen olduğunu sonradan öğrendiğim sandık başkanı, hak verdi. Fakat ilçeye gidip gelmek üç saat kadar sürerdi. Araba yoktu. Kim onca yolu gidip kırmızı pusulaları getirecekti?

46 demokratlarından rahmetli Nazım Sağbaş bu işe gönüllü oldu. Güçlü kuvvetli bir delikanlıydı. İlçeye koşarak gitti ve kırmızı oy pusulalarını getirdi. Oy kullanma işlemi başladı. Nazım Abi, ben ve rahmetli arkadaşım Bekir Birinci, camiye giden yolları tuttuk. Oy kullanmaya giden kadınlara ve yaşlılara, beyaz oy attıkları takdirde Adnan Menderes’i asacaklarını söyledik. Propagandamız etkili oldu. Çünkü köye yol, su, köylüye itibar getiren Adnan Menderes’i hâlâ çok seviyorlardı.

Sandıklar açıldı. 1961 Anayasası Türkiye genelinden yüzde 61.05 oy alırken, bizim köyde yüzde on bile alamamıştı.

Yine askeri darbe (12 Eylül 1980) şartlarında cebren ve hile ile millete kabul ettirilen ve o gün bugündür bazı değişikliklerle birlikte hâlâ yürürlükte bulunan 1982 anayasası da aynı şartlarda referanduma sunulmuştu. 

Bu kez mavi “red”, beyaz “kabul”du. Yine övmek serbest, eleştirmek yasaktı. Köşe yazılarımda sık sık “mavi mavi” türküsüne atıfta bulunuyor, gök mavisinden deniz mavisine kadar tabiatta ne kadar mavi varsa topuna birden övgüler düzüyordum. 

Darbenin lideri Kenan Evren bir basın toplantısında bundan yakınmış, hatta köşe yazımı göstererek, “Bakın bize neler söylüyorlar” diyerek gözdağı vermeye çalışmıştı.

“Hey gidi günler!” deyip geçelim. 

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23