• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Halk TV’ye kayyum sonrası Muharrem İnce’nin sözleri gündemde! “Maaş alıyorlar, haber yapınca kesmekle tehdit ediyorlar”

Yaptığı yayınlar ve kamuoyunda tartışma konusu olan haberleriyle sık sık tepki çeken Halk TV’ye kayyum atanmasının ardından Muharrem İnce’nin kanal hakkında söylediği sözler yeniden gündeme geldi. İnce, Halk TV’nin de aralarında bulunduğu bazı muhalif kanalların siyasi partilerden düzenli para aldığını açıkça ifade etmiş, “Bizi haber yaptıkları zaman maaşı keseriz diye tehdit ediyorlar” sözleriyle dikkat çekmişti.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Türkmen

Geçmişte bu zulmü en çok yaşayan gazetelerden biri Akit. Görüşü ne olursa olsun meslektaşlarına yapılana karşı çıkmalı ve basın özgürlüğünü desteklemeli. Oysa zil takıp oynuyor Halk tv kapatıldı diye.
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Maaş Garantili Bağımsızlık: Bir Medya Paradoksu Dünya üzerinde "tam bağımsızlık" fikrini, ay sonu yatacak maaşın miktarına endeksleyen tek sektör muhtemelen Türk medyasıdır. Son dönemde yaşanan kayyum tartışmaları ve Muharrem İnce’nin "Maaş alıyorlar, istemedikleri haberi yapınca kesmekle tehdit ediyorlar" çıkışı, bize haberciliğin aslında ne kadar "ekonomik" bir bilim olduğunu bir kez daha kanıtladı. Geleneksel gazetecilik teorileri, basını "dördüncü kuvvet" olarak tanımlar. Ancak pratik, bize dördüncü kuvvetin asıl gücünün "muhasebe servisi" olduğunu gösteriyor. Bir gazetecinin kaleminin ne kadar keskin olacağı, o kalemi tutan elin cebine giren banknotların sıklığıyla doğrudan orantılıdır. Eğer ters bir haber yaparsanız, o keskin kalem anında bir "bütçe kesintisi" tırpanına dönüşebilir. Buradaki en rafine mizah unsuru ise yalan haber ve fonlanma ilişkisidir. Yalan haberin kime yapıldığı fark etmeksizin yasak ve suç olduğu bir evrende, medyamız bu yasağı delmenin en yaratıcı yolunu bulmuştur: "Finansal Doğrular." Bir haberin doğru olup olmaması, o haberi fonlayan merkezin hoşuna gidip gitmemesiyle ölçülür. Eğer patron veya fon sağlayıcı mutluysa, haber evrensel bir gerçektir; eğer maaşın kesilmesiyle tehdit ediliyorsanız, o haber muhtemelen "fazla doğru" olmuştur. Sistemin işleyişi oldukça basittir: Aşama 1: Büyük ilkelerle ve "halkın sesi" olma iddiasıyla stüdyoya girilir. Aşama 2: Maaş bordrosu kontrol edilir. Aşama 3: Yapılacak haberin, maaşı veren gücün hoşuna gidip gitmeyeceği test edilir. Aşama 4: Eğer haber riskliyse, editör masasından "Muhasebe bizi aradı, bu haber yatıyor" uyarısı gelir. Sonuç olarak, kayyumlar, davalar ve karşılıklı suçlamalar arasında kaybolan şey aslında gerçeğin kendisidir. Gazetecilerin "özgürce" suç işlemesi ya da "özgürce" yalan söylemesi değil, haberciliğin bir ay sonu faturasına dönüştürülmesi asıl kara mizahın konusudur. Çünkü bir ülkede haberi yapanın maaşı, habere konu olanın keyfine bağlıysa; orada artık gazetecilik değil, sadece yüksek bütçeli birer "halkla ilişkiler" tiyatrosu izleniyor demektir. Perde kapanır, ışıklar söner ve geriye sadece bankamatik sırasındaki bağımsız kalemler kalır.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23