Bölgede son yaşanan gelişmeleri değerlendiren Esenyel & Partners Kurucu Ortağı ve Denizcilik Hukuku Uzmanı Av. Selçuk Esenyel, “Şimdi herkes soruyor: İran boğazı kapatabilir mi? Basit görünen bir soru ama işin doğrusu hukuki açıdan son derece karmaşık. UNCLOS’un 38. maddesi uluslararası boğazlarda transit geçiş hakkı tanıyor. Ama İran bu sözleşmeyi 1982’de imzaladı, onaylamadı. Daha önemlisi, müzakere sürecinden bu yana ısrarla transit geçiş rejimine itiraz ediyor. İran’ın tezi şu: Hürmüz’de yalnızca masum geçiş geçerlidir. Uluslararası hukukta buna ‘ısrarlı muhalif devlet’ doktrini deniyor. 1951 tarihli Anglo-Norwegian Fisheries Davası’nda Uluslararası Adalet Divanı bunu teyit etmişti: bir teamül kuralı oluşurken tutarlı biçimde itiraz eden devlet o kuralla bağlı tutulamaz. İran’ın ileri sürebileceği ciddi bir argüman bu, kabul ediyorum. Ama karşı tarafta da en az o kadar güçlü argümanlar var. Birincisi, İran onlarca yıl boyunca bu boğazdan transit geçişe fiilen izin verdi. Hukukçular buna zımni kabul diyor, yani ısrarlı muhalif statüsünü zayıflatıyor. İkincisi, 1949 tarihli Corfu Boğazı Davası uluslararası boğazlardan geçiş hakkını UNCLOS’tan çok önce teyit etmişti. Dolayısıyla transit geçiş UNCLOS’la yaratılmış yeni bir kural mı, yoksa zaten var olan teamülün yazıya dökülmesi mi, bu tartışma açık. Ama mesele sadece bu değil. Şunu da görmek lazım: 28 Şubat’tan bu yana İran ile ABD-İsrail arasında fiili bir savaş var. Devletler arası uluslararası silahlı çatışma bu. Bu durumda savaş hukuku devreye girer. İran bir savaşın tarafı olarak deniz ablukası ilan edebilir, tarafsız gemileri durdurabilir, arayabilir, düşman yüküne el koyabilir. Bunlar bir egemen devletin savaş halinde sahip olduğu haklar. Fakat –ve bu çok önemli– bu haklar bile sınırsız değil. San Remo El Kitabı, bağlayıcı bir antlaşma değil ama teamül hukukunu büyük ölçüde yansıtıyor. San Remo’ya göre abluka için bildirim yapılacak, etkin uygulanacak, tarafsız devletlere orantısız zarar verilmeyecek, insani geçiş sağlanacak. İran’ın bazı ‘düşman olmayan’ gemilere geçiş izni vermesi aslında seçici bir abluka rejimi uyguluyor olduğunu gösteriyor. Peki bu rejim San Remo şartlarını karşılıyor mu? Özellikle tarafsız limanlara erişimin engellenmemesi ve orantılılık açısından ciddi soru işaretleri var. İster barış zamanı deniz hukukundan bakın ister savaş hukukundan, İran’ın boğazı tamamen ve ayrımsız biçimde kapatma hakkı olduğu savunulamaz” diye konuştu.