• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Kardeşliğin kriterleri   

24 Eylül 2016
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

İslam’ı ve İslam’daki kardeşlik olgusunu anlamak kimileri için çok zordur, kimileri için çok anlamlı, çok kolay, çok değerli ve çok sevimlidir. Bunu anlamada yeterli olmayanlar, aklen erginlik çağına girmemiş, ilmen belirleyici vasıf kazanamamış, şahsen kişilik sahibi olamamış ve toplumda sosyalleşememiş tufeylilerdir. Daha doğrusu ciddî meselelerin muhatabı olamayacak zihin engellisi, kavrama özürlüsü ve muhakeme yoksunu zavallılardır.

Aklını, kalbini ve kalıbını nefsanî kirlerden arındıran, Kur’an-ı Kerim’i anlayan ve onun mübelliği son Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi tanıyan aklî dengesi yerinde, ilmî derecesi düzeyli, kişiliği gelişmiş, tefekkür erdemine kavuşmuş, gönül iklimine girmiş ve “rıza” makamına talip olmuş insan, dost adayı insandır. İşte bundan sonra mümin vasıfları gerekliliği söz konusu olur. Elbette mümin olma vasıfları Kur’an’ın bütünlüğü çerçevesinde olan yüksek değerlerdir. Fakat bu ana unsurları yanı sıra müttâkî ve Muhsin gibi çok önemli makamlar insanı daha da yüceltmektedir. Bu değerler bütününe bakınca Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde çeşitli vasıflarla bütünleme tarzında müminler tanımlanır. Tevbe suresinin bir ayetinde Cenab-ı Hak; “Mümin erkekler de, mümin kadınlar da birbirlerinin dostlarıdır, insanlara marufu emrederler, münkerden nehyederler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler, işte Allah onlara mutlaka rahmeti ile yardım edecektir. Allah Azizdir, Hâkimdir.” (Tevbe:9/71) Bugün İslam toplumları uyanık olmalıdır.

Allah Teâlâ’nın rahmeti ile yardım ettiği seçkinleri de uyararak bu kıvamda kalmalarını öğütlediği kullarını ilginç ve manidar bir tarzda ayarlamaya tabi tutar. “Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız ve birbirinizden ayrılmayınız. Allah’ın üzerinizde olan nimetini hatırlayınız. Hani siz birbirinize düşmanlar iken Allah kalplerinizi ülfet ederek birleştirdi de O’nun nimeti ile kardeşler oluverdiniz. Sizler ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan çekip kurtardı. İşte Allah ayetlerini sizlere böyle açıklar, tâ ki hidayete erebilesiniz.” (Âli İmran.3/103) Bu ayeti çok iyi anlamak gerekir. Burada yapılan uyarı ve emirler tüm müslümanlara öncelik ve özellikle, İslam kimliğinin temellerini sağlamlığını ve olması gereken niteliğini anlatmaktadır. Bunları anlama erdemini benimseyen müslümanları Tevbe suresinde yapılan açıklama ile daha da yüceltmektedir. Rahman ve Rahîm Allah Teâlâ, yolunda savaşanlara cenneti vermek üzere nefislerini satın aldığını ifade eder. Sonra bu alışverişte ne ilginç gelişmeler olduğunu anlatır. Allah Teâlâ, yolunda savaşanlar için Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da hakiki manada üstlendiği bir vaat olduğunu bildirir. Allah’tan daha çok vadinde duracak kimsenin olmadığını deklare ettikten sonra alışverişin müjdeye vesile olduğunu ifade eder. Bundan sonra müminlerin özelliklerini sıralar ve kendi sınırlarına riayet ile korunmasını gerçekleştiren müminleri tekrar müjdeler.” O müminler, yaptıkları kötülüklerden Tevbe edenlerdir, ibadet edenlerdir, hamt edenlerdir, oruç tutanlardır, marufu emredenlerdir, münkeri nehyedenlerdir ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. (Habibim! işte sen o müminleri müjdele!” (Tevbe:9/112)

Özellikle burada Allah Teâlâ’nın sınırlarının başında İslam kardeşliği esas alınmalı ve buna Rabbimizin rızası doğrultusunda riayet edilmelidir. Çünkü “O gün dostlar birbirlerine düşmandır. Ancak bu düşmanlıktan muttâkiler müstesnadır.” (Zuhruf:43/67) Her halde farkındasınız. Takvâ, insanı o dehşet veren günde koruyucu bir olgu ve zirvede bir nimet olduğu bildirilmektedir. Cenab-ı Hak Tevbe suresi beşinci ayetinde sözünde durmayan, ahidlerini bozan müşriklerden bahseder ve onlara uygulanan öncelikle cezalarını dile getirir sonra yasaklamaları daha sonra da İslam’ın temel değerlerini yerine getirmeleri karşısında onlara uygulanacak esasları belirler. Hem hukukî netliğin ve hem de insanî değerlerin ulvî gelişimini ortaya koyan bu ayeti meal olarak oldukça önemlidir: “Artık haram aylar çıkınca, hak eden müşrikleri öldürünüz, diğerlerini yakalayınız ve onları hapsediniz ve onların geçit ve çıkış yollarını kapatınız (giriş çıkış yasağı koyunuz, gözaltında tutunuz.) Fakat tevbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı da verirlerse artık yollarını açık bırakınız. Gerçekten Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.” (Tevbe:9/5) Ne ilginçtir ki bu okuduğumuz ayet mealinin tamamlayıcılığı olarak on birinci ayet gerçekten ilgi çekmektedir. Ve muhteşem bir tarzda kardeşliğe vurgu yapıldığı görülmektedir.

“Eğer onlar daha sonra tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekâtı da verirlerse artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Ve biz, (bunların mahiyetini anlayıp değerini) bilecek bir kavim için ayetlerimizi açık açık beyan ederiz.” (Tevbe:9/11) Şimdi burada Hucurat suresindeki ilgili ayet ile çok manidar bir neticeye ulaşalım: “Bütün müminler, gerçek anlamda kardeşlerdir. Artık kardeşlerinizin arasını ıslah ediniz ve Allah’tan ittikâ ediniz ki rahmet olunasınız.” (Hucurat:49/10) Meselenin özü bu gerisi “kıl ü kal”den ibaret.

İlgi Tevbe beş: İdamı yürürlükten kaldırtan AB’nin sinsi planlarının neticesi, özellikle Türkiye’deki müşrik teröristlerine garanti imiş! Esselamu aleyküm.                          

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23