--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sûltân 1. Abdülhamid Hân’ın tahta geçmesi ve dönemindeki gelişmeler (21 Ocak 1774)

Halit Kanak
Halit Kanak
2

Sûltân 1. Abdülhamid Hân; ağabeyleri Şehzâde Numan ve Şehzâde Bâyezid’in 1764 ve 1770 tarihlerinde vefâtlarıyla veliaht olmuştu. 16 yıl, 2 ay, 22 gün tahtta kaldıktan sonra 21 Ocak 1774 tarihinde gece 01.30’da 57 yaşına 7 gün kala vefât eden ağabeyi III. Mustafa’nın yerine aynı gün 21 Ocak’ta tahta çıktığında 48 yaşını 10 ay, 3 gün geçiyordu. 

6 gün sonra büyük bir merasimle Eyüpsultân’a

giderek kılıç kuşandı. Şeyhülislâm Şerifzâde Mehmed Efendi yeni hükümdarın isteği üzerine Hz. Ömer’in kılıcı yerine, geleneklerin dışına çıkarak, Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz’in kılıcını bağladı. 

15 yıl, 2 ay, 17 gün sürecek hükümdarlığı için beklemeden ülkeyi kalkındıracak hamlelerin peşine düştü. Önce 13 Temmuz 1771’de işgâl edilen Kırım’ın kurtarılması için çareler aramaya başlarken, diğer taraftan 1768’den beri devam eden Rus savaşı takip ediliyordu. 

Rusya Eflak'ta ilerleyerek Dobruca'ya kadar geldilerse de, kendisini toparlayan Türk Ordusu; hem Cezayirli Hasan Paşa eliyle Çeşme baskınının intikamını aldı, hem de 2 Ağustos 1771'de Özü (Kırım), 12 Eylül 1771'de Yerköyü (Romanya), 29 Haziran 1773'te Silistre (Romanya), 20 Ekim 1773'te Varna (Bulgaristan) zaferlerini eze eze kazandı. Ancak kendi içlerinde bölündükten sonra Rusların eline geçen Kırım gitmişti.

Bu arada Ruslar yaklaşık 6 yıldır başlattıkları savaşı sulha bağlamak için yaptıkları teklifleri tekrarlarken, diğer taraftan askeri harekâtlarına devam ediyorlardı. En son 1773 Ekim’inde Varna önlerinde yenilerek Bulgaristan’ı işgâlden ümitlerini kesseler de, Dobruca ve köylerinde yaptıkları akıl almaz vahşetler ve 1774 baharında Rus Mareşal Romanzov’un Türk ana karargâhının bulunduğu Şumnu’ya yaptığı harekât etkili oldu.

Ana karargâhta ağır hasta olan Sadrâzâm Muhzinzâde Mehmed Paşa Rusya’nın sulh teklifini istişareler sonucu kabul etti.

Böylece 1768-1774 Osmanlı-Rus Harbi I. Abdülhamid devrinde, zafer kazanılmasına bakılmaksızın, 21 Temmuz 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması'yla aleyhimize neticelendi. 

28+2 maddelik bu anlaşmaya göre Ruslar işgâl altında tuttukları Kırım’ı boşaltacaklar, ancak Kırım Hanlığı Türkiye’den ayrılarak bağımsız bir devlet olacaktı. Kırım Hanlarının tasdiki de usulen yine Bâb-ı Âli tarafından yapılacaktı.(Fakat anlaşmaya uymayan Ruslar Kırım’ı boşaltmadı.)

Diğer taraftan 1775 yalında dört yıl sürecek İran savaşı, Rus savaşından bitkin çıkan Türkiye’nin elinden toprak koparmak amacıyla Basra’ya saldıran İran tarafından başlatıldı. İran geçici olarak üç yıl boyunca işgâl ettiği Basra’dan, Musul Beylerbeyi Vezir Hasan Paşa’nın İran’ı iki meydan muharebesinde bozguna uğratmasıyla atıldı.

Kafkasya’da ise Ferah Ali Paşa Kafkas cephesinde Soğucak merkezli yaptığı ıslahat hareketleri ve irşâd çalışmaları Kafkasya’nın tamamen Müslüman olmalarını sağladı.

Kırım konusu Rusların ihtirasları yüzünden Türkiye gündeminden hiç düşmedi. (Hâlen haklı olarak gündem olmaya devam etmektedir.) İhanetler ve Aynalıkavak’ta anlaşmaların yenilenmelerine rağmen Rusların akılalmaz oyunları yüzünden 13 Ağustos 1787’de Rus savaşının yeniden başlamasına neden oldu. 

Bundan 5 ay 28 gün sonra da Almanlar, Sadrâzâm ve Serasker Koca Yusuf Paşa’ya savaş notası vererek Rusların yanında yer aldıklarını duyurdu. 49 yıl, 4 ay, 21 gündür Almanlarla sulh hali bozulmuş oldu. Bu iyi olmamıştı ama gereği de yapılmalıydı.

25 Mart 1778’de İstanbul’dan hareket etti. Hedefinde Alman İmparatoru II. Joseph vardı. Önce ona dersini verecek, ardından Rusya’ya yönelecekti. İki cephede ayrı ayrı savaşmak istemiyordu. Alman İmparatoru da büyük bir orduyla hareket halindeydi. Önce Yaş’ı aldıysa da, Belgrad üzerine yürüyünce Yaş tekrar bize geçti. 

Koca Yusuf Paşa’nın geldiği haberi üzerine Belgrad’tan vazgeçen İmparator, Maroş Irmağı’nın güneyinde Şebeş denen yere giderek Yusuf Paşa’yı kendi topraklarında karşılayarak hezimete uğratmak istedi.

Ancak umduğu gibi olmadı. Çerkes Hasan Paşa’nın yardımıyla Koca Yusuf Paşa meydan muharebesinde Almanları tam bir bozguna uğrattı. İmparator 80 top dâhil bütün ağırlıklarını bırakarak canını kurtardıysa da 50 bin esir bıraktı.

Rus cephesinde ise Prens Potemkin 80 bin kişiyle geldiği Vezir Mehmet Ali Paşa’nın savunduğu Özü Kalesini düşürmeyi başardı.

Bu savaş devam ederken, Hotin de Rusların eline geçti. Rusların Özü Kalesi ve çevresinde yaptığı katliamlar Sûltân 1. Abdülhamid Hân’a tezkere şeklinde sunuldu. Sûltân bu tezkereyi okurken, Rusların yaptığı barbarlık ve vahşeti karşısında dehşete düştü. 

Sûltân 1.Abdülhamid Hân daha fazla dayanamadı ve okumayı tamamlayamadan beyin kanaması geçirerek ruhunu teslim etti. Yaptığı büyük hayır işleriyle tanınıyordu. Ayrıca 1877 yılında kaleme aldığı Peygamberimiz için yazdığı kasidesi Ravza’yı Mutahhara’nın iç duvarına yazıldı ve “Hücre Kasidesi” olarak anılmaya başladı. Mekânı cennet olsun inşaallah..

Halit Kanak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle