--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Papa’yı kahrından öldüren zafer Rodos’un fethi (2 Ocak 1523)

Halit Kanak
Halit Kanak
9

1523 yılının ilk günüydü. Vedâ etmek ve anlaşma şartlarına uyulduğu için teşekkür etmek için Kânûni’nin Otağına gelen Rodos (Saint-Jean) Şövalyeleri’nin Üstâd-ı Âzâm’ıPhilippeVilliers de I’lsle-Adam, uzun saatler kapıda bekletildikten sonra huzura kabûl edildi. İçeri girince yavaş adımlarla yürüdü. Türk Hâkânı’nın önüne gelince, kendisini boşluğa bırakırcasına iki dizinin üzerine bıraktı ve yüzükoyun ayaklarına kapandı. Sonra ihtiyatla elini uzattı Sultân’ın elini yakalayarak dudaklarına götürdü. İki altın aslanın arasında altın tahtında oturan 28 yaşındaki Sultân Süleyman direnmedi. Yaklaşık altı aydır kendisini meşgûl eden şövalyelerin üstâdına elini öptürmek sûretiyle iltifat etti.

Ertesi gün 2 Ocak Cuma idi. 20 Aralık 1522’de imzalanan teslim anlaşması gereği, gece boyu hazırlık yapan şövalyeler sabah saatlerinden itibaren Rodos’tan ayrılmaya başladılar.

Öğlene doğru tahliye işi bitince, KânûniSultân Süleyman camiye çevrilen Saint-Jean (Aziz Yahya) Kilisesinde bizzat Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi’nin kıldırdığı Cuma Namazında gâzilerle saf tuttu.

Namaz sonrası yapılan duâ da, bu muhasarada verilen 20 bine yakın şehidimizle birlikte, Fâtih SultânMehmedHân’ın 3 kez muhasara ederek düşüremediği Rodos Adasındaki savaşlarda şehid düşenlerde unutulmadı...

BUGÜNE NASIL GELİNDİ

1517’de Mısır’ın Fethinden sonra dahada hareketlenen deniz trafiğine geçit vermeyen Rodos Şövalyelerinin elinden stratejik adanın alınmasına karar verildiğinde, fetih için Kurdoğlu Muslihiddin Reis’in idâresinde İstanbul’dan yola çıkan donanma 24 Haziran 1522’de Rodos’a asker çıkarmaya başlamıştı. KânûniSultân Süleyman ise 18 Haziran’da ordunun başında Üsküdar’dan hareket etmişti ve 28 Temmuz’da Marmaris’ten, Kara Mahmud Reis’in kaptanlığında donanmaya ait “Yeşil Melek” adlı gemiyle Rodos’a ayak bastı.

Daha önce bütün muhasara hazırlıklarını yapmış olan Vezir Mustafa Paşa’nın tekmilinden sonra ertesi gün vuruşma başladı. O dönemde dünyanın en sağlam ve korunaklı bilinen Rodos Kalesi’ni bizzat şövalyelerin Üstâdı, yardımcısı Gabriel de Pomerols’la birlikte müdafaa ediyordu.

Ancak bütün hristiyan ülkelerden savaşçı şövalyeler kaledeydi. Üstâd-ı Âzâm kalede bulunan 8 burca 8 komutan atamış, her milletten tarikat şövalyelerine görev vermişti. Burçlardan ilkine Joachim de Saint-Şimon komutasında Fransız Şövalyeleri, ikincisine VonWaldner’in komutasında Alman Şövalyeleri, üçüncüsüne Sir William Whaston’un komutasında İngiliz Şövalyeleri, dördüncüsüne GiorgiaEmara komutasında İtalyan Şövalyeleri, beşincisine Juan de Barberan komutasında İspanyol Şövalyeleri, altıncısına Hernandez Soller komutadında Aragon Şövalyeleri, yedincisine Raymon de Picard komutasında Provence Şövalyeleri, sekizincisine VicomteRaymondRoger komutasında Auvergne Şövalyeleri yerleştirilmişti.

Bu şövalyelerin en büyük özelliği en zor şartlarda dâhi teslim olmaz, ölene kadar savaşırlardı. Ayrıca 180’er kişilik 4 ayrı bölüğe de tam yetkiyle şehir güvenliğini vermişti. Kalede ise bir yıllık yiyecek ve cephane istiflenmişti.

Buna rağmen Kânûni Rodos’u almaya kesin kararlıydı. Hücumlar peşpeşe ve oldukça şiddetliydi. Fakat savunmada o denli sertti ve her yeni hücum cansiperâne püskürtülüyordu. Yer altında açılan lağımlar, Venedikli mühendis GabrielMartinengo’nun sayesinde tesbit edilerek etkisiz kılınıyordu.

Günler günleri, haftalar haftaları kovalıyordu. İş uzadıkça Sultân Süleyman’ın canı sıkılıyor, mâzeret üreten paşalar azarlanıyordu. Hatta Anadolu Beylerbeyi Ayas Paşa hapis cezası dâhi almıştı.

İşin kötü tarafı kalede bulunan Türk istihbaratçıları bir bir yakalanıyor ağır işkenceler sonrası parçalanıyorlardı. Din değiştirmiş gibi yaşayan bir Türk doktor vardı. Türk topçusunun isabetli atışlarına ışıkla haber verdiği anlaşılınca 14 Eylül’de yakalanıp parçalandı. Kalede kadın istihbaratçılarda vardı. Bunlardan birisi kalede yangın çıkarırken yakalanmış ve ağır işkencelerden geçerek şehit olmasına rağmen diğer istihbaratçıların isimlerini vermemiştir.

24 Eylül’de kaleye yoğun ateş altında yapılan hücumda Balı Ağa (yeniçeri ağası) İspanyol Burcuna Türk Bayrağını dikmeyi başardıysada geri püskürtülmesi uzun sürmedi.

Diğer taraftan, 15 Temmuz’da 12 Ada’dan Herke’yi fetheden Kara Mahmud Reis, 4 Eylül’de İlekiAdasınıda fethetmiş, ancak son anda beklenmedik bir kurşunla alnından vurularak şehit düşmüş, İstanköy dâhil 12 adanın fethini görememişti.

30 Ekim’de denizde çıkan korkunç fırtınada donanma Marmaris’e çekilmek zorunda kalınca, şövalyelerin kuşatma kalkıyor sevinci kısa sürdü. Türk saldırıları durmadı. Kânûni, dur durak bilmeden dünyanın en sağlam kalesini almaya yemin etmişti. Çünkü bu küçük devlet doğrudan Vatikan’dan emir alıyor ve hayat felsefeleri Müslüman (Türk) düşmanlığı üzerine kurulmuştu. Ayrıca bir hançer gibi Türk toprakları arasındaydı. Öyleyse bu fitne yuvası dağıtılmalıydı.

Son destek Mısır Beylerbeyi Hayrbay’dan geldi. Kasım’da yapılan taarruzlar, şövalyelerin gözünü korkuttuysada yıldırmadı. Fakat aralık ayında sert kışa rağmen Türk Ordusunun çekilmediği ve Kânûni’nin emriyle, askerlerin her yeni saldırısının bir öncekinden daha şiddetli olması kaledeki ümitleri kırdı.

Takvimler 20 Aralık 1522’yi gösterdiğinde çaresiz kalan şövalyeler teslim olmayı kabûl ettiklerini bildirdiler. Böylelikle 213 yıllık Rodos Haçlı Devleti artık tarihe karışıyordu. (Artıklar taşındıkları daha küçük ada Malta’da Napolyon Bonabart yıkana kadar yeni bir devlet kurdular.) Yapılan anlaşma gereği şövalyeler 15 gün içinde Rodos’u ve 12 Ada’dan alınamayanları Bodrum Kalesiyle beraber teslim edip gidecekler, toplar hariç eşyalarını götürebileceklerdi.

Kaledeki 5000 civârında Müslüman esir teslim edilecek, tahliye bitene kadar Türk Ordusu kaleye yaklaşmayacak, sadece 4.000 yeniçeri tahliyeye nezâret edecekti. Tahliye gerçekleşene kadar, 25 şehir yöneticisi ile şövalyelerden üst düzey 25 kişi Türk Ordugâhında rehin kalacaktı. Ayrıca ada halkından isteyenlerde şövalyelerle birlikte gidebilecekti. Kalede olduğu tesbit edilen Cem Sultân’ın oğlu Şehzâde Murat ve çocukları da sağlimen teslim edilecekti.

Öylede oldu. 2 Ocak 1523’te kale teslim alındı. Ancak hüzün henüz bitmemişti. Cem Sultân’ın oğlu Şehzâde Murat yanında bulunan bir oğlu ve iki kızından ibaret çocuklarıyla ilgili hüküm verilecekti. Önce Şehzâde’nin hanımı ile kızları İstanbul’a saraya gönderildi. Ardından hristiyan olan Şehzâde ve oğlu yay kirişiyle boğduruldu.

Bu arada Rodos muhasarasını Vatikan’dan anbe an takip eden Papa VI. Hadrianus, Rodos’un düştüğünü öğrenince kalbi sıkıştı, olduğu yerde düştü kaldı. Ölene kadar uzun bir süre daha düzelemedi ve nihayet kahrından öldü gitti. İki kilit nokta konumundaki Belgrad’tan sonra Rodos’un da düşmesine dayanamamıştı.

Bu fetihlerden sonra yaklaşık 400 yıl bizde kalan Rodos dâhil 12 Ada, oldu bittiyle elimizden gaspedilerek, sanki Yunan’dan almışız gibi hiç alâkası olmayan ilgisiz Yunan’a bırakılmıştır. Buradan bir kez daha haykırıyoruz: 12 Ada bizimdi, sonunda mutlaka yine bizim olacaktır.. Bugünler uzak değildir.

Halit Kanak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle