Özbekistan Hokand Hanlığı’nın Rusya tarafından işgâli (10 Eylül 1876)
Rus Çarı IV. İvan’ın Kazan Hanlığını 1552 yılında işgâl etmesi Türkistan’ın düşmesinin yollarını açmıştı. Çok değil dört sene sonra Hazar Denizi kıyısında bulunan Astrahan Hanlığı da işgal edilince Türkistan kapıları Rusya’ya açılmış oldu. Mareşal Stoganov’un 1582 yılına kadar yönettiği askeri harekatlar ise Küçüm Han idaresindeki Türk-Müslüman devleti Sibir Hanlığının bağımsızlığına son verilmesine neden oldu.
Rusya’nın Asya’daki bu hızlı yayılma süreci 17. yüzyılda duraklar gibi olduysa da, 18. yüzyılda yeniden başladı. Bu dönemde Osmanlı Balkanlar ve Kafkaslar’da kıskaca alınması, Türkistan’da Rus yayılmacılığını hızlandırdı.
Ruslar Kazak steplerine ulaştıklarında buralarda yaşayan Müslüman göçebe Kazaklar, üç büyük topluluk halinde teşkilatlanmış vaziyette olsalar bile yaylaları paylaşamadıkları için sürekli birbirleriyle kavga halindeydiler.
Tabii ki bu durum Rusların doğuya ve güney doğuya ilerlemesini kolaylaştırdı. Çar 1. Petro’ya verilen Amuderya Nehri kıyılarında bol miktarda altın tozu var raporu bu ilerlemeyi hızlandırdı.
18. yüzyılda Rusya’nın yayılma alanı Tanrı dağlarına, Türkistan çöllerine kadar ki coğrafya da oldu. 19.yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde ise Türkistan, Rusya ve İngiltere’nin Asya hakimiyeti için nüfuz mücadelesi verdikleri bölgelerden biri halindeydi artık.
Bu mücadele sırasında Türkistan’da Kazak bölgeleri ve bağımsız Türk devletleri olan Hive, Buhara ve Hokand Hanlıkları Çarlık Rusyası tarafından yutuldu. Bunlardan Hokand Hanlığı, yüz binin üzerinde nüfusuyla önemli bir medeniyet merkeziydi. Ve o dönem bünyesinde yüz civarında medrese ile beş yüzün üzerinde cami barındırıyordu.
Önemli özelliklerinden biriside Hokand Hanlığı’nda her dâim hazır, maaşlı 50 bin kişilik atlı ordunun mevcudiyetidir. Aynı zamanda bin beşyüz yılın üzerinde bir tarihi birikime sahip Hokand, İpek yolu üzerinde yüzyıllardır ilim, kültür, sanat ve ticaret merkezlerinden biri olma özelliğini hep korumuştur.
Bölgede önemli bir rol oynayan Hokand Hanlığı, Özbeklerin Ming kabilesinden Şahrûh Bey tarafından 18. yüzyıl başlarında 1709 yılında Fergana vadisinde kurulmuş, 19. yüzyılın hemen başında Hokand Hanlığının başında bulunan Âlim Han tarafından güçlü bir devlet teşkilatına kavuşturularak bölgeye hâkim olmuştu.
Bu dönemde Âlim Han’ın günümüzün özel kuvvetleri olarak kurduğu ve “Galabahadur” adı verilen tüfekli 10 bin neferlik özel askeri kuvveti Rus ve Çin yayılmacılığının hızlanması karşısında tedbir amaçlı olarak kurulmuştu.
Hokand Hanlığında 1822-1842 yıllarında görev yapan Muhammed Ali Han dönemine gelindiğinde Taşkent’in yanısıra Evliya-Ata, Çimkent, Tokmak, Akmescit, Merki şehirlerinin ele geçirilmesi Rusların Kazak Bozkırlarında durdurulması Çinliler ile Hint kıtasını elinde tutan İngilizlerin dikkatini çekti. Ve Rus, Çin, İngiliz Hokand Hanlığını yıkmak için harekete geçti.
Önce sinsi planla, Buhara Emirliğini Hokand’a saldırttılar. Buhara Emiri Nasrullah’ın 1842’de Hokand’ı ani baskınla ele geçirmesi bölgedeki dengeleri dış güçler lehine değiştirdi.
Akabinde Şir Ali Han’ın iki yıllığına Hokand Hanlığının başına geçmesi, Hokand Hanlığını tekrar toparlanıp eski sınırlarına ulaştırsada, bu kezde kalleş Rus siyaseti Hanlık bünyesindeki kabile ve soya dayalı güçler arasında iç çekişmeleri isyanlara dönüştürmüş ve bütünlük bozulmuştur.
1845-1875 yılları arasında Hokand Hanlığı’nın başına aralıklarla geçen Hüdâyar Han, toplamda 24 yıl kaldığı iktidarı döneminde her türlü hile ve tuzaklara karşı topraklarını korumaya çalışsada sona gelindiğinin farkındaydı..
Hokand Hanlığı, XIX. yüzyılın son çeyreğinde, batıda Hive ve Buhara, doğuda Kaşgar, kuzeyde Sibirya, güneyde Karategin, Dervaz’a kadar uzanan geniş bölgede hakimiyetini sürdürürken; Ruslar Hokand Hanlığında isyan çıkardılar. (Günümüzde değişmeyen Rus siyasetinde aynı senaryoyu Kırım’da, Ukrayna’da, Kazakistan’da ve Karakalpakistan’da gördük) Çıkardıkları bu isyanla Hüdâyar Hân’a güyâ destek veriyormuş gibi kendilerine sığınmalarını sağlamışlar, ardından 10 Eylül 1875 tarihinde ülkeyi işgâl etmişlerdir.
Ruslarla samimi bir ilişki kuran Hüdâyar Han1875 yılında ülkesinde meydana gelen karışıklıkları önleyemediği gibi bu karışıklıkları Rusların çıkardığını da anlayamadı. Gitti Orenburg'da Rus koruması altına girdi. Mirasçıları taht için tartışırken, Ruslar içeri girip hanlığı işgal ettiler. Ruslar güyâ Hüdayar'a tahtını geri vereceklerdi. Ama her zaman olduğu gibi sözlerini tutmadılar.
Yaptığı hatayı telafi etmek isteyen Hüdâyar Han Orenburg'dan kaçtıysada Herat yakınlarında yakalandığı hastalıktan kurtulamadı ve ülkesiyle birlikte tarihe karıştı..
Allah cellecelâlühü tarihten ibret almayı bizlere nasip etsin inşaallah…







