--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dr. Sâdık Ahmet ve Batı Trakya

Halit Kanak
Halit Kanak
1

Tarihler 24 Temmuz 1996 yılını gösterdiğinde dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel, İstanbul Ataköy'de düzenlenen bir törende, tam bir yıl önce trafik kazası süsü verilerek şehid edilen Batı Trakya Türkleri Lideri Dr. Sâdık Ahmet adına Türk Dünyası Hizmet Ödüllerini takdim ediyordu.

Ödüle lâyık görülenlerden biriside ömrünü Türk Dünyasına adamış Bilge Liderlerden Alparslan Türkeş'ti.

Büyük Devlet Adamı Türkeş, her dâim Türk Milletinin bekâsı için bu devletin sigortası olmuş, canından çok sevdiği milleti uğruna yıllarca cezaevlerinde kalmış, tabutluklarda işkence görmüş, ter akıtmış, bedel ödemiş bir liderdi.

İşte bu tören öncesi O'nun özel kalem müdürü Sayın Sami Cezaroğlu beni telefonla arayarak "Türkeş Bey'e Türk Dünyası Dr. Sâdık Ahmet Ödülü verilecek Sayın Büyüğümüz bu ödülü O'nun adına MHP İstanbul İl Başkanı olarak senin almanı istiyor" dediğinde Ataköy'de ki tören alanının yolunu tutmuştum.

İlk defa bu kadar teferruatlı bir şekilde rahmetli Dr. Sâdık Ahmet'in kişiliği, hizmetleri ve mücâdelesi orada anlatılmıştı.

Ve ben ilk defa değerli eşleri, hanımefendi Işık Ablayı orada görmüştüm. Nâsib olursa, hâlen genel başkanlığını yaptığım Türk Dünyası Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği'nin Eyüpsultân'daki Genel Merkezinde 12 Ocak 2020 Pazar günü Milliyetçi Hekimler Derneği ile ortaklaşa yaptığımız Dr. Sâdık Ahmet'i anma toplantısında bir kez daha dinleyeceğim.

Dr. Sâdık Ahmet, 7 Ocak 1947 yılında Gümülcine'ye bağlı diğer adı Ağra olan Küçük Sirkeli Köyünde dünyaya geldi.

Gümülcine'de lise öğrenimini bitirdikten sonra 1966 yılında Türkiye'ye gelerek Ankara Tıp Fakültesine girdi. Ancak Yunanistan Türkiye Diplomalarına denklik vermediği için bir yıl sonra Selânik Tıp Fakültesine giderek 1977 yılında mezun oldu.

Okul bittikten hemen sonra askere aldılar. Elindeki tıp fakültesi diplomasına rağmen 34 ay piyâde er olarak askerlik yaptırdılar.

Askerlik bitince de ver elini mecburi hizmet. O da bitince Gümülcine'ye dönüş. Ama bir yandan da cerrahlık ihtisasına devam etti.1984'te operatör olduktan bir yıl sonra harekete geçti. 

Çünkü Batı Trakya Türkü Lozan'da kendilerine verilen hakların hiç birinden faydalanamıyor, kendi arsasına dahi yeni bir ev yaptırtmadıkları gibi, yıkılan dökülen evlerini bırakın tamir ettirmeyi, kırılan kiremitlerinin yerine yenisini koyamıyorlardı.

(Hâlen Türk azınlığa uygulanan zulüm devam etmektedir. 2011 yılında okulları birleştirme kararı alan Yunan Hükümeti, o tarihten bugüne Batı Trakya’daki 59 Türk okulunu kapattığı gibi, yine öğrenci yetersizliği bahane edilerek 2019 / 2020 öğretim yılına girerken Rodop İlinin Dündarlı, Doğanca, Melikli ve Bulduklu; Meriç İlinde Çilingirmahalle, İskeçe İlinde ise Zeynelli Köyü Türk azınlık okulları kapatılmıştır.)

İşte bu durum karşısında Dr. Sâdık Ahmet, binbir güçlükle yaşam mücâdelesi veren Evlâd-ı Fâtihan (Gümülcine ve çevresi, İstanbul'un fethinden tam 90 yıl önce 1363 yazında Sultân 1. Murâd Hân'ın emriyle Akıncı Beyi Gâzi Evranos tarafından fethedildi) Batı Trakya Türkleri'nin zor şartlar altındaki durumunu bütün dünyaya duyurmak için imza kampanyası başlattı. 

Çığ gibi büyüyen imzalar 8 Ağustos 1986'da 15 bine ulaştığında tutuklandı. Bir müddet sonra serbest kaldığında, demokrasi ve insan hakları adına Selânik'te toplantı haberini aldı. 25 Eylül 1986'da düşünmeden tek başına toplantı salonuna daldı ve önceden hazırladığı Batı Trakya Türklerinin içler acısı durumunu anlatan bildirileri çantasından çıkartarak demokrasi ve insan hakları üyelerine dağıtmayı başardı. Ancak bu olay onun 30 ay hapis cezasına çarptırılmasına neden oldu.

Yılmadı, Batı Trakya Türklerinin sesini Yunan Meclisinden haykırmak için Gümülcine'den bağımsız milletvekili seçildi. Ama buda kolay olmadı. Yenilenen seçimlerde adaylığı iptal edildi. Yetmedi, Batı Trakya Türklerine "Türk" diye hitap ettiği için 18 ay hapis cezasına çarptırılarak Selânik Dudullu Hapishanesine gönderildi. O da yetmedi bir sonraki seçimlerde baraj koydular, aştı 8 Nisan 1990 seçimlerinde ikinci kez bağımsız milletvekili seçildi.

Dr. Sâdık Ahmet mücâdelesini, bir siyasî parti çatısı altında daha gür bir şekilde sürdürebilmek için 12 Eylül 1992'de "Dostluk Eşitlik Barış Partisi'ni" kurdu.

Batı Trakya Türkleri adına kurmuş olduğu bu ilk siyasî parti, bardağı taşıran son damla oldu. Şimşekleri üzerine çekmişti.

Batı Trakya Türklerinin meseleleri için bir dakika durmadı hep koştu. İşte bu koşuşturma ve hareket halindeyken O'na pusu kurdular. Hem de, güyâ Batı Trakya Türklerinin hayatlarını garantiye aldıklarını söyledikleri Lozan Antlaşması'nın yıldönümünde 24 Temmuz 1995 tarihinde trafik kazası süsü verdikleri oyunu sahneleyerek şehid ettiler.

Defalarca geçtiği yol üzerinde bekleyerek, traktörünü Dr. Sâdık Ahmet'in kullandığı ve içinde eşi ve kızı bulunan arabasının önüne âniden sürerek kaza yaptıran parayla tutulmuş çiftçi, Dr. Sâdık Ahmet'in öldüğüne emin olduktan sonra (kızı ve eşi yaralanmıştı) "Sâdık Ahmet'i öldürdüm, Sâdık Ahmet'i öldürdüm" diye sevinç çığlıkları atarak Sâdık Ahmet'in vefâtını herkese duyurmuştu.

Batı Trakya Dâvâsı, özerkliği kaldırılan müftülük makâmına Yunan makamlarınca yapılan atamayı eleştirmek hâlâ yasaktı. Bu eleştiriden dolayı, Millet Gazetesi sahibi Cengiz Ömer ile başyazarı Feyzullah Hasankaya 20'şer ay hapis cezasına çarptırıldılar. (Lozan Antlaşmasının 40. maddesi: Batı Trakya Türk Azınlığı’nın giderlerini kendileri karşılamak üzere, her türlü hayır kurumu, dinsel ve sosyal kurum, her türlü okul ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek, denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapmak konularında eşit hakka sahiptirler demesine rağmen, seçimle işbaşına gelmiş olan Gümülcine ve İskeçe Türk Cemaati Vakıfları İdare Heyetlerini azletmiş ve bu heyetlere kendi belirlediği kişileri tayin etmiştir.)

"Türk" demenin hâlâ suç olduğu Batı Trakya'da, Batı Trakya Dâvâsı O'nun yetiştirdiği ve izinden giden binlerle devam ettiriliyor.

Mekânı cennet olsun inşallah.

Halit Kanak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle