Çar deli Petro’nun Azak Hezimeti (13 Ekim 1695)
Romanov ailesinden Çar 1. Petro, üvey ağabeyi ile birlikte tahta çıktığında henüz 10 yaşındaydı. Bu yüzden kral nâibi olarak üvey ablası Sofia Alekseyevna bizzat işin başına geçti. 1689’da annesiyle birlikte üvey ablasına karşı yaptığı saray darbesiyle iktidarı ele geçirdi. 1694’te annesinin ölümüyle ülkenin tek patronu oldu.
İstikam, topçu ve denizcilik eğitimi almıştı. Bu arada hedefinde kuzeyde Baltık Denizi ile güneyde Karadeniz’e çıkmak vardı. Karadeniz yoluyla sıcak denizlere inmek ise en çok istediği şeydi.
Bunun için vakit kaybetmedi ve 1695’in ortalarında topladığı 300 bin kişilik askerle geldi, Don Nehri’nin Azak Denizine döküldüğü yerde bulunan Azak Kalesini kuşattı.
Azak Kale’sini, Kırım Yarımadası’nın güneydoğusunda bulunan ve Kânûni Sûltan Süleyman’ın da şehzâdeliği döneminde sancak beyi olarak görev yaptığı Kefe’nin Beylerbeyi’si Murtaza Paşa ile Azak Sancak Bey’i Mustafa Bey birlikte savunurken, Azak Kale’si savunmasına Kırım Hân’ı Selim Giray’ın sonraları üç sefer Kırım Hân’ı olarak göreve gelecek olan 16 yaşındaki oğlu Kaplan Giray yardım ediyordu.
Kuşatma daha ilk gününden itibaren çok kanlı ve şiddetli geçmeye başladı. Çar 1. Petro olanca gücüyle saldırıyor, Türk Garnizonu da aynı şiddetle cevap veriyordu. Fakat günler geçtikçe Ruslara ağır zayiatlar verdiren Türk Garnizonu da oldukça yıpranıyordu.
Bu kadar asker ve mühimmatla kaleyi düşüremeyen Petro çıldırıyordu. Saldırılarına yeni bir şey daha ekledi ve Azak Kalesine giden bütün su yollarını kestirdi. Kalede bütün saldırılara karşılık veren Türk Askeri susuz kaldı.
Susuzluktan vefât edenler görülmeye başlanıldığı sırada, Trabzon Beylerbeyi Ali Paşa 10 gemi dolusu mühimmatı ve bir o kadarda su ve gıdayı kaleye soktu. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Türk Askeri’nin kaleden çıkarak yaptığı yıpratma hücumları arttı.
Bu saldırılara dayanamayan Ruslar kaleyi düşüremeyeceklerini anladılar. Çar büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Tam 3 ay, 4 gündür muhasara ettikleri Azak’ı düşürmenin zor olduğunu gördü. 60 bine yakın askerini kaybettiğini öğrenen Çar I. Petro çekilme emri verdi.
Fakat bu da kolay olmadı. Azak Kale’sini daha kuzeyde korumak için bekleyen Selim Giray Hân’ın Yeğeni Şahin Giray, Murtaza Paşanın emriyle kaleden çıkan Türk Askerleriyle birlikte Rusları takibe başladılar.
Bu takip sonucu kaçan Rus askerlerinden 4 bini daha öldürüldü, pek çok top ele geçirildi. Türk şehitleri arasında elinde kılıcıyla kahramanca savaşırken şehit düşen Azak Müftüsü İsmail Efendi de vardı.
6 Şubat 1695’te 30 yaşını bitirmek üzereyken tahta geçen Türk Hâkân’ı Sûltân II. Mustafa Hân, yakından takip ettiği zafer sonrası; Kırım Hân’ı Selim Giray’ı, ayrıca beşinci oğlu Kaplan Giray’ı, Yeğeni Şahin Giray’la birlikte Beylerbeyi’leri Murtaza Paşa ile Ali Paşa’yı, Sancak Bey’i Mustafa Paşa’yı ayrı ayrı tebrik etti. Hepsini mükâfatlandırdı.
Deli Petro’ya gelince, daha sonra geçici bir süre Azak’ı almayı başarsa da Prut Savaşında önemli kazançlarının hepsini bırakarak Kırım ve Azak Kalesi dahil çekilmek zorunda kaldı. Petro’nun Karadeniz sevdası suya düşmüştü. Bu ta 1730’lardaki savaşlara hatta 1774’e kadar tehir edilecek bir idealdi ve Petersburg’u kuran Çar I. Petro bunu göremedi.







