Suudi Arabistan'da mahsur kalan Türk aileden yardım çağrısı
Türk aile, bir seccade nedeniyle çıkan tartışma yüzünden 5 buçuk aydır Suudi Arabistan’da mahsur kaldı. Hukuk sarmalının ortasına düşen Eskişehirli vatandaşlarımız, önümüzdeki birkaç günde harekete geçilmezde aylarca hapis yatacak. Şimdi gözler, yurt dışındaki Türkleri yalnız bırakmayan hükümet yetkililerine çevrildi. Dışişleri Bakanlığı’nın harekete geçmesi ve aileyi ülkemize geri getirmesi bekleniyor.
yeniakit.com.tr
Kâbe’de basit bir seccade tartışması, Türk aileyi aylar süren bir hukuk girdabının içine sürükledi. Eskişehirli aile, Kâbe’de tavaf namazlarını kılarken, güvenlik görevlileri seccadelerine bastı. Bunun üzerine Serdar isimli Türk vatandaş, annesinin seccadesine basmaması yönünde güvenlik görevlisine uyarıda bulundu. Suudi görevli ise Serdar’ın kendisine saldırdığını ileri sürdü ve seccadeyi fırlattı. Ardından Serdar karakola götürüldü ve tutuklandı. Suudi polislerin, Serdar’ın ailesinden de şikayetçi olduğu öğrenildi. Bunun üzerine Serdar 48 gün, kardeşleri ise 4 gün hapis yattılar.
Daha sonra mahkeme sarmalı başladı. Dertlerini anlatamayan Türk aile defalarca mahkemeye çıktı ancak Suudi güvenlik görevlilerinin çelişkileri ifadeleri dikkat çekti. Konsolosluk, avukatlık ve mahkeme tercümanlarının çelişkili ifadeleri ailenin durumunu iyice zora soktu.
Olayın üzerinden tam 5 buçuk ay geçti ve aile Türkiye’ye dönemiyor. Eskişehirli aile, konsolosluğun bu süreçte kendilerine yardım etmediğini, kalacak yer bulma konusunda bile müspet bir karşılık alamadıklarını söylüyorlar.
Şimdi itiraz mahkemesine sayılı günler kaldı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti aileye yardım elini uzatmazsa, Serdar 5 ay daha hapis yatacak. Kardeşleri ise 3’er ay…
Devlet yetkililerine seslenen Serdar, “Cumhurbaşkanımızdan, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’dan, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’ten rica ediyoruz, bizi buradan alsınlar. Kendimizi çok sahipsiz hissediyoruz. 20 gün kaldı. Kurbanlık koyun gibi bekliyoruz” diyerek devlet büyüklerine seslendi.
Henüz 1 ay önce, Suudi Arabistan’da 40 yıl mahsur kaldığı anlaşılan Ali Baybaş için devlet harekete geçmiş ve yaşlı adam 1 hafta gibi kısa bir süre içerisinde Türkiye’ye getirilmişti. Aynı sürecin Eskişehirli aile için de gerçekleştirilmesi ve mağdur edilen vatandaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından ülkelerine getirilmeleri bekleniyor.
AİLEDEN AÇIKLAMA
Konuya dair bir video çeken mağdur aile, yaşananları detaylıca anlattı:
Kâbe’de tavaf namazımızı kıldıktan sonra, annemin namazının bitmesini beklerken, askeri personel annemin seccadesine basarak önünden geçti. Ben de basmaması için uyarmak zorunda kaldım. Türkiye'de böyle olur, seccadeye bir saygı vardır. O da dönüp seccadeyi fırlattı, ben de anneme saldıracak zannettim, omuzuna dokunup, “Yapma” dedim. Daha sonra anlamadan etrafımı sardılar. “Neden dokundun” gibi. Ben de, “Bir şey yapmak istemedim, sadece basma diye uyardım” dedim.
Sonrasında beni aldılar. Harem'de arkaya götürdüler. Benimle konuştular. “Neden vurdun” dediler. Vurmadığımı söyledim. Sonra beni karakola götürdüler. Annem ve kardeşlerim de beni bırakmamak için arkamdan geldiler. Götürürken beni dövdüler orada. Burnuma vurdular, kulağım patladı. Sonra darp raporu almak isteyip istemediğimi sordular, istiyorum dedim ve raporu aldık.
Ardından karakola geri döndük. Sonra baktık ki yalnızca benden değil kardeşlerimden de şikayetçi olmuşlar. Onların hiçbir suçu yok. O gün biz hapse girdik. 48 gün hapiste kaldım. Sonra bize, “Sizin yasağınız yok gidebilirsiniz” dediler. Bu sürede bizimle hiçbir Türk ataşe ilgilenmedi.
Ailem 4-5 gün sonra hapisten çıktılar. 13 gün sonra da beni ziyarete geldi ataşe. Ercan bey. Bende bilgi aldı ve sakin olmamı istedi. Elinden bir şey gelmediğini söyledi. Bir devlet büyüğümüz yok mu biz bir şey yapmadık, bir el atılsın, dedik. Daha büyük işler var ister istemez, dedi.
5 kez mahkemeye girdik. Süreçten önce de bize mahkememizin olmadığı söylenmişti. Sonra biz konsolosluğa gittik, hapisten çıktıktan sonra. Konsoloslukta bana dendi ki, “Serdar sen rahat ol, bir daha girmeyeceksin.” Bunu söyleyen Muhammed bey, hapishane işleriyle o ilgileniyormuş. “Sen kurtuldun, rahat et, sadece 1 hafta 10 gün süreç sürer, yasağınız kalkar ve gidersiniz” dedi.
Ben hapisteyken annem ve kardeşlerim konsolosluğa gidiyor. Kalacak yerlerinin olmadığını ve bir yol göstermelerini istiyorlar. Konsolosluk demiş ki, “Devlet bize böyle bir yer sağlamıyor. Google’dan herhangi bir otel bulup kalabilirsiniz.” E bu insanlar Arapça bilmiyorlar. Gidecekleri ilk yer tabii ki konsolosluk. Annem çok üzüldü bu duruma.
Yasağımız yok denirken, biz tam mektubu verdik artık gideceğiz, beni aradılar ve, “Serdar acil mahkemen var” denildi. Şaşırdık. Hemen mahkemeye girdik. Kendimizi savunamamışız. Hiç mahkeme görmedik ki, nasıl olacak bilmiyoruz. Sonra mahkeme ertelendi.
Burada bir Türk abimiz var, yardımcı oldular ve avukat ayarladılar. İkinci mahkemede avukat da vardı. Sonra ilk ifadesinde benim vurduğumu söyleyen asker, ikinci mahkemede beni doğruladı ve itti dedi. Ama başka askerler, “Kardeşleri vurdu” dedi. Ablamın yere düştüğünü falan söylemiyor. Askere hakim sordu, darp raporun var mı diye. O da unuttum dedi. Avukat, polislerin çelişkili ifade verdiğini belirtip rahat olmamızı söyledi. Beşinci mahkemenin karar mahkemesi olduğu söyleniyordu.
Son mahkemede bana 5 ay, kardeşlerim ve anneme de 3’er ay hapis cezası verildiği söylendi. 3 tane evladım var, eşim ve çocuklarım Türkiye’de, çalışamıyorum, para götüremiyorum. Ablam aynı şekilde evli çocukları var, eniştem işten ayrılmak zorunda kaldı çocuklar için.
Bize söylenen, devlet büyüklerinin konsolosluğu aradığı ve konsolosluğun da “biz ilgileniyoruz” dedi. Ancak daha sonra işler kesiliyor. Konsolosluk bize, “Avukat tutun” diyor. Şimdi bizim 1 ay itiraz sürecimiz var. Ama korktuk iyice. İtirazdan bir şey çıkmayacağını düşünüyoruz. Devlet büyüklerimizden acil yardım bekliyoruz.
Şu an 20 günümüz kaldı. Sonra hapse gireceğiz. Ben 5 ay, kardeşlerim 3 ay hapis yatacaklar. Mahkemede tercümanlar bile çok saptırmış olayı.
Devlet büyüklerimizden, Cumhurbaşkanımızdan, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’dan, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’ten rica ediyoruz, bizi buradan alsınlar. Kendimizi çok sahipsiz hissediyoruz. 20 gün kaldı. Kurbanlık koyun gibi bekliyoruz. Hiçbir adli sicil kaydım yok. Böyle bir şey olması çok yaralıyor bizi. Bizi çok üzecek içeri girmek. Biz ülkemize bir an önce gelmek, çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz.